﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?><Search><Pages Count="196"><Page Number="1">k.k.t.c sivil savunma teşkilat başkanlığı kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti gezi kitabı                  sivil savunma teşkilat başkanlığı yayını: 5</Page><Page Number="2">sivil savunma teşkilat başkanlığı yayını: 5  sivil savunma teşkilat başkanlığı  tel: (0392) 228 30 36 - 228 37 36 faks: (0392) 228 29 12  web sayfası: www.sivilsavunmakktc.com  sivil savunma gezi kitabı  zeynep kaya  fotoğraflar : sivil savunma bölge müdürlükleri,             mehmet avcıl teknik ekip : korhan tunçkol, oral beyaz   bu kitabın yayın hakkı sivil savunma teşkilat başkanlığı'na aittir. sivil savunma teşkilat başkanlığı'ndan izin alınmadan kitabın tümü ya da herhangi bir bölümü yeniden basılamaz; bilgisayara, başka bir elektronik veya elektrikli iletişim aracına geçirilip kullanılamaz ve çoğaltılamaz.</Page><Page Number="3">ii önsöz 1960 antlaşmalarına göre, kıbrıslı türkler kıbrıs cumhuriyeti'nin iki eşit kurucu ortağından biri olmasına karşın, egemenliği kendileriyle paylaşmak istemeyen kıbrıslı rumların enosis ülküler i yüzünden kıbrıs cumhur iyet i fazla yaşayamamış, kıbrıslı rumlar 21 aralık 1963'te; akritas planı çerçevesinde, türklere topyekün imha saldırılarına başlamıştır. on binlerce kıbrıslı türk evsiz bırakılarak, göçmen durumuna düşürülmüş ve 11 yıl boyunca saldırılar askeri, sosyal ve ekonomik olarak devam etmesine rağmen kıbrıslı türkleri, egemenlik haklarını korumaktan vazgeçirememiştir. rumlarca başlatılan silahlı saldırılar, adanın bölünmesine neden olmuş ve 30 aralık 1963'te ingiliz general tarafından lefkoşa'yı bölen yeşil hat çizilmiştir. 11 acı yıl boyunca, yüzlerce kıbrıslı türk öldürülmüş, yaralanmış; bir o kadarı kaçırılmış ve kaybolmuştur. 103 türk köyü yakılıp yıkılmış, 117 camisi talan edilmiştir. sonuç olarak, 25 bin kıbrıslı türk, kendi ülkelerinde göçmen olmuş ve adanın %3'lük bölümüne sıkıştırılarak, ablukaya alınmıştır. böylece türkler, kendi kontrollerindeki enklavlarda yaşamaya başlamışlardır. 1974 mutlu barış harekâtı’ndan sonra ise kıbrıslı türkler adanın kuzeyinde bir araya gelerek, önce 1975 yılında kıbrıs türk federe devleti'ni, ardından da 15 kasım 1983 tarihinde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'ni ilan etmişler, tarihlerinde ilk kez kendi devletlerine sahip olmuşlardır. hazırlanan bu el kitabı ile kıbrıs'ın kısa tarihi ve sivil savunma teşkilat başkanlığı hakkında kısa bilgiler vermeyi, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’ndeki şehitlikler, anıtlar ve büstlerle, tarihi eserler, sınır kapıları ve ekonomik değerlerimiz hakkında hem ülkemizi ziyaret eden turistlere hem de halkımıza rehber olmayı, araştırmacılara, gençlerimize ışık tutmayı hedefledik. sivil savunma teşkilat başkanlığı</Page><Page Number="4">i ç i n d e k i l e r  kıbrıs’ın kısa tarihi...................................................... 1 kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’nde sivil savunma ve sivil savunma teşkilat başkanlığı’nın tarihçesi.........  4 lefkoşa ilçesi....................................................... 8 lefkoşa ilçesinin tarihçesi ......................................... 9 sivil savunma lefkoşa bölge müdürlüğü’nün  kısa tarihçesi..............................................................   10 lefkoşa bölgesi şehitlikleri.......................................... 11 lefkoşa bölgesi anıtlar ve büstler............................... 15 müzeler.......................................................................  28 tarihi eserler............................................................... 31 sınır kapılarımız ve limanlarımız............................... 43 bölgenin önemli ekonomik değerleri.......................... 47 bölgenin coğrafi yapısı............................................... 53 lefkoşa bölgesi’nin önemli telefonları......................... 54 gazimağusa ilçesi............................................... 55 gazimağusa ilçesinin tarihçesi...................................  56 sivil savunma gazimağusa bölge müdürlüğü’nün  kısa tarihçesi..............................................................   57 gazimağusa bölgesi şehitlikleri.................................. 58 gazimağusa bölgesi anıtlar ve büstler....................... 64 müzeler........................................................................  68 tarihi eserler............................................................... 70 sınır kapıları ve limanlar............................................ 87 bölgenin önemli ekonomik değerleri.......................... 91 bölgenin coğrafi yapısı............................................... 94 gazimağusa bölgesi’nin önemli telefonları................. 95 girne ilçesi............................................................. 96 girne ilçesinin tarihçesi..............................................  97 sivil savunma girne bölge müdürlüğü’nün  kısa tarihçesi...............................................................   99 girne bölgesi şehitlikleri............................................... 100 girne bölgesi anıtlar ve büstler.................................... 104 müzeler.........................................................................  111 tarihi eserler................................................................ 122 sınır kapıları ve limanlar............................................. 134 bölgenin önemli ekonomik değerleri........................... 136 iii</Page><Page Number="5">bölgenin coğrafi yapısı................................................ 141 girne bölgesi’nin önemli telefonları.............................. 142 güzelyurt ilçesi.................................................... 143 güzelyurt ilçesinin tarihçesi.........................................  144 sivil savunma güzelyurt bölge müdürlüğü’nün  kısa tarihçesi................................................................   145 güzelyurt bölgesi şehitlikleri......................................... 146 güzelyurt bölgesi anıtlar ve büstler.............................. 150 müzeler..........................................................................  152 tarihi eserler.................................................................. 153 sınır kapıları ve limanlar............................................... 157 bölgenin önemli ekonomik değerleri............................ 158 bölgenin coğrafi yapısı................................................. 164 güzelyurt bölgesi’nin önemli telefonları....................... 165 iskele ilçesi............................................................. 166 iskele ilçesinin tarihçesi...............................................  167 sivil savunma iskele bölge müdürlüğü’nün  kısa tarihçesi................................................................   168 iskele bölgesi şehitlikleri............................................... 169 iskele bölgesi anıtlar ve büstler.................................... 171 müzeler..........................................................................  174 tarihi eserler.................................................................. 176 bölgenin önemli ekonomik değerleri............................ 180 bölgenin coğrafi yapısı................................................. 183 iskele bölgesi’nin önemli telefonları............................. 185  iv</Page><Page Number="6">osmanlı imparatorluğu, kıbrıs'ta üslenen korsanların akdeniz'den geçen gemilere saldırmalarını önlemek ve katolik venediklilerin baskısı altındaki ortodoks rumlarına yardım etmek için 1571 yılında 80 bin şehit vererek kıbrıs'ı fethetmiştir. kıbrıs'ta osmanlı yönetimi fiilen 307, hukuken 352 yıl sürmüştür. 1878 yılında, osmanlı-rus savaşını fırsat bilen ingiltere "ruslara karşı yardım" vaadi ile kıbrıs'ı 92 bin altına kiralamış; osmanlı imparatorluğu'nun 1'inci dünya savaşı'na almanya'nın yanında katılması üzerine yayınladığı bir emirname ile kıbrıs'ı ilhak ettiğini duyurmuştur. kıbrıs'ın ingilizlere kiralandığı 1878 tarihinden itibaren, rumlar enosis isteklerini dile getirmeye ve bu yolda örgütlenmeye başlamışlar, 17 ekim 1931 tarihinde kavanin meclisi üyesi papaz nikodimos'un bir vergi konusunu bahane ederek enosis çağrısı yapması üzerine, kıbrıslı rumlar silahlı bir ayaklanma başlatmış, bu isyan üzerine ingiliz yönetimi, milli tarihlerin okutulmasını, siyasi faaliyetleri ve milli bayrakların çekilmesini yasaklamış, basına sansür uygulamış, yasama meclisi niteliğindeki kavanin meclisi'ni kapatmıştır. isyana katılmayan kıbrıs türk halkı sömürge yönetiminin haksız baskısına uğramıştır. 1949 yılının aralık ayında komünist akel partisi ev ev dolaşarak, "enosis istiyorum" yazılarının altına imza toplamış, 15 ocak 1950'de ise kiliselere konan defterlere "enosis'e evet" ya da "enosis'e hayır" şeklinde imza atılmak suretiyle gerçekleştirilen tek taraflı plebisit sonucunda, rum halkının %96'sı "enosis'e evet" demiştir. yunan dışişleri bakanı stefanopulos'un direktifiyle eoka; 01 nisan 1955'de ilk bombalarını patlatarak eylemlerine başlamıştır. eoka eylemlerinde, 30 türk köyü yakılıp yıkılmış, buralarda yaşayan türkler göç etmiştir. bu saldırılar üzerine, 01 ağustos 1958 tarihinde türk mukavemet teşkilatı (tmt) kurulmuştur. tmt faaliyetleri sırasında hiçbir rum köyüne saldırmamış, türk gençlerini eğitmiş, kendilerini savunmaları için silah sağlamıştır. iki halk arasında başlayan çarpışmalar sonucu, rumların savunduğu enosis ve türklerin savunduğu "taksim" planına karşı, bir orta yol olarak "adanın bağımsızlığı" fikri doğmuştur. 1  kıbrıs'ın kısa tarihi</Page><Page Number="7">2 bu fikrin, ingiltere, yunanistan, türkiye ve abd tarafından benimsenmesinden sonra, 11 şubat 1958'de zürih anlaşması ve 19 şubat 1959'da da londra anlaşması imzalanmıştır. türkiye, yunanistan, ingiltere ve adadaki iki toplumun eşit statüde kurucu üye olarak imza attıkları zürih ve londra anlaşmaları’ndan sonra kıbrıs, iki halkın ortak egemenliğinde ve yönetiminde, iki toplumlu bir cumhuriyet olarak doğmuştur. 18 ağustos 1960'da resmen kurulan cumhuriyet uzun ömürlü olmamış, 25 mart 1962'de bayraktar camii'sine yapılan ilk saldırıdan sonra, 09 aralık 1963 günü lefkoşa türk lisesi, rum polisler tarafından basılmış ve açılan ateş sonucu türk öğrenciler yaralanmıştır. 21 aralık 1963 günü ise atatürk heykeli ve türk lisesi rum polisleri tarafından yeniden kurşunlanmış; 22 aralık günü matyat köyü yakılmış, 23-24 aralık'ta küçük kaymaklı ve kumsal bölgelerine saldıran silahlı rumlar, kaymaklıyı yakıp  yıkarken, kumsal'da ise binbaşı ilhan'ın çocukları ve eşi banyo  içinde katledilmiş; birçok türk, evlerinden alınıp götürülmüş, türk memur ve milletvekilleri silah zoruyla yönetimden uzaklaştırılarak devlet gasp edilmiş, tüm devlet daireleri, radyo-tv işgal edilerek, cumhuriyet, bir rum devletine dönüştürülmüştür. 1968 haziranında başlayan ve kıbrıs'a yeni bir düzen getirmeyi amaçlayan toplumlar arası görüşmeler altı yıl devam etmesine karşın, rumların, türklere 1960 anayasası’ndaki hakları dahi vermemek ve türk toplumunu bir azınlık statüsü içinde tutmak istemelerinden dolayı bir ilerleme sağlanamamıştır. 15 temmuz 1974'te gerçekleşen sampson darbesinden sonra, ada’daki türklerin haklarının garanti altına alınmasını isteyen türkiye, garantör devlet ingiltere'ye "ortak hareket etme" teklifi götürmüştür. dönemin türkiye başbakanı bülent ecevit'in 16-17 temmuz 1974 tarihlerinde yaptığı görüşmelerden olumlu bir sonuç çıkmaması üzerine türkiye, kıbrıs barış harekâtı’nı başlatmıştır. harekât’ın 16 ağustos 1974 tarihinde tamamlanan ikinci bölümüyle kıbrıslı türkler özgürlüklerine kavuşmuştur. kıbrıs rumlarının, "kıbrıs hükumeti" olarak tüm dünyada tanınmalarının rahatlığı içinde hiçbir anlaşmaya yanaşmamaları ve kıbrıs türklerini her gün biraz daha fazla köşeye sıkıştırmak yönünde    çabalarını   yoğunlaştırmaları   karşısında,   self-</Page><Page Number="8">3 determinasyon hakkını kullanan kıbrıs türk halkı, 15 kasım 1983'te federe meclis'in oybirliği ile aldığı bir kararla, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'ni ilan ettiğini dünyaya duyurmuştur. bundan sonra sürdürülen tüm barış çabaları da sonuç vermemiş, rum yönetimi her zaman bütün dünya tarafından "kıbrıs cumhuriyeti" olarak tanınmanın rahatlığı içinde anlaşmazlık politikasını sürdürmüştür. bu politikaları rum halkı tarafından da destek görmeye devam etmektedir.</Page><Page Number="9">4  kıbrıs türk halkı arasında 21 aralık 1963 t a r i h i n d e s i l a h l ı rum saldırıları karşısında halkın can ve mal kaybını en aza indi rmek amacıyla pasi f ko r unma f aa l i ye t l e r i ne başlanmış ve türk cemaat meclisi’ne bağlı olarak 1964 yılı ağustos  ayında  üç kişiden  oluşan bir “sivil s a v u n m a k o m i t e s i ” kurulmuştur.   lefkoşa türk kesimi, sivil savunma komitesi’ne bağl ı olarak yedi si v i l savunma bölgesine ayrılmış ve bu bölgelerde ekipler kurulmuştur. bu ekiplerde gözcü, haberci , yangın söndürme, kurtarma, ilk yardım ve sosyal yardım ekipleri teşkil edilmiştir. ekiplere o günkü imkanlar oranında teçhizat verilmiş, eği t im ve küçük çapta tatbikat lar yaptırı lmıştır. gaz imağusa , larnaka , limasol ve baf’taki türk bölgelerinde de bunlara benzer si v i l savunma faaliyetlerine gidilmiştir. bu faaliyetlere ek olarak sığınak yapım ve bakım çalışmaları da yürütülmüştür. kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nde sivil savunma ve sivil savunma teşkilat başkanlığı'nın tarihçesi</Page><Page Number="10">5  1972 yılı başlarında, sivil savunma teşkilatı’nı yeniden teşkilatlandırmak üzere yasal düzenlemeye gidilmiş ve kıbrıs türk yönetimi meclisi’nde 18 şubat 1972 tarihinde “sivil savunma yasası” kabul edilerek 06 ağustos 1974 tarihinde yürürlüğe girmiştir. bu yasayla oluşturulan teşkillerideki sivil savunma görevlileri tarafından, 20 temmuz 1974 mutlu barış harekatı’nda şehir merkezlerine düşen top mermileri nedeniyle sivil halk arasında başlayan panik yatıştırılmış, sivil halkın gereksiz yere evlerinden dışarıya çıkıp yaralanmalarını önlemek için, basın-yayın vasıtaları ile duyurular yayınlanmış, yaralılara ilk yardım uygulanmış, evsiz, barksız, kimsesiz kalanlarla, göç edenler, geçici olarak barındırılmıştır. 1974 mutlu barış harekâtının, kıbrıs türk toplumuna getirdiği özgürlükle birlikte; toplumun yerleşim, idari ve sosyal yapısında da yeni düzenlemelere gidilmesi kaçını lmaz olmuştur. 01 ağustos 1976 tar ihinde g ü v e n l i k k u v v e t l e r i komutanlığı’nın kurulması ile birlikte sivil savunmanın da yeniden yapılandırılmasını öngören “1976 sivil savunma (değişiklik) yasası” kabul olunarak yürürlüğe girmiştir. bu yasa gereğince ülkemizde başbakanl ığa bağlı sivil savunma teşkilat başkanlığı kurulmuştur. kktc mülki taksimatına göre; lefkoşa, gazimağusa, girne, güzelyurt ve iskele ilçelerinde sivil savunma bölge müdürlükleri halkımıza hizmet vermektedir. günümüzde sivil savunma teşkilat başkanlığı merkezi; başkent lefkoşa'nın yenişehir bölgesinde bulunmaktadır. sivil savunma teşkilat başkanlığı merkez teşkilatı personel ve idari şube müdürlüğü, haberalma ve ikaz şube müdürlüğü, harekât ve eğitim şube müdürlüğü, ikmal ve donatım şube müdürlüğü, muhabere şube müdürlüğü, maliye şube müdürlüğü, hizmet ve destek şube müdürlüğü, radyo  müdürlüğü, arama-kurtarma şube müdürlüğü ve sosyal tesisler şube müdürlüğü'nden oluşmaktadır.</Page><Page Number="11">6 s i v i l s a v u n m a arama-kur t arma şube müdürlüğü, deprem, yangın, sel, çığ, kimyasal/biyolojik sızıntı ve benzeri doğal a f e t l er i l e o l ağanüs t ü durumda arama kurtarma faaliyetleri icra etmek üzere görev yapmaktadır. sivil savunma teşkilat başkan-lığı, yurt dışında meydana gelen afetlerde de göreve hazır olduğunu her zaman göstermiş, yardıma koştuğu ülkelerde hayat kurtararak ülkemizi başarı ile temsil etmiştir. t ü r k i y e ' d e , 1 7 ağustos 1999'da marmara ve 12 kasım 1999'da düzce'de meydana gelen; on binlerce insanın ölümüne ve sakat kalmasına neden olan depremlerde arama-kur tarma çal ışmalar ına katılmıştır. s i v i l s a v u n m a arama kurtarma ekipleri 08 ek im 2005 t a r i h i nde , pakistan'da meydana gelen ve on binlerce insanın hayatını kaybettiği deprem felaketi sonrası ilk defa türkiye dışında bir ülkede arama-kurtarma görevi yapmıştır. kktc sağlık bakanlığı ekibi ile birlikte 11-21 ekim 2005 tarihleri arasında birleşmiş milletler şemsiyesi altında yaptığı arama-kurtarma çalışmaları birleşmiş milletler tarafından yazılı olarak takdir edilmiştir.</Page><Page Number="12">7 uluslararası yardım, işbirliği ve koordinasyonu geliştirmek maksadıyla, ilk kez 18 nisan 2006'da 4 kıtadan 20  ülkeden 63 g ö z l e m c i p e r s o n e l i n ka t ı l ımı y l a taş k ı nköy / lefkoşa'da gece şartlarında “uluslararası sivil savunma tatbikatı” yapılmıştır. başkanlık bünyesinde faaliyet gösteren radyo müdürlüğü’ne bağlı olarak tesis edilmiş kuzeyin sesi radyo vatan, radyo vatan nihavent ve radyo vatan türkü, insan yaşamını olumsuz etkileyen büyük yangınlar, deprem, sel gibi doğal afetler konusunda k ı b r ı s t ü r k h a l k ı n ı bilinçlendirme ile ilkyardım, koruyucu ve kurtarıcı tedbirler konusunda halkın eğitilmesine yönelik yayınlar yapmaktadır. bu radyolar ve mobil radyo istasyonu olağanüstü durumlarda afet radyosu olarak hizmet verecek şekilde organize edilmiştir. kuzeyin sesi radyo vatan 87.5 ve 104.3 fm frekanslarından, radyo vatan nihavent 89.8 ve 100.4 fm ve radyo vatan türkü ise 94.4 ve 104.5 fm frekanslarından dinleyicilerine ulaşmaktadır. radyo vatan-nihavent ve türkü internet üzerinden dünyanın herhangi bir yerinden de rahatlıkla takip edilebilmektedir.</Page><Page Number="13">8 kktc sivil savunma teşkilat başkanlığı lefkoşa bölge müdürlüğü lefkoşa</Page><Page Number="14">lefkoşa ilçesinin tarihçesi  9 bir zamanlar ledra olarak bilinen lefkoşa, deniz seviyesinden 150 m. yükseklikte yer almaktadır. m.ö. 280 yılında mısır kralı ptoleme soter'in oğlu leucus, yıkılan ledra kentini takriben bugünkü lefkoşa'nın bulunduğu alana inşa edince kente lefkotheon adı verilir. kentte varolan en eski yapılar m.s.1192-1489'a tarihlenen lusignan (luzinyan) dönemi yapıları olmakla birlikte çoğu 1566 sonrası venediklilerce yıkılarak, taşları bugün de görülen hendekli surların yapımında (1567) kullanılmıştır. lefkoşa'da da diğer ortaçağ kasabalarında olduğu gibi ziyaretçiler üzerinde ilk büyük etkiyi 1567-1570 yılları arasında inşa edildiği bilinen şehir surları yaratır. uzunluğu 4,5 km. bulan ve bir daire biçiminde olan lefkoşa surları’nda, 11 burç ve 3 ana giriş-çıkış kapısı vardır. bu surlar, venedikliler tarafından osmanlı imparatorluğu saldırısına karşı yapılmıştır. halen 5 burç kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin, 5 burç güney kıbrıs rum yönetimi'nin kontrolünde olup, 1 burç da her iki ülke tarafından paylaşılmaktadır. lefkoşa şehri, aynı zamanda 1300 yıldan beri kıbrıs   adası'nın başkentliğini de yapmaktadır. şehir, osmanlı döneminde yeni hanlar, hamamlar, bedestenler, cami ve köşkler inşa edilerek, geleneksel türk mimari sanatının örnekleriyle bezenmiş ve yeni bir türk şehri görünümü kazanmıştır.</Page><Page Number="15">10 lefkoşa bölge müdürlüğü’nün kısa tarihçesi   sivil savunma lefkoşa bölge müdürlüğü; sivil savunma teşkilat başkanlığı'nın 1976 yılında yeniden organizasyonunu müteakip, sivil savunma yasası gereği taşra teşkilatını oluşturan beş bölge müdürlüğünden biridir. 2005 yılında bölge müdürlüklerinin mülki yönetim ve bölümleri yasası’na uygun olarak yeniden yapılanmasından sonra şimdiki lefkoşa kaza hudutları içerisinde, tüm yerleşim birimlerinde sivil savunma hizmetlerini yürütmektedir. lefkoşa bölge müdürlüğü; sorumluluk alanındaki tüm sivil savunma hizmetlerini, 29 aralık 2008 tarihinden itibaren öğretmenler caddesi no:6 ortaköy'de bulunan binasında sürdürmektedir.</Page><Page Number="16">11   tekke bahçe şehitliği   lefkoşa tekke bahçesi şehitliği, 21 aralık 1963'te başlayan rum saldırıları sonucu şehit düşenlerin tekke bahçesi diye bilinen araziye defnedilmesiyle oluşmuştur. 1963-1974 yılları arasında lefkoşa'da şehit olanlar ve diğer bö l ge l e r de ya r a l an ı p getirildiği lefkoşa'da can vererek şehit düşenler de bu şehitliğe defnedilmiştir.  1974 mut l u bar ı ş harekâtı'nda şehit düşen sivil, mücahit ve türk silahlı kuvvetleri (tsk) mensubu personelin bir kısmı yine bu şehitl iğe defnedi lmiştir.  1983 yılında, 1974'de şehit düşen tsk mensubu 84 şehit, yapılan bir törenle boğaz şehitliği’ne nakledilmiştir. lefkoşa tekke bahçesi şehitliği’nde halen 164 şehidin mezarı bulunmaktadır.  şehitlikte 2002 yılında güvenlik kuvvetleri komutanlığı tarafından çevre düzenlemesi yapılmış olup, şehitliğin bakımı şehit aileleri ve malül gaziler derneği ile 1. piyade alay komutanlığı tarafından müştereken yapılmaktadır. lefkoşa bölgesi şehitlikleri</Page><Page Number="17">12  küçükkaymaklı kabristanlığı’ndaki şehit mezarları 1956-1960 yıllarında rum eoka tedhiş örgütüne mensup canilerinin vahşi saldırıları sonucu şehitlik mertebesine ulaşan 28 şehit mezarının bulunduğu yerdir. rum eoka canilerinin yollarda kurdukları pusular sonucu şehit edilenler, evinde sessizce otururken öldürülenler, çalıştığı iş yerinde rumlar tarafından vurulanlar, ingiliz askerleri tarafından kurşunlananlar ve rumların enosis hedeflerini önlemek için kurulmuş türk mukavemet teşkilatı (tmt) saflarında hizmet ederken kendi yaptıkları bombaların patlaması suretiyle şehit düşenler burada yatmaktadır. 1956-1960 yılları arasında şehit edilen ve burada yatmakta olan şehitlerimizin 25'i erkek, 3'ü kadındır. 1996 yılında yol yapım çalışmaları dolayısıyla 4 şehidimiz tekke bahçesi şehitliği'ne nakledilmiştir.</Page><Page Number="18">13   dikmen yolunda, ortaköy mezarlığı’ndaki şehitlik   1974 barış harekâtı'nda şehit düşen mücahitler ve türk silahlı kuvvetleri mensuplarından bir kısmı bu mezarlıkta belirlenen me r kez i b i r bö l geye defnedi lmiş ve burası ş e h i t l i k o l a r a k isimlendiri lmiştir. 1974 barış harekâtı'ndan sonra ş e h i t o l u p b o ğ a z şehitliği'ne defnedilen 88 şehidimizin 1993 yılında  bu şehitliğe nakli yapılmıştır. buradan da 3 adet şehit mezarı boğaz şehitliği'ne taşınmıştır. 1974 sonrasından günümüze kadar çeşitli bölgelerde şehit düşenler ortaköy mezarlığı'ndaki şehitliğe defnedilmektedir.  bu şehitlikte halen 161 şehidimiz yatmaktadır. bu şehitlerimizin 98'i türk silahlı kuvvetleri mensubu, 58'i mücahit, 1’i güvenlik kuvvetleri komutanlığı mensubu, 1’i öğretmen, 2’si sivil, 1’i ise meçhuldür. kayıp şahıslar komitesi tarafından tespit edilen şehitlerimizin naaşları da bu şehitliğimize defnedilmektedir. 1960 yılında kıbrıs'a gelerek göreve başlayan kıbrıs türk kuvvetleri alayı (k.t .k.a.) persone l i nden 1965-1974 yıllarında çeşitli nedenlerle şehit olan 5 k i ş i i ç in or taköy mezarlığı'nda bir yer ayrılmış ve kıbrıs türk kuvvetleri alayı ( k . t. k . a . ) şe h i t l i ğ i a d ı verilmiştir. dikmen yolunda, ortaköy mezarlığı’ndaki k.t .k.a. şehitliği</Page><Page Number="19">14  düzova (üç şehitler)şehit mezarları düzova mezarlığı’nda bulunan şehitlikte, 19 temmuz 1958 tarihinde, şimdi güneyde kalmış olan üç şehitler köyü'nün 1 km. uzağında bulunan ve köye su sağlayan motoru çalıştırmak üzere giderken yolda pusuya yatan eoka'cıların saldırıları sonucu şehit edilen özkan hasan, ibrahim yılmaz ve mehmet ahmet pekmez isimli üç şehidimizin mezarları vardır. o güne kadar goşi olarak anılan köyün adı bu olaydan sonra üç şehitler olarak değiştirilmiştir.  1974 yılına kadar akıncılar köyü’nde kalan şehit mezarları, 1974 yılından sonra ailelerinin düzova köyüne göç etmeleri ile onların isteği üzerine düzova mezarlığı’na nakledilmiştir.</Page><Page Number="20">15   lefkoşa bölgesi anıtlar ve büstler  atatürk anıtı ulu önder atatürk'ün anavatan türkiye tarafından kıbrıs türkleri’ne emanet edilerek girne kapısı'na dikilen heykeli, 29 ekim 1963 cumhuriyet bayramı'nda kıbrıs'ın her tarafından gelen binlerce kişinin katıldığı muhteşem bir törenle açılmıştır. törene katılan kıbrıs türk kuvvetleri alayı bandosu’nun çaldığı ve törende hazır bulunan binlerce kişinin hep bir ağızdan söylediği istiklâl marşı'ndan sonra zamanın türkiye cumhuriyeti büyükelçisi mazhar özkol kurdeleyi kesmiş ve kıbrıs türkü’ne emanet edilen heykeli beraberce açmaları için dr. fazıl küçük'ü davet etmiştir. heykeli saran büyük türk bayrağı açılıp da ata’nın heykeli tüm heybetiyle ortaya çıktığı an törende hazır bulunanların heyecanı son haddine çıkmış ve alkış sesleri uzun süre devam etmiştir.</Page><Page Number="21">16 dr. fazıl küçük heykeli heykel, kıbrıs türk halkının özgürlük mücadelesi lideri dr. fazıl küçük'e kıbrıs türk halkının minnet duygularının ifadesi olarak, lefkoşa surlariçi'nde girne kapısı'nın hemen arkasında bulunan inönü meydanı'nda bulumaktadır. heykel, dr. küçük ile kıbrıs türk halkını temsil eden kız çocuğundan oluşmakta, dr. fazıl küçük'ün sevecenliğini, insanlara olan yakınlığını ve halkçılığını göstermektedir. heykelde, halkı ile yeni yetişen neslin onun hizmetlerine karşı müteşekkir oldukları ona çiçek verilerek ifade edilmekte; onun yüzündeki ifade ise toplumuna olan güvenini temsil etmektedir. heykeli, türkiye'nin en büyük ve dünyanın dördüncü büyüklükteki anıtı olan “atatürk ve harbiye” anıtı'nın heykeltıraşı, marmara üniversitesi güzel sanatlar fakültesi, heykel ve seramik bölümleri öğretim üyesi prof. dr. heykeltıraş tankut öktem yapmıştır. heykelin açılışı, kıbrıs türk toplumu’nun özgürlük mücadelesinde önemli bir yer tutan 27 – 28 ocak 1958'de inönü meydanı ve girne caddesi’nde meydana gelen olaylarda şehit olanları anma yıldönümü olan 27 ocak 1989 tarihinde gerçekleştirilmiştir. açılışı düzenlenen devlet töreni ile cumhurbaşkanı rauf raif denktaş tarafından gerçekleştirilmiştir.</Page><Page Number="22">17   şehitler abidesi kıbrıs'ta, türk varlığının idamesi ve bu topraklarda var olması için seve seve canlarını veren şehitlerimiz anısına lefkoşa'da dikilen anıt, 28 ocak 1963 tarihinde düzenlenen bir törenle açılmıştır. törende dönemin cumhurbaşkanı muavini dr. fazıl küçük, türkiye cumhuriyeti büyükelçisi dr. mazhar özkol, türk cemaat meclisi başkanı rauf raif denktaş, türk bakan ve milletvekilleri, türkiye gençlik teşkilatı genel başkanı doç. dr. ismet giritli ve milli şair behçet kemal çağlar'ın da bulunduğu heyet üyeleri olmak üzere öğrenciler ve halk hazır bulunmuştur. 28 ocak 1963 tarihinde şehitler meydanında yükselen bu anıt, kıbrıs türkü’nün mutlu gayelere ulaşma ülküsünün bir simgesidir. bu anıt, kıbrıs'ın türk vatanı olması için canlarını seve seve veren ve yaşadığımız toprakları vatan yapan bütün şehitlerimize ithafen yapılmış müşterek bir mezar taşıdır.</Page><Page Number="23">anıttepe: milli mücadele liderimiz dr. fazıl küçük'ün anıt mezarı 18  kıbrıs türk halkının özgürlük mücadelesi lideri dr. fazıl küçük 15 ocak 1984 tarihinde vefat etmiş ve devlet töreniyle anıttepe'deki geçici istirahatgâhına defnedilmiştir. dr. fazıl küçük' ün anıt mezarı'nın yapımına 1987 yılında başlanmış ve anıt mezar, iki yıl süren çalışmaların sonunda 8 aralık 1989 tarihinde tamamlanmıştır. dr. fazıl küçük'ün naaşı, 8 aralık 1989 tarihinde saat 12:00'de düzenlenen dini bir törenle ebedi istirahatgâhına nakledilmiştir. anıt mezar’ın çevre düzenlemesi ile ilgili proje merhum liderin ölüm yıldönümü olan 15 ocak 1990 tarihinde tamamlanmıştır. anıt mezar'da ayrıca dr. fazıl küçük ve kıbrıs türk milli mücadelesi ile ilgili resimlerin sergilendiği bir de sergi salonu bulunmaktadır.</Page><Page Number="24">salahi şevket anıtı 19 23 aralık 1963 tarihinde lefkoşa türk bölgesini ateş yağmuru altına alan ledra palas oteli üzerindeki eoka'cılara karşı çetinkaya türk spor kulübü önünde savaşırken şehit olmuş salahi şevket'in anısına ithafen yapılmıştır. anıt, salahi şevket'in şehit olduğu yerde, lefkoşa surlariçi'nde yer alan çetinkaya türk spor kulübü'nün bahçesinde bulunmaktadır.</Page><Page Number="25">türk mukavemet teşkilatı (tmt) anıtı 20 tmt anıtı, 1958 yılında rumların enosis ideallerine karşı kıbrıs türkü’nün varlığını korumak için kurulmuş olan türk mukavemet teşkilatı'nın (tmt) hizmetlerini hatırlamak ve tmt saflarında mücadele ederken şehit olanların anısını yaşatmak amacıyla dikilmiştir. dr. burhan nalbantoğlu devlet hastahanesi karşısındaki alana yapılan anıt’ın temeli 02 mayıs 2002 tarihinde atılmış, 15 kasım 2002 tarihinde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin kuruluşunun 18. yıl dönümü törenlerinin hemen ardından türkiye cumhuriyeti genelkurmay başkanı orgeneral hilmi özkök'ün de katıldığı bir törenle açılışı gerçekleştirilmiştir.</Page><Page Number="26">milli mücadele ve kurtuluş anıtı 21 milli mücadele ve kurtuluş anıtı kıbrıs barış harekâtı'nın 14. yıldönümü olan 20 temmuz 1988 tarihinde açılmıştır. lefkoşa-gönyeli yol kavşağında görkemli bir şekilde yükselen anıt, varoluş mücadelemizi yansıtmakta, gelecek nesillere bu mücadelenin kolay olmadığı mesajını vermekte, milli mücadeleyi ve kurtuluşu simgelemektedir. anıt, kıbrıs kredi bankası tarafından yaptırılmış olup, açılışını 20 temmuz 1974 tarihinde kıbrıs'a çıkan kıbrıs türk barış kuvvetleri komutanı ve dönemin türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı konseyi üyesi emekli orgeneral nurettin ersin yapmıştır. anıtın açılışında konuşan kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti cumhurbaşkanı rauf raif denktaş, bu anıtın kıbrıs türkünün vermeye mecbur bırakıldığı soylu kurtuluş mücadelesini simgelediğini vurgulamış, “burada şehitler, toplu mezarlar, baş eğmeyen, türklüğünü ve bayrağını koruyan bir avuç insanın öyküsü canlandırılmaktadır.” demiştir.</Page><Page Number="27">şehit hüseyin ruso anıtı 22  25 aralık 1963 tarihinde, küçük kaymaklı'da rumların gerçekleştirdiği saldırıda, türk halkını katliamdan kurtarabilmek için savaşırken şehit olan beden eğitimi öğretmeni hüseyin ahmet ruso'nun vurulduğu yerde adına ithafen yapılmıştır. anıt, şu anda güvenlik kuvvetleri 1. piyade alay komutanlığı sorumluluk sahasında küçükkaymaklı mahallesi’nde bulunmaktadır.</Page><Page Number="28">gönyeli şehitler anıtı 23 gönyeli kent merkezinde yer alan bu anıt, 1963-1974 yılları arasında, 1974 barış harekâtı esnasında şehit olan gönyeliler adına ithafen yapılmıştır. 1976 yılında yapımına başlanan anıt, zamanın belediye encümeni, gönyelili vatandaşları, çeşitli kurum ve kuruluşların katkılarıyla 1977 yılında tamamlanmış ve devlet başkanı rauf raif denktaş tarafından gönyeli halkının da katıldığı bir törenle açılmıştır.</Page><Page Number="29">aleminyo şehitler anıtı (değirmenlik) 24 12 ağustos 1967 tarihinde, bir traktörle larnaka kazasına bağlı aleminyo köyü yolunda buldukları bubi tuzaklı bir paketin patlaması sonucu şehit olan beş kişinin anısına önce aleminyo  ilkokulu  bahçesinde  bir  şehitlik yapılmıştır. 1974 yılından sonra değirmenlik köyüne yerleşen aleminyo köyü sakinleri, 1992 yılında değirmenlik belediyesi'nin, bazı kurum ve kuruluşların ile köy halkının katkılarıyla bu anıtı yaptırmışlardır.</Page><Page Number="30">türkeli (ayvasıl) şehitler anıtı 25 türkeli (ayvasıl) şehitler anıtı, rum-yunan ikilisi tarafından 24 aralık 1963 tarihinde o zaman ki ayvasıl, şimdiki adıyla türkeli köyünde genç, yaşlı, kadın, erkek ayırt edilmeksizin katledilen şehitlerimizin toplu olarak gömüldükleri yerde yapılmıştır. göklere yükselen çeşitli boyutlarda yuvarlak sütunlar ve geniş bir kaide şeklinde görülmektedir. anıt, 26 aralık 1979 tarihinde tamamlanmıştır.</Page><Page Number="31">küçük kaymaklı şehitler anıtı 26 küçükkaymaklı şehitler anıtı, 25 aralık 1978 tarihinde, dönemin kıbrıs türk barış kuvvetleri komutanı korgeneral necip torumtay tarafından törenle açılmıştır. lefkoşa-gazimağusa, küçükkaymaklı-yenişehir dört yol kavşağına dikilen anıtın açılışı için düzenlenen törene rauf raif denktaş, dönemin t.c. büyükelçisi candemir önhon, kıbrıs türk federe devleti meclis başkanı oğuz korhan, başbakan mustafa çağatay, güvenlik kuvvetleri komutanı tuğgeneral atilla erdoğan, bakanlar, milletvekilleri ve kalabalık bir halk topluluğu  katılmıştır. törende bir konuşma yapan küçükkaymaklı spor kulübü başkanı ali enver, türk toplumunun verdiği milli mücadelede yerini alan küçükkaymaklı şehitlerinin anısına bu anıtı yaptırdıklarını belirterek, üç devre olarak gördükleri bu savaşımı bu anıtla ebedileştirdiklerini söylemiştir.</Page><Page Number="32">yurtta sulh cihanda sulh anıtı 27 atatürk'ün “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini sembolize etmekte olan anıt, 1982 yılında yapılmıştır. mimarları hasan emirali ve ekrem bodamyalızade, mühendisi ise soyer yılmaz'dır. anıtın lefkoşa surlarına benzetilmiş daire şeklinde bir kaidesi ve bu kaidenin lefkoşa surları’ndakilere benzer şekilde on bir adet burcu (çıkıntısı) vardır. havaya doğru açılan bir el şeklinde duran anıt’ın ortasında su fışkırmakta ve bu su saflığı ve temizliği sembolize etmektedir.</Page><Page Number="33">mili mücadele müzesi 28 mücahitler sitesi avlusunda yer alan milli mücadele müzesi'nin inşaatına lefkoşa'nın on bir burcundan biri olan musalla burcu üzerinde 1978 yılında başlanmış ve 01 ağustos 1982 tarihinde iç düzenlemesi de tamamlanarak resmı bir törenle ziyarete açılmıştır. müze 2002 yılında yeniden restore edilmiş, 2003 yılında ise müzeye ses ve film düzeni ilave edilmiştir. müze, kıbrıs türk toplumunun 1878 yılından başlayıp günümüze kadar devam eden milli mücadelesini belgelemek ve bu mücadelenin nedenleri ile  hangi koşullar altında yapıldığını anlatmak amacı ile kurulmuştur. milli mücadele müzesi, adada müze binası olarak yapılmış ve kullanılan ilk ve tek yer olma özelliğine de sahiptir. müze mesai saatlerinde tüm ziyaretçilere açıktır.  müzeler</Page><Page Number="34">barbarlık müzesi 29 2 1 a r a l ı k 1 9 6 3 ' t e rumların, türklere karşı ada’nın her taraf ında başlat t ıklar ı s a l d ı r ı l a r d a ç o k s a y ı d a savunmasız insan, kadın, çocuk, g e n ç , y a ş l ı d e n i l me d e n acımasızca katledilmiştir. 24 aralık 1963 gecesinde rumların kumsal bölgesinde yaptıkları saldı r ıda çok sayıda sivi l vatandaşımız da esir alınmış, şehit edilmiştir. kıbrıs türk kuvvetleri alayı doktoru tbp. binbaşı nihat ilhan ve ailesinin ikamet ettiği kumsal bölgesindeki lojmana giren rum çeteciler, lojmanda gördükleri resimlerden evin bir türk subayına ait olduğunu anlamışlar ve vahşice saldırarak evin banyosuna sığınan binbaşımızın eşi, 3 çocuğu ve o gece evde bulunan bir bayanı barbarca şehit etmişlerdir. ayrıca o gece evde misafir olan bir erkek, bir bayan ve bir çocuğu da ağır yaralamışlardır. evin müzeye dönüştürülmesi fikri 1965 yılında hayat bulmuş ve barbarlık müzesi olarak ziyarete açılmıştır. müzede o vahşet gecesinin izlerini açıkça görmek mümkündür.  barbarlık müzesi 1975 ve 2003 yıllarında yeniden düzenlenmiş ve müzenin bahçe-sine bir de anıt yaptırılmıştır. müze mesai saatlerinde tüm ziyaretçilere açıktır.</Page><Page Number="35">mevlevî müzesi (mevlevî tekkesi) 30 müze mevlevi dergâhı idi. tekkenin bulunduğu arazi  emine hatun denilen zengin bir kadın tarafından bağış-lanmıştır. ilk şekliyle 17. yüzyıla ait osmanlı yapılarına benzeyen binada bugün görülen ampir üslûbundaki onarım ve süsleme 19. yüzyılda geniş çapta onarıldığına dair kanıttır. yanında girne caddesi’ne bakan bir çeşme vardır. 30 kasım 1925 tarihinde türkiye'de tekke ve zaviyelerin kapatılması ile ilgili teklifin yasalaşması üzerine kıbrıs türkleri mevlevî tekkesi'nin kapatılmasını istemişlerse de bu isteklerini ingiliz idaresine kabul ettirememişlerdir. ingiliz yönetimi mevlevi tekkesi'nin idaresini halep'ten gelen bir şeyhe bırakmıştır. son şeyh şamlı selim dede'nin 1954 senesinde ölümü ile kıbrıs'ta mevlevilik tarihe karışmıştır. 1962 yılına kadar kapalı kalan tekke, aynı yıl, kıbrıs'ın ilk türk müzesi olan kıbrıs türk etnografya müzesi adıyla tekrar hizmet vermeye başlamıştır. yapının semahane ve türbe bölümleri iyi korunmuş olup, türbe bölümünde mevlevi şeyhlerine ait on altı mezar bulunmaktadır.</Page><Page Number="36">31 tarihî eserler    selimiye cami lefkoşa’nın surlariçi bölgesinin merkezinde, lüzinyan döneminde, 1208 yılında yapımına başlanan ve 1326 yılında ibadete açılan bir latin katedralidir. fransa'nın ortaçağ katedrallerini andırır. lüzinyan kralları’nın taç giyme törenleri burada yapılırdı. bir iddiaya göre giriş kısmının döşemesinde lüzinyan döneminde kıbrıs'ta yaşamış ünlü kişilerin ortaçağa ait mezar taşları kullanılmış veya diğer bir iddiaya göre sözü edilen soylular ve krallar bu kısma gömülmüşlerdir. mezar taşları üzerindeki yazı ve resimler bozulmadan günümüze kadar gelmiştir. lefkoşa'nın 09 eylül 1570 tarihinde fethinden hemen sonra iki minare, minber ve mihrap ilave edilerek ayasofya adı ile camiye çevrilen katedral 1954 yılına kadar bu isimle anılmıştır. doğu kapısı sultan abdulaziz'in kıbrıs'ı ziyaret edeceği söylentileri üzerine nazif paşa tarafından yaptırılmış ve üzerine sultan abdulaziz'in tuğrası ile onu öven bir yazıt konmuştur. caminin adı 13 ağustos 1954 tarihinde kıbrıs müftüsü dânâ efendi tarafından değiştirilerek, kıbrıs'ın fethinde padişah olan ıı. selim'in adı verilmiş ve bu tarihten itibaren selimiye camii olarak anılmaya başlanmıştır. halen lefkoşa'nın en büyük camisi olarak hizmet vermeye devam etmektedir.</Page><Page Number="37">haydarpaşa camii 32 14. yüzyılda lüzinyanlar döneminin gotik mimarı örneği kiliselerinden olan yapı, st. katerina ismiyle yapılmıştır. kıbrıs'ın fethinden hemen sonra minare, mihrap ve minber eklenerek camiye çevrilen yapıya osmanlı ordusu komutanlarından haydar paşa'nın adı verilmiştir. kuzey köşesinde binanın yüksekliğine erişen odanın hiçbir zaman inşa edilemeyen bir kale için yapıldığı belirtilmektedir. lef koşa ' da aynı adı taşıyan semtteki bu yapı, bir ara evlendirme dairesi olarak da kullanılmıştır. uzun süre bakımsız kalan yapı temmuz 1990'da mimar rezzan nevzat tarafından eski eserler ve müzeler dairesi ile müşterek olarak restore edilmiş ve haydarpaşa galeri adıyla sergi, konferans ve diğer kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaya başlamıştır.</Page><Page Number="38">arabahmet camii 33 lefkoşa surlariçi'nde arabahmet mahallesi'nde bulunan kesme taştan tipik bir osmanlı eseri olan camii, adını kıbrıs fatihlerinden ve rodos beylerbeyliği hizmetinde de bulunmuş arap ahmet paşa'dan almıştır. muhtemelen 17. yüzyılda yapılmış olan camii, 1845 yılında onarım görmüş ve 1990'lı yıllarda tekrar restore edilerek, şimdiki görüntüsünü almış, kubbeli olan tek eski camidir. kesme taştan yapılan ve çokgen gövdeye sahip olan minare, caminin batı duvarına bitişiktir. caminin avlusunda sekizgen planlı bir şadırvan vardır. caminin avlusu bir zamanlar mezarl ık olarak kullanılmakta idi. bu mezarlıkta, kıbrıs'ın ünlü devlet adamlarından kamil paşa, darbhane-i amire memurlarından essevit  hasan, mir-i miran rumeli beylerbeyi ve kıbrıs mutasarrıfı ishak paşa'nın mezarları da bulunmaktadır. camii günümüzde de ibadete açıktır.</Page><Page Number="39">sultan mahmut kütüphanesi 34  doğu kapısı yan ı nda sultan ıı mahmut devrinde kıbrıs valisi olan ali ruhi efendi tarafından 1829 yılında kesme taştan inşa edilmiş bir yapıdır. bina, tek kubbeli büyükçe bir odayla, önünde iki kubbeli revakıyla arap ahmet camii gibi klasik osmanlı camii ve medrese mimarisinin bir örneğidir. binanın dış duvarlarının kuzey, güney ve batı tarafındaki mermer levhalar üzerinde “maşallah” (allah korusun) kelimesi yazılıdır. giriş kapısının üst tarafındaki mermer levha üzerinde “burası kütüphanedir” yazısı ve giriş kısmının sol tarafındaki küçük oturma odasının güney duvarında ise h.1244/1828/29 tarihli sultan mahmut'un tuğrası vardır. kütüphane odasının iç duvarlarının üst kısmı, kıbrıslı şair hoca hasan hilmi efendi tarafından yazılmış ıı.sultan mahmut'u metheden bir kaside (şiir) ile çevrilidir. odayı süsleyen bu şiir kabartma olarak yapılmış ve 22 ayar altın ile varaklanmıştır. bu şiirin sultan mahmut'a sunulması üzerine hoca hasan hilmi topkapı sarayı'na davet edilerek kendisine sultan-ı şuara (şairler sultanı) unvanı verilmiştir. 2008 yılında vakıflar idaresi tarafından restore edilerek araştırma kütüphanesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. kıbrıs'ın 400 yıllık; sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihi bütün kayıtları, türkçe'ye çevrilerek araştırmacıların kullanımına sunulmuştur. kütüphane kıbrıs'ın ilk resmi kütüphanesi olma özelliğini de taşımaktadır. s u l t a n ı ı . m a h m u t kü tüphanes i le f koşa ' da selimiye cami'nin  bu l unmak t ad ı r. . , kütüphaneye başta 2. sultan mahmut olmak üzere tanınmış bir çok kişi kitap bağışında bulunarak kütüphanenin zenginleşmesini sağlamıştır. bunların arasında el yazması kur'an-ı kerim ve değerli arapça, türkçe ve farsça kitaplar yer almakta idi.  kütüphane de bulunan kitapların bir kısmı milli arşive verilmiş, bir kısmı da türkçeye çevrilerek bilgisayar ortamına aktarılmıştır. bu çalışmalarda</Page><Page Number="40">venedik sütunu / dikili taş 35 atatürk meydanı veya diğer bir ismiyle saray önü meydanı'nın ortasında bulunan venedik sütunu, venedikliler zamanında salamis harabeleri’nden getirilerek önce, saray önü camii’nin bulunduğu yere dikilmiş, adanın osmanlılar tarafından fethinden sonra bulunduğu yerden kaldırılmış; ancak, 1915 yılında ingilizler tarafından tekrar şimdi bulunduğu yere dikilmiştir. 7 m. yüksekliğinde ve 71 cm. çapında granitten yapılmış sütunun tepesinde şimdi kayıp durumda olan st. mark aslanı bulunmaktaydı. bugün sütunun tepesinde metal bir küre vardır. sütunun altıgen kaidesi üzerinde venedik hanedanına mensup ailelerin armaları yer almaktadır.</Page><Page Number="41">büyük hamam 36   büyük hamam, st. george kilisesi'nin temelleri üzerine inşa edilmiştir. hamam klasik bir osmanlı türk yapısıdır. yapının önünden geçen yol, yüzyıllar boyunca  yükseltilmiştir. yol, şu an orijinal seviyesinden iki metre daha yukarıdadır. büyük hamam, tarihi dekoru içerisinde günümüzde de hizmet vermeye devam etmektedir.</Page><Page Number="42">büyük han 37   büyük han, tarihi ve mimari değerler bakımından lefkoşa'daki türk eserlerinin başında gelmektedir. 1572 yılında adanın ilk osmanlı beylerbeyi muzaffer paşa tarafından yaptırılmıştır. han, osmanlı dönemi şehir içi ticaret hanlarının mimari özelliklerini taşımaktadır. önceleri alanyalılar hanı olarak biliniyordu. burada yerli halkın yanı sıra özellikle ticaret amacı ile anadolu'dan gelen tüccarlar konaklamaktaydı. hanın 68 odası ve asmaaltı sokağı’na açılan 10 dükkanı vardır. hanın zemin katındaki odalar dükkan ve depo olarak kullanılmıştır. üst kattaki sekizgen bacalı şömineleri olan odalar ise yatak odalarıdır. iç avlunun ortasında anadolu hanlarında da görülen ve köşk mescit olarak adlandırılan mimari yapı bulunmakta, bu yapının alt kısmında ise çok köşeli bir şadırvan yer almaktadır. ingiliz döneminde hapishane olarak da kullanılan büyük han, 2001 yılında tamamen restore edilmiştir. handa yer alan dükkânlarda, el emeği ile yapılan kıbrıs'a özgü geleneksel bir el işi olan “lefkara işleri”, sesta veya sini de denilen hasırdan yapılmış tepsiler, biblolar, deniz kabuğundan yapılmış süs eşyaları gibi yöresel ürünler satılmaktadır.</Page><Page Number="43">38  kumarcılar hanı lefkoşa'nın ünlü mekânlarından asmaaltı meydanı'nda yer alan ve kumarcılar hanı adıyla bilinen han, 16. yüzyıl sonunda inşa edilmiş tipik bir osmanlı yapısıdır. han, değişik tarihlerde kumbaracılar hanı, hımarcılar hanı ve kemancılar hanı gibi farklı isimlerde anılmış olsa da günümüze kumarcılar hanı adıyla gelmiştir. tamamen sarı kesme taştan iki katlı olarak inşa edilmiş binanın alt katında bulunan odalar kemerli tonozlarla orta avluya açılmaktadır. bu odalar depo veya hayvan barınağı olarak kullanılmıştır. üst katta ise tıpkı büyük han'da olduğu gibi ocaklı odalar yer almaktadır. 1953-63 yılları arasında tadilat görmüş olan bina 1964 yılından sonra tamamen türk yönetiminin kullanımına kalmış, 1976-1991 yılları arasında ise eski eserler ve müzeler dairesi olarak kullanılmıştır. aziz kent isimli özel bir şahsın mülkiyetinde bulunan kumarcılar hanı'nda 2005 yılından itibaren tekrar başlayan restorasyon çalışmalarına halen devam edilmektedir.</Page><Page Number="44">lüzinyan evi 39  lefkoşa surlariçi'nde yer a l a n , 1 5 . y ü z y ı l d a n günümüze kadar gelebilmiş konak, gotik kemerli giriş k a p ı s ı v e ü z e r i n d e k i lüzinyan dönemi armaları, ayrıca osmanl ı dönemi ilavesi köşk ve süslemeli ahşap tavanları ile dikkat çeken yapılardan biridir. tipik bir iç avlulu konak özelliği taşıyan yapı bağdadi tekniğiyle yapılmış, ilave köşk hariç kesme taştan inşa edilmiş olup, iki katlı ve çatılıdır. her iki katta da yer alan dört oda geniş verandalarla iç avluya açılmaktadır. zemin kattaki yuvarlak taş sütunlu verandadan üst kattaki ahşap dikmeli verandaya özellikli taş bir merdivenle çıkılmaktadır. dikdörtgen planlı iç avlunun doğu duvarında yer alan ve içi sonradan doldurulmuş taş kemer kalıntıları, binanın doğu yönüne doğru bir  uzantısı veya bağlantısı olduğu izlenimini vermektedir. ortaçağ yapıları araştırmacısı camille enlart “gothic art and renaissance in cyprus” adlı kitabında konağın bir türk ailesi tarafından kullanıldığını yazmaktadır. 1958 yılına kadar rus classen tarafından konut ve dokuma atölyesi olarak kullanılan konak, ailenin vasiyeti üzerine kıbrıs hükümeti'ne kalmıştır. 1980'li yıllarda boşaltılan konak, o güne kadar birçok iç bölümler ve ilaveler yapılarak göçmenlerin kullanımına bırakılmıştır. eski eserler ve müzeler dairesi'nin iki yıl süren restorasyon çalışması sonucu 1997 yılı aralık ayında ziyarete açılan konak, lüzinyan ve osmanlı dönemlerine uygun otantik eşyalarla döşenmiş ve ayrıca ziyaretçilere hizmet verebilecek bir de servis odası düzenlenmiştir.</Page><Page Number="45">40 saçaklı ev le f koşa su r l a r i ç i ' nde , se l imi ye cami s i ' n i n güneydoğusunda, bulunduğu bölgenin tarihi yapısıyla bütünlük sağlayan saçaklı ev'e bu ismin verilmesinin nedeni; yola doğru çıkma yapan ve yapının köşk odası denilen bölümünün geniş saçaklarıdır. iki katlı “ l “ biçiminde bir plana sahip olan saçaklı ev'in ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. yapılan araştırmalar binanın yapım tarihinin ortaçağa dayandığı hususunda bilgi vermektedir. ada’nın osmanlı idaresi’ne geçtiği 1570 yılından sonra binanın kalıntılarından faydalanılarak yapı genişletilmiştir. 1932 yılında esaslı bir onarım geçirmiş olan yapının zemin katında ve üst katında üçer oda bulunmaktadır. 1986 yılında eski eserler ve müzeler dairesi tarafından kamulaştırılan bu tarihi bina, 1986-1994 yılları arasında aslına uygun olarak restore edilmiştir. tipik osmanlı türk evlerinin bir örneği olan bina, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasından sonra sergi, toplantı, konferans, sempozyum, seminer gibi kültür ve sanat etkinliklerinin yapıldığı bir merkez haline getirilmiştir. saçaklı ev, bu görünümü ve işleviyle lefkoşa'da ziyaret edilebilecek mekanlardan biridir.</Page><Page Number="46">41   dervişpaşa konağı lefkoşa surlariçi'nde tarihi çevre dokusunu en yoğun biçimde koruyan arapahmet mahallesi, beliğ paşa sokakta bulunan konak, 19. yüzyılda yapılmış olup, yapıldığı dönemin türk sanat ve mimari özellikleri ile s o s y a l g e r e k s i nme l e r yönünden geleneksel türk evlerini canlandırmaktadır. iki katlı konağın sahibi kıbrıs'ta ilk türkçe gazetelerden biri olan “zaman” gazetesini yayınlayan derviş paşa'dır. iki girişi olan konağın esas giriş kapısı üzerinde hicri 1219 (miladi 1807) tarihi okunmaktadır. konak “l” plânlı olup, geniş bir iç avlusu vardır. üst kata avludaki su haznesinin üzerine oturan ahşap bir merdivenle çıkılmakta ve odalar kapalı bir sofaya açılmaktadır. alt katta yer alan odaların bir bölümü baş oda, gelin odası, yatak odası, yemek odası ve tezgâh odası olarak düzenlenmiş, bir bö l ümünde de gün l ük yaşantıda kullanılan eşyalar sergilenmektedir. teşhir ve tanzimi “müze ev” olarak tamam-lanan konak, 21 mart 1988 tarihinde etnografya müzesi olarak açılmıştır.  zaman zaman çeşitli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan derviş paşa konağı, şehrin en çok ilgi çeken turistik mekânlarından biridir.</Page><Page Number="47">42   yiğitler burcu parkı lefkoşa şehrine ait on bir surdan biri olan yiğitler burcu veya daha önceki adıyla kaytaz ağa burcu, temas hattında bulunmaktadır. burç, 1996 yılında park haline getirilmiş ve halkımızın istifadesine sunulmuştur. burcun kuzeyinde kalan ve kıbrıs türk futbol tarihinin önemli kulüplerinden biri olan çetinkaya spor kulübü’nün 1974 öncesi maçlarını yaptığı taksim futbol sahası, 1974 barış harekâtı’nda birleşmiş milletler barış gücü gözetimindeki ara bölgede kalmıştır. güvenlik kuvvetleri komutanlığı'nın girişimleri sonucu kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti tarihinde ilk kez olmak üzere barış gücü, kktc dışişleri temsilcisi ve 1. piyade alay komutanlığı'nın imzaladığı bir anlaşma ile 28 şubat 2003 tarihinde çetinkaya spor kulübü yıllar sonra sahaya girerek ilk antrenmanını yapmıştır. burcun üzerinden lefkoşa rum kesimi'ndeki dragos meydanı, baf kapısı ve rum telekomünikasyon tesisleri izlenebilmektedir.</Page><Page Number="48">ledra palas sınır kapısı 1963 rum saldırılarından sonra 1974 yılına kadar lefkoşa'nın, adadaki diğer türk yerleşim birimleriyle olan irtibatını gazimağusa kapısı barikatı ve lokmacı barikatı ile birlikte sağlayan ledra palas; 1974 yılından günümüze kadar ise güney kıbrıs rum yönetimi ile irtibat sürdüren sınır kapımızdır. 43   sınır kapılarımız ve limanlarımız</Page><Page Number="49">lokmacı sınır kapısı 44 lokmacı sınır kapısı, 03 nisan 2008 tarihinde düzenlenen törenle, arasta bölgesinde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti ile güney kıbrıs rum yönetimi arasında yaya geçişine açılmıştır.</Page><Page Number="50">metehan sınır kapısı 45 kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti bakanlar kurulu, 23 nisan 2003 tarihinde aldığı bir kararla ledra palas sınır kapısı'nı kıbrıslı türk ve rumların karşılıklı geçişine açmış, 29 nisan 2003 tarihinde ise metehan bölgesinde araçların da geçişine olanak sağlayacak yeni bir sınır kapısı açılmasını kararlaştırmıştır. metehan sınır kapısı, güvenlik kuvvetleri 1. piyade alay komutanlığı'nın koordinatörlüğünde, türkiye cumhuriyeti büyükelçiliği'nin maddi desteği ve kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti içişleri  ve köyişleri, tarım ve orman, maliye, ulaştırma bakanlıklarının katkılarıyla  10  mayıs  2003  tarihinde tamamlanarak kullanıma açılmıştır.</Page><Page Number="51">ercan devlet havalimanı 46  lefkoşa bölgesinin önemli merkezlerinden biri olan ercan devlet ha v a l i ma n ı , k ı b r ı s adası’nın ve kktc'nin hemen hemen ortasında, lefkoşa'nın ise doğu-sunda yer almakta ve lef koşa ' dan 16 km. uzaklıkta bulunmaktadır. ercan devlet havalimanı; ismini, 20 temmuz 1974 barış harekâtı'nın birinci günü çıkarma bölgesinde şehit düşen hava pilot kıdemli binbaşı fehmi ercan'ın isminden almıştır. barış harekâtı'nın hemen ardından 03 şubat 1975 tarihinde sivil hava trafiğine açılan ercan devlet havalimanı, zamanın koşullarına göre düşük kapasiteli uçakların iniş kalkışına uygun hizmet  vermeye  başlamış, 1976 ve 1977 yıllarında türkiye cumhuriyeti'nin katkıları, kıbrıs türk  mühendisi  ve  işçisinin emeğiyle genişletilerek 12 eylül 1977 tarihinde açılan ve dönemin şartlarına göre oldukça çağdaş görünümündeki yeni terminal binasıyla hizmetine devam etmiştir. 1997 yılından 2002 yılına kadar çeşitli tadilatlarla yılda yaklaşık 300,000 yolcuya hizmet veren ercan devlet havalimanı, pist ve apronun yoğun kullanımdan dolayı meydana gelen aşınmalar ile mevcut terminal binasının ileriki yıllarda artacak talepleri karşılayamaması olasılığı da düşünülerek, yeni bir projeyle 10 eylül 2002 tarihinde hizmetine  zorunlu olarak ara vermiş, bu tarihten itibaren bakım, onarım, yenileme ve genişletme çalışmaları başlamış, 2004 yılına kadar yapılan çalışmalar sonucu; terminal binası 8,000 metrekareden, 18,000 metrekareye apronda park edebilecek uçak sayısı 5'den 12'ye, 250 araçlık mevcut araç park alanı 250'den 750'ye çıkarılmış ve yılda iki milyon yolcuya hizmet verebilecek kapasiteye ulaştırılmıştır.</Page><Page Number="52">yakın doğu üniversitesi 47 yakın doğu üniversitesi 1988 yılında, kktc milli eğitim ve kültür bakanlığı'nın 17/1986 sayılı yasasına bağlı olarak, bakanlar kurulu onayıyla lefkoşa'da kurulan özel bir üniversitedir. 1988 yılından 1990 yılına kadar şehir merkezinde etkinlik gösteren üniversite, 1990 yılında şimdi bulunduğu dikmen yolu üzerindeki kampus alanına taşınmıştır. 1150 dönümlük kampus alanı içerisinde yerleşen yakın doğu üniversitesi'nin şehir merkezinden uzaklığı 4 km.'dir. üniversite bünyesinde; tıp fakültesi, diş hekimliği, eczacılık, hukuk, denizcilik, mühendislik, iktisadi ve idari bilimler, mimarlık, fen edebiyat, iletişim, sahne sanatları, atatürk eğitim, güzel sanatlar ve tasarım fakülteleri ile turizm ve otelcilik, beden eğitimi ve spor yüksekokulu bulunmaktadır. üniversite, bugün 50 civarında değişik ülkeden gelen seçkin öğrencileri, uluslararası kimlik ve yüksek düzeyde eğitim olanakları ile etkinlik gösteren önemli bir yüksek öğretim kurumudur. bugün çağdaş bir kampus alanı içerisinde planlanmış olan üniversite, bütün fakülteleri, laboratuarları, atölyeleri, bilgisayar merkezleri, kültür merkezleri, büyük kütüphanesi,  yurtları, sağlık merkezi, kapalı yüzme havuzu ve diğer sosyal ve sportif tesisleri ile bir bütün olarak gelişmeye devam etmektedir.  bölgenin önemli ekonomik değerleri</Page><Page Number="53">uluslararası kıbrıs üniversitesi 48 uluslararası kıbrıs üniversitesi, türkiye, kktc ve çevre ülkelerdeki yabancı dilde eğitim veren üniversitelere doğan ihtiyaç ve ingiliz dilinde eğitim veren yüksek öğrenim kurumlarına ilginin artması sonucunda, beş yıllık bir çalışma sonucu, 1997 yılında kurulmuştur. tc yüksek öğretim kurulu (yök) tarafından daha ilk yıldan, tüm bölümlerine denklik alarak ösym kılavuzuna dahil edilmiştir. uluslararası kıbrıs üniversitesi, 21. yüzyılın gerektirdiği tüm teknolojik olanaklarla donatılmış, modern bir kampus ile kaliteli, ciddi ve güvenilir bir eğitim merkezi durumuna gelmiştir. ukü, öğrencilerine daha iyi bir eğitim  öğretim verebilmek için, çağdaş gelişmelere koşut olarak fiziksel altyapısını, araştırma ve eğitim donanımlarını hızla yenilemekte ve geliştirmektedir. uluslararası kıbrıs üniversitesi; bünyesinde bulunduğu levent şirketler grubu dahilindeki sanayi,   ticaret,  gıda,  otomotiv,   inşaat, hayvancılık, ziraat ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerinde tüm ukü öğrencilerine, bölümlerine yönelik pratik (staj) yapma olanağı vermekte ve mezunlarının kuramsal bilgilerinin uygulama beceri ile bütünleşmesine yardımcı olmaktadır. uluslararası kıbrıs üniversitesi'nin haspolat'ta  bulunan yeni modern kampusu; lefkoşa'dan 5, ercan devlet havalimanı'ndan 11, gazimağusa'dan 50, girne'den ise 30 km. uzaklıktadır.</Page><Page Number="54">atatürk öğretmen akademisi 49 1937 yılından 1958 yılına kadar türk ve rum öğrencilerin birlikte öğrenim gördüğü öğretmen koleji, 1958 yılında meydana gelen toplumlararası olaylar nedeniyle ikiye ayrılmış ve türk öğrencilere lefkoşa'da baf kapısı'na yakın  terresanta  denilen  yerde ayrı bina verilmiştir. 1960 yılında kıbrıs cumhuriyeti'nin kurulmasıyla türkiye'den branşlarında uzman öğretmenler getirilerek, kıbrıs türk toplumu’na öğretmen yetiştiren bu kurumun niteliği, gelen değerli hocaların katkısıyla arttırılmaya çalışılmıştır. 1999 yılına kadar çeşitli binalarda atatürk öğretmen koleji  adıyla öğretime devam eden kolej, 1999 yılında lefkoşa dumlupınar bölgesindeki yeni binasında hizmet vermeye başlamış, 2000 yılında çıkarılan yeni bir yasa ile akademiye dönüştürülmüştür. bugün modern bir binada, öğretim elemanlarıyla eğitimini sürdüren atatürk öğretmen akademisi, 4 yıllık bir programla ilköğretime sınıf öğretmeni yetiştirmekte, ayrıca üniversite mezunlarına yönelik ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans programını da başarıyla yürütmektedir.</Page><Page Number="55">oteller 50 lefkoşa'nın ve kıbrıs türk halkının varoluş mücadelesinin simgesi haline gelen saray otel .     saray otel : atatürk meydanı surlariçi-lefkoşa         tel.   : 228 3115 (4hat) 227 8856 – 228 2382 – 228 6281</Page><Page Number="56">51 royal otel nicosia   : kemal aşık caddesi yenişehir-                    lefkoşa  tel.      : 228 7500 - 228 761 - 228 7621 -                     228 7630 royal hotel</Page><Page Number="57">merit crystal cove lefkoşa otel 52 temel atma töreni 14 mayıs 2007'de gerçekleştirilen merit lefkoşa otel, kasım 2008'de kapılarını misafirlerine açmıştır. merit lefkoşa toplam 15 kat . 19 bin metrekarelik bir a l ana i nşa ed i l d i . ot e l , mi sa f i r l e r i ne , 250 ya t ak kapasitesi, ana restaurant ve kı ş bahçes i , a' l a car te res t au r an t , me r i t ca f e , pastahane, snack bar, lobby bar, dünya standartlarında spa merkezi , fi tness center, unisex kuaför ve güzellik sa l onu , yüzme havuzu , casino, araç asansörlü kapalı otopark'ı ile hizmet vermek-tedir. otelin iç dekorasyonunda osmanlı mimarisinin desen ve çizgilerini, dış yüzeyinde ise onbin yıllık kıbrıs mimarisinden esinlenerek hazırlanmış detaylar kullanılmış ve böylelikle medeniyetler kaynaşması sağlanmış. adresi : bedrettin demirel caddesi, lefkoşa tel : 228 55 71</Page><Page Number="58">53  bölgenin önemli ekonomik değerleri  kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin hemen hemen orta kısmında yer alan lefkoşa bölgesi, kuzeyde beşparmak dağları, doğuda gazimağusa, batıda güzelyurt, güneyde ise temas hattıyla sınırlandırılmıştır. düz bir alan üstüne kurulmuş olan yerleşim birimleriyle göze çarpan lefkoşa bölgesinde, nüfusun büyük bir çoğunluğu, lefkoşa şehri ve varoşlarında yaşamaktadır. başkent olması ve cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlıklar ve bunlara bağlı resmi dairelerin yoğunluğu dolayısıyla kentte yaşayan nüfusun büyük bir kısmı kamu sektöründe çalışan memurlardan oluşmaktadır. beşparmak dağları ve gkry sınırları dahilinde kalan trodos dağları arasındaki mesarya ovası’nın bir kısmını içine alan lefkoşa bölgesindeki köylerde; kuru ziraat, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık ile uğraşılmaktadır. köylerde yapılan hayvancılık ve bunun getirdiği yan ürünler, özellikle bölge ekonomisine katkıda bulunan iktisadi faaliyetlerin başında gelmektedir. bölgede gerek haspolat yerleşim biriminde, gerekse lefkoşa kent merkezinin kuzeyinde oluşturulan iki sanayi bölgesinde yer alan küçük ve orta ölçekli işletmeler; otomotiv, gıda, tekstil, inşaat, hayvan ve süt ürünleri gibi sektörlerde faaliyet göstermektedir. 1986 yılında faaliyete geçen yakın doğu üniversitesi ve 1996 yılında kurulan uluslararası kıbrıs üniversitesi'nde öğrenim gören yaklaşık 13,000 civarındaki yüksek öğrenim gençliği de bölge ekonomisine önemli oranda katkıda bulunmaktadır. bölgede yer alan ercan devlet havalimanı ile ledra palas ve yeni açılan metehan ve lokmacı sınır kapıları da turizm ağırlıklı faaliyet gösteren işletmelerin gelirlerine katkıda bulunan önemli merkezlerdendir. nüfusun yaklaşık %55'inin 15-45 yaş arasında olan genç nüfustan oluşması ve okuma yazma oranının %93 ve yukarısında bulunması; lefkoşa bölgesi’nin sosyal, iktisadi ve kültürel alanlarda kalkınmasını sağlayabilecek önemli faktörler arasında yer alır.</Page><Page Number="59">lefkoşa bölgesi önemli telefonları alo sivil savunma 101 svl.svn.lefkoşa bölge müdürlüğü 2241448-2241449 polis genel müdürlüğü 228 3411 lefkoşa polis müdürlüğü 228 3311  dr. burhan nalbantoğlu devlet hastahanesi 228 5441  pgm itfaiye müdürlüğü 2283411  itfaiye md.lüğü çağlayan şubesi 2271259  kaymakamlık 2282966  lefkoşa türk belediyesi 2285221-2275551  gönyeli belediyesi 2231901-2231929 değirmenlik belediyesi 2323633-2323322  alayköy belediyesi 2357567-2357420  akıncılar belediyesi 2422035-2422036  yakın doğu üniversitesi       223 6464  uluslararası kıbrıs üniversitesi 6711111  atatürk öğretmen akademisi 228 5636  54</Page><Page Number="60"></Page><Page Number="61">kktc sivil savunma teşkilat başkanlığı gazimağusa bölge müdürlüğü gazimağusa 55</Page><Page Number="62">56   gazimağusa ilçesinin tarihçesi  gazimağusa, ortaçağ dönemi’nde başlangıcı arsinoe adıyla salamis'in güneyinde doğal bir limana sahip bir kent olarak doğmultur. arsinoe adı helenistik dönemde kral philadelphus'un kız kardeşi ve aynı zamanda karısının isminden gelmektedir. o dönemde şimdiki gazimağusa'nın doğusunda bulunan adacıklar çok uygun bir doğal liman oluşturuyordu. yunanl ı lar gazimağusa'ya ammohostos derdi . ammohostos “toprağa saklı” anlamına gelmektedir. milattan sonra yedinci yüzyılda arap akınları sırasında salamis ya da diğer adıyla konstantia yıkıldı. konstantia'lılar buradan günümüz gazimağusa'sının bulunduğu yere geldiler. araplardan kaçan konstantialıların bir takım adacıkların yanında bulunan mağusa bölgesinde “toprağa saklı” bir kent kurdukları düşünülmektedir. o sürede kentin adı “toprağa saklı” anlamında ammohostos kalmıştır. latinler ise ammohostos kelimesini famagusta olarak kullanmışlar. bu kelimeden türeterek türkler de buraya mağusa adını vermişlerdir. lüzinyanlar döneminde mağusa çok gelişmişti.  venedikliler ise adanın başkenti olarak mağusa'yı kullanmışlardır. kent, 1571 yılı itibariyle osmanlıların eline geçmiştir. gazimağusa daha çok, lüzinyan döneminde kurulmuş bir kent olarak bilinir (m.s. 12.yy) .</Page><Page Number="63">57  gazimağusa bölge müdürlüğü'nün tarihçesi  sivil savunma g a z i m a ğ u s a b ö l g e müdürlüğü, 1976 yılının a ğ u s t o s a y ı n d a gazimağusa sancaktarlık karargahı’nın, güvenlik kuvvetleri komutanlığı'na b a ğ l ı 7 ' n c i ta b u r a d ö n ü ş t ü r ü l me s i n d e n sonra sancaktarlık’tan ayrılan bir uzmanla sekiz m ü c a h i t ( m e m u r ) personelden oluşan bir kadroyla larnaka yolundaki ilk binasında  sivil savunma faaliyetlerine başlamıştır. önceleri sorumluluk sahası içerisinde 19 köyü bulunan bölge müdürlüğü’nün, 25 mayıs 1979 tarihinde sivil savunma mehmetçik bölge müdürlüğü'nün kapatılıp bu bölgeninde gazimağusa bölge müdürlüğü’ne bağlanması ile sorumluluk alanı genişlemiş ve köy adedi 63'e ulaşmıştır. 17 haziran 1991 yılında yapılan çalışmalar da sivil savunma geçitkale bölge müdürlüğü’ne bağlı 12 köy bu gazimağusa bölge müdürlüğü’ne devredilmiştir. bilahare yapılan bir çalışmayla bölge müdürlüklerinin sorumluluk alanları kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin ilçe isimleri, sınırları ve idari yapılanması ile ilgili 33/1998 sayılı mülki yönetim ve bölümleri yasası’na uygun olarak yeniden düzenlenmiş ve 17 kasım 2005 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. buna göre sorumluluk sahası içerisinde bulunan ancak iskele ilçesi sınırları içerisinde kalan 42 yerleşim yerini iskele bölge müdürlüğü’ne devredip, geçitkale bölge müdürlüğü sorumluluk sahası içerisinde bulunan gazimağusa ilçe sınırları içerisindeki 36 yerleşim yerini sorumluluk sahası içerisine katmıştır. bölge müdürlüğü, 06 mart 2007 tarihinde narlı sokak, sakarya adresindeki yeni binasına taşınmıştır.</Page><Page Number="64">58  gazimağusa şehitlikleri  gazimağusa çanakkale şehitliği birinci dünya harbi esnasında çanakkale, hicaz, kanal cephelerinde çarpışan türk askerlerinden müttefiklere esir düşenler ingilizler tarafından kıbrıs'a getirilerek, gazimağusa'nın karakol bölgesine (şimdiki gülseren eğitim kampına) yerleştirilmişlerdi. kıbrıs'a ilk getirilen esir sayısı 215 olup daha sonra 4000'e kadar yükselmiştir. ne zaman getirildikleri kesin olmamakla beraber eylül 1916 olarak tahmin edilmektedir. esirlerin önceleri halkla ilişkilerine izin verildiği halde sonraları bu izin kaldırılmıştı. esirlerin çok kötü şartlarda tutuldukları, yetersiz beslendikleri, hastalara iyi bakılmadığı, ermeni ve rum asıllı doktorların yüz kızartıcı kötü davranışlarının olduğu bilinmektedir. tutsakların bazıları özgürlüklerine kavuşmak için kaçmış, bir kısmı ingiliz askerlerince vurularak veya kötü şartların etkisi altında şehit olmuştur.</Page><Page Number="65">59   zamanımıza kadar gelebilen şehit listelerinde 217 türk askerinin esir kampında hayatını yitirdiği kayıtlı olmakla beraber günümüze dek gelmeyen şehit listeleriyle toplu halde gömülenler hesaba katılırsa bu sayının daha çok olduğu söylenebilir. mağusa türk mezarlığı’nın çeşitli yerlerine gömülen zaman süreci içinde kaybolmaya yüz tutan mezarlar, ikinci dünya harbinden sonra zamanın t.c. büyükelçiliği ile ingiliz yüksek komiserliğinin müşterek çalışmaları sonucu bütün mezarların toplanması yoluna gidilmiş ve şu anda şehitlik olarak anılan yerde mevcut 33 mezarın ortasına topluca aktarılmışlardır. şehitlikte yazılı mezar taşı bulunan 33 şehit bulunmaktadır. diğerlerinin olmaması mezar taşı yapan sanatkarların ölmesine veya mezar taşı yaparak yazıtlar hazırlamalarının engellenmesine yorumlanabilmektedir. türk esirlerinden sağ kalanların bir kısmı kıbrıs'a yerleşmiş, büyük bir bölümü de 20 şubat 1920'den sonra iki kafile halinde kıbrıs'tan ayrılmışlardı. esirler ölen arkadaşlarına cenaze töreni düzenler, gazimağusa'nın türk halkı da imkanlar ölçüsünde bu törenlere katılırlardı. şehitlerin arkasından ağlayan türk halkına esirler şu nakaratla yanıt veriyorlardı.  “ağlamayın anneler, yine gideriz, dinimiz uğruna şehit gideriz! “ 1978-1980 arası yapılan çalışmalarla şehitlik yeniden düzenlenmiş buraya bir anıt yapılarak şimdiki görünümü kazandırılmıştır. anıt 15 şubat 1980'de düzenlenen bir törenle, kıbrıs'ta bulunan t.c. kara kuvvetleri komutanı orgeneral nurettin ersin tarafından açılmıştır. halen mezarları belli olan ve üç sıra halinde gömülü bulunan şehitlerimizin miktarı 33, şehitlikteki tüm şehitlerin miktarı 217'dir. 1958'de ve 1963'den 1974'e kadar süren mücadele yıllarında şehit düşenler ve bu şehitliğin yanında ayrı bir yerde gömülüdürler. bu şehitlerimiz 9 kişidir.</Page><Page Number="66">canbulat şehitliği, şehitler anıtı (suriçi) 60   20 temmuz 1974 1'inci ve 2'nci barış harekâtı’nda mağusa muharebelerinde şehit olanlardan 27 şehit canbulat burcu yanında, 01 ağustos 1968 yılında tüm dönemlerde şehit olanların anısına yapılmış olan, şehitler anıtının yanındaki alana gömülmüşler, şehit mezarları tanzim edilerek, bir de yazıt yapılmış ve şehitlik bugünkü görünümüne kavuşturulmuştur.</Page><Page Number="67">61  gazimağusa mezarlığındaki şehitler 1 9 5 5 y ı l ı n d a yunanistan'ın himayesinde kurulan eoka tedhiş örgütü v e i n g i l i z s ö m ü r g e yönetiminin, halkımızı yok etmek için insanlık dışı uygulamalarına karşı vermiş olduğu varoluş ve özgürlük m ü c a d e l e s i n d e ş e h i t düşenlerin yattığı yerdir. mağusa mezarlığı’nda yer kalmaması, rum yönetiminin mezarlığın genişletilmesine izin vermemesine rağmen, kıbrıs türk halkı mevcut mezarlığı genişletmek için, çevre duvarını bir gecede örerek bugünkü şekline getirmiştir.  21 ar a l ı k 1963 ' t en itibaren rum vahşetine karşı kendisini savunmaktan başka seçeneği olmayan kıbrıs türkü, varoluş mücade-lesinde rum'a karşı vermiş olduğu mücadelenin bölgesel çatışmalarında, şehit olan ve gazimağusa surlar dışındaki esk i tür k mezar l ı ğ ı ’ na defnedi lmesinin güvenl ik açısından tehlikeli olması nedeni ile şehitlerini buraya gömmüştür. şehitlik, haziran 2003 tarihinde kıbrıs türk barış kuvvetleri komutanlığı tarafından restore ettirilerek bugünkü haline getirilmiştir. çifte mazgal şehitliği</Page><Page Number="68">62 muratağa – sandallar-atlılar toplu mezarlığı muratağa, sandallar ve atlılar köylerinin türk halkı 14 ağustos 1974 ıı 'nci barış h a r e k â t ı ’ n d a , r um l a r ı n ka t l i amı na ma r uz ka lmı ş harekâ t b i t imi nde or taya çıkarılan toplu mezarlardan çıkarılan şimdi şehitlik olan alanlara nakledilmişlerdir. her iki şehitlikte de onları ebedileştiren birer anıt yapılmış ve 1980 yılında, çevre duvarları yapılarak bugünkü görünümlerine kavuşturulmuştur. 18 ağustos, 1974'ün en s ı cak gün l e r i nden b i r i n i yaş ı yordu . et ra f t a gö l ge verecek tek bir ağaç yoktu. kızgın güneş altında kan ter içinde toprak temizleyenler, her kürek daldırışlarında yeni bir cesede ras t ge l i yor l ardı . tüyler ürpertici bu vahşet yabancıların da yüzlerinde nefret çizgilerini kabartıyordu. hele sımsıkı bağrına bastığı memedeki çocukla ortaya çıkan talihsiz anne ve yavruya kıyan ellerin ancak vahşi hayvan tırnakları olabileceğini düşünenlerden yabancı bir gazeteci fenalık geçiriyordu. daha neler çıkıyordu toprak altından... 80'lik ihtiyarlar, genç kadınlar, baharının eşiğinde gençler yan yana konuyor, işlenilen cinayet günü köyden uzak olan akraba ve yakınları bunların üzerine düşerek çürümeye yüz tutan yüzleri öpüyor, bayılanlar, ayyuka çıkan feryatlar rum vahşetini dünyaya ilan ediyordu. bugün muratağa-sandallar şehitliği’nde 89, atlılar şehitliği’nde ise 37 şehidimiz yatmaktadır. ayrıca atlılar şehitliği’nde 1958 eoka tedhiş olaylarında rumlar tarafından şehit edilen 3 soydaşımızın kabirleri de mevcuttur.</Page><Page Number="69">geçitkale ( köfünye ) şehitliği 63 15 kasım 1967'de, eoka'cı general grivas'ın emrindeki rum ve yunan kuvvetlerinin saldırıları sonucu geçitkale ve boğaziçi köylerinde şehit düşen 24 soydaşımızın yattığı yerdir. evkafa ait kabristanlık için 412 m ‘lik bir alana sahiptir. şimdi güney kıbrıs rum yönetimi bölgesinde kalan geçitkale ve boğaziçi köylerinin savunmasında şehit düşenler anısına geçitkale köyünde yeni bir şehitlik anıtı yapılmıştır. 15 kasım 1983'te açılışa hazırlanan anıt, kktc'nin kuruluş günü nedeniyle açılamamış ve 03 aralık 1983'de yapılan törenle açılmıştır. 2</Page><Page Number="70">serdarlı şehitler anıtı 1974 öncesi serdarlı, bölgenin en büyük türk köyü olduğu için hem serdarlı'nın hem de civar köylerin (gönendere, pınarlı, görneç, ergenekon, sütlüce, nergisli) rumlara karşı savunmasını üstlenmiş ve bu görevi gönüllü mücahitler tarafından gerçekleştirmeye çalışmıştır. 1974 barış harekâtı sırasında serdarlı bölgesinde şehit olanlar çeşitli mezarlıklarda dağınık bir şekilde gömülü bulunmaktadır. serdarlı bölgesinde şehitlik yapmak üzere bir alan ayrılmış ve bu alana yapılacak şehitliğin planı 1975 yılında hazırlanmış, ancak şehitliğin inşası bugüne kadar gerçekleştirilememiştir. serdarlı-gönendere bölgesi’nde şehit olanların toplamı 21 kişidir. ateşe koştunuz siz düşünerek yarını nasıl unutulur ki o yılların acısı sen şu kara toprakta, yatmıyorsun ey şehit gençlik kalbinde taşır bayrağa şan katanı 64  anıtlar ve büstler</Page><Page Number="71">zafer ve özgürlük anıtı 65 zafer ve özgürlük anıtı, 1974'teki rum ve yunan saldırılarına karşı gazimağusa halkı’nın direnişini ve zaferini vurgulamaktadır. kıbrıs'ın en büyük anıtı özelliğini taşımaktadır. gazimağusa surlar dışına dikilmiştir. profesör tankut öktem tarafından yapılmıştır. atatürk'ün başının bulunduğu anıtın üzerinde dr. fazıl küçük, rauf raif denktaş ve barış harekâtı sırasında hayatını kaybeden aileler ve askerlerimiz simgelenmektedir.</Page><Page Number="72">inönü heykeli 66 kıbrıs türk gazeteciler cemiyeti ve gazimağusa belediyesi’nin işbirliğiyle hüseyin gezer tarafından yapılan bu heykelin projesi osman saner'in olup, 25 aralık 1981'de dikilmiştir. amerika'da ikamet eden anglisiyalı hüseyin yusuf'un bağışlarıyla yapılmıştır. gazimağusa'da surlar dışında namık kemal lisesi'ne giden yolun başlangıcındadır (polat paşa bulvarı). ön cephesinde inönü'nün, “bir memlekette namuslu insanlar namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette huzur içinde yaşamak mümkün değildir.” sözü yazılıdır.</Page><Page Number="73">namık kemal büstü 67 heykeltıraş burhanettin durupınar tarafından yapılan büst, 17 mart 1953'te gazimağusa’da sonradan namık kemal meydanı adı verilen yere mağusa türk gücü spor klübünce  mağusa medrese binası’nın önüne diktirilmiştir. büst, ilkin namık kemal zindanı karşısına dikilmek istenmiş, buna o zamanın antikalar dairesi müdürü, süryani olan ve supplementary excerpts on cyprus (kıbrıs üzerine ek alıntılar) adlı bir de kitap yayınlayan theopkilas amin halil mogabgah (halk dilinde muakkap) karşı çıkmıştır. sonra büst meydanın ortasına dikilmesine teşebbüs edilmiştir. buna da zamanın mağusa belediye reisi adamos izin vermemiştir. şimdiki yeri için muakkap yine karşı çıktıysa da muakkap'ı evinde bir heyet ziyaret ederek anlayacağı dilden konuşulunca izin vermeye zorunlu kalmıştır. namık kemal büstü, kıbrıs'ta dikilen ilk büstümüzdür.</Page><Page Number="74">canbulat türbesi ve müzesi 68 kilis sancak beyi canbulat bey, kıbrıs'ın fethine karar verildiği zaman hazırlanan kuvvetler arasına anadolu beylerbeyi iskender paşanın tavsiyesi üzerine dahil edilir. lefkoşa'nın fethinde üstün yararlılıkları görüldüğünden 18 eylül 1570'de mağusa'yı kuşatan osmanlı ordusunun sağ kanadına iskender paşa ve derviş paşa ile birlikte görevlendirilir. canbulat bey’in şehit oluşu ile ilgili efsaneye göre, canbulat bey; osmanlı ordusunu arsenal tabyasında açtığı bir gediğe venedikliler keskin bıçaklarla donatılmış bir çark koyarlar. canbulat bey atıyla birlikte bu gediğe hücum eder. aldığı yaralardan şehit olan canbulat bey’e hürmeten osmanlılarca bu tabyaya canbulat bey tabyası ismi verirler ve canbulat bey de şehit olduğu bu tabyanın altında gömülüdür.  müzeler</Page><Page Number="75">namık kemal zindanı ve müzesi 69 venedik sarayı kalıntıları üzerine osmanlı döneminde inşa edilen bu zindan iki katlı olup, kesme taştan yapılmıştır. vatan  şairi namık kemal, 01 nisan 1873 tarihinde “vatan yahut silistire” isimli piyesinin istanbul'da gedik paşa tiyatrosu’nda temsilini müteakip, 09 nisan 1873 yılında kıbrıs'a sürülmüş, bu zindanda 38 ay kalmıştır. dikdörtgen planlı tek mekandan oluşan alt kat hücresi, beşik tonoz ile örtülüdür. hücrenin, venedik sarayı avlusuna açılan basık kemerli giriş kapısı ile aynı duvar üzerinde iki penceresi vardır. namık kemal, mağusa'ya geldiği gün önce bu hücrede kalmış bir müddet sonra kıbrıs mutasarrıfı veysi paşa'nın izni ile üst kata geçmiştir. yandaki dik taş merdivenle çıkılmakta olan üst kat, dikdörtgen planlıdır. iki büyük penceresi ve önünde bir sahanlığı bulunmaktadır. döşemesi mermer tavanı ise mertektir. 03 haziran 1876'da v. murat tarafından affedilen namık kemal, 29 haziran 1876'da istanbul'a geri dönmüştür. namık kemal zindanı müzesi, restorasyon ve çevre düzenleme projesi” çalışmalarına 1993 yılı başlarında eski eserler ve müzeler dairesi röleve ve restorasyon şubesi tarafından başlanmış ve altı ay gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır. müze, milli eğitim ve kültür bakanlığı'na bağlı eski eserler ve müzeler dairesi ile kültür dairesi'nin işbirliğiyle düzenlenmiştir.</Page><Page Number="76">70 st. barnabas kilisesi st . barnabas ki l isesi ve manast ı r ı , salamis nekropolü'nün batı ucunda yer almaktadır. manastıra adını veren st. barnabas'ın kişiliği ve çalışmaları tarihi kaynaklara dayanır. st. barnabas, salamis'te doğmuş yahudi bir ailenin oğlu olup, eğitimini kudüs'te yaptıktan sonra kıbrıs'a dönmüş ve m.s. 45 yılında st. paul ile birlikte hristiyanlığı yaymak için çalışmalara başlamıştır. bu çalışmalarından dolayı, kendi vatandaşı yahudiler tarafından öldürülmüş ve cesedi, geceleyin taş bağlanarak denize atılmak üzere bataklığa saklanmıştır. bu olayları izleyen st. barnabas'ın öğrencilerinden bir kısmı, cesedi gizlice alıp, salamis'in batısında bir harup ağacının altındaki yeraltı mağarasına gömmüşler ve göğsüne de st. barnabas'ın beraberinde taşıdığı st. mathews'un yapmış olduğu incil'in kopyasını koymuşlardır.  müzeler</Page><Page Number="77">71  durumu öğrenen yahudiler, öğrencileri lefkoşa'nın paraskevi mağaraları'na kadar kovalarlar ancak izlerini kaybederler. öğrenciler de karavostasi limanı'ndan hareketle mısır'a kaçarlar. kıbrıs'ta cesedin yerini kimse bilmediği için, ceset uzun süre gizli kalır. 432 yıl sonra piskopos anthemios rüyasında cesedin saklı olduğu yeri görür ve mezarın açılmasını emreder. mezar açılınca, cesedin göğsündeki st. mathews incili’nden, cesedin st. barnabas'a ait olduğu anlaşılır. piskopos anthemios, st. barnabas'ın kemiklerini ve incil'i istanbul'a götürüp, bizans imparatoru zeno'ya sunar, bunun üzerine imparatoru zeno da kıbrıs kilisesi'nin özerkliğini ilan edip, st. barnabas'ın bulunduğu yere bir manastır inşa edilmesi için para bağışında bulunur. manastır m.s. 477 yılında inşa edilir. bugünkü şekli ise, 1756 (osmanlı devri) yılında başpiskopos philotheos tarafından verilir. 1974 barış harekâtı sonrasında, gönüllü olarak kalan üç kardeş papaz manastır ve kilisenin eski işlevini devam ettirir. ancak, yaşlılık ve hastalıktan dolayı üç kardeş papazın 1976'da güneye geçmesiyle burası orijinal şekli ile korunarak ziyarete açılır ve manastır dahilindeki kilise’de çeşitli ikonlar, duvar resimleri ve diğer malzemeler teşhir edilir. 1991 yılının ağustos ayında st. barnabas manastırı ve kilisesi, eski eserler ve müzeler dairesi tarafından restore edilmeye başlanmış, manastır dahilinde içinde ikonların sergilendiği kilise, restore edilerek yeni ikonların da teşhiriyle daha kapsamlı bir ikon müzesi'ne dönüştürülmüştür. 1992 yılında, manastır odaları yeniden düzenlenerek arkeoloji müzesi'ne, giriş kısmındaki odalar ise idari bölüme dönüştürülmüştür. ayrıca, iç avluya taş kaplanarak yeni bir çevre düzenlemesi yapılmıştır.</Page><Page Number="78">salamis harabeleri  72 araştırmalar salamis'in geçmişinin i.ö. 11. yüzyıla kadar uzandığını göstermiştir. arkeologlara göre enkomi i.ö. 1075 yılında büyük bir deprem geçirdikten sonra halkı yavaş yavaş buraya göçmüş ve salamis'i kurmuştur. kazılarda da bu ilk yerleşmeye ait mezar ve liman izlerine rastlanmıştır. ege ve akdeniz'de 'karanlık çağ' olarak bilinen dönem i.ö. 8. yüzyılda bittiği zaman salamis'in fenikelilerle sıkı ticaret ilişkileri olan zengin bir kent olarak ortaya çıktığı göze çarpmaktadır.  kral mezarlarının ortaya çıkarıldığı nekropolisinde ele geçen ölü armağanları salamis'in bu dönemde ne kadar zengin olduğu hakkında bilgi vermektedir. kentte ilk paranın i.ö. 6. yüzyılda basıldığı görülmektedir. salamis sözcüğüne de ilk kez aynı yüzyıla ait yazıtlarda rastlanmaktadır. kent bu dönemde, suriye ve anadolu ile birlikte i.ö. 333 yılında büyük iskender'in ıssos'ta ııı. darius'u yenmesine kadar akamenid pers imparatorluğu'nun egemenliğine girecektir. iskender'in i.ö. 323 yılında ölümünden sonra salamis, kıbrıs'ın geri kalanıyla birlikte mısır'da kurulan ptoleme krallığı'nın payına düşmüştür.</Page><Page Number="79">73 kentin bu dönemde iskenderiye, antakya, efes gibi bir helenistik uygarlığın önemli merkezlerinden biri haline geldiği ve bu parlak dönemin roma egemenliği süresince de devam ettiği görülmektedir. günümüze kalan yıkıntıların çoğu da roma dönemine aittir. i.s. 1. ve 4. yüzyılda kentin en büyük düşmanı depremler olmuştur. depremlerden sonra bizans imparatoru konstantius'un (337-361) kenti yeniden inşa ederek konstantiya adını verdiği görülmektedir. ancak limanının giderek dolması, doğal yıkımlar, ve bir süre sonra başlayan arap korsanlarının akınları kentin sonunu belirleyecektir. 648 yılındaki bir korsan akınından sonra kentin son sakinlerinin famagusta kentini oluşturacak olan arsinoe'ye göç ettikleri görülmektedir.</Page><Page Number="80">salamis mezarlık alanı 74 antik salamis kentinin mezarlık alanı salamis ormanı'nın batı ucundan başlayıp güneybatıda tuzla (enkomi), kuzeybatıda ise yeni boğaziçi köyleriyle sınırlandırılan yaklaşık yedi kilometre karelik bir bölge içerisinde yer almaktadır. görkemli ve zengin buluntularıyla ortaçağ’dan itibaren uluslararası bir üne kavuşan bu alan, xıx. yüzyılın sonuna kadar önce yabancı seyyahların, daha sonra ise bunları izleyen define avcılarının giderilmesi imkansız tahribatlarına sahne olmuştur. bu tarihlerde, hatta daha sonraları bile çoğu mezarlar yağmalanmış ve ele geçirilen eski eserler yurtdışına kaçırılmıştır. öneml i sayı lan bu alanın dünya insanl ığına kazandırılabilmesi için 20'nci yüzyılın başından itibaren bu alanda bilimsel nitelikli arkeolojik kazılara başlanmış ve 1993 yılında ise "arkeolojik sit alanı" olarak ilan edilmiştir. bu  alanda  geometrik  dönemden bizans dönemine kadar   tarihlenen sayısız mezar bulunmuş ve ayrıca cellarka  (halktan</Page><Page Number="81">75  kişilerin gömüldüğü) mezarlığı'nın bir kısmı, nikokreon senotafı ve arkeoloji literatürüne "kral mezarları" olarak giren 9 mezar açığa çıkarılmıştır. bunların bir kısmının soylu veya varlıklı kişilere, bir kısmının ise halktan kişilere ait oldukları belirlenmiştir. ölümden sonra ikinci bir yaşamın varlığına inanan salamisliler, ölülerini ekonomik durumlarıyla orantılı çeşitli hediyelerle birlikte gömmüşlerdir. mezarlık alanındaki en yaygın mezar tipi, kayaya oyularak yapılmış bir mezar odası ile bir giriş yolu bulunan (dromos) mezarlardır.  bunun dışında; üstten girilebilen kuyu mezarlara, bir senotaf (boş anıt mezar) ile bir tümülüse, yaklaşık 20-25 cm derinliğindeki çukurlara veya küplerle yapılan basit gömülere ve kremasyon olarak bilinen yakarak gömme gibi farklı gömülere de bu alanda rastlanmıştır. "kral mezarı" olarak bilinen mezarlara gerçekten kralların gömülüp gömülmediği bilinmemekle birlikte, bu mezarlarda ele geçen çok kıymetli ölü hediyelerine ve mezarların anıtsal yapılarına dayanılarak bu mezarlara kral mezarları adı verilmiştir. ancak bu mezarlar krallara ait olmasalar bile soylulara veya varlıklı kişilere ait oldukları kuşku götürmemektedir. bu mezarların yollarında bulunan at, merkep ve insan iskeletlerinin yanı sıra harp ile cenaze arabalarına dayanılarak, cenaze sırasında yemekli törenlerin düzenlendiği ve başta at ile merkep olmak üzere insanların da ölülerin şerefine kurban edildikleri anlaşılmıştır. mezarlık alanında ele geçen değişik ülkelerin etkilerini taşıyan zengin buluntular, salamis kraliyet ailesi ile soyluların, mısır, asur, suriye, ionya ve urartu gibi devletlere haraç ödeyerek bolluk içinde sosyal yaşamlarını sürdürme olanağı bulduklarını ortaya koymaktadır.</Page><Page Number="82">76   enkomi harabeleri araştırmalar buradaki ilk yerleşmenin i.ö. 2000 yıllarında yapılmış olduğunu gösterse bile, enkomi'nin tarih sahnesine çıkmasının i.ö. 18. yüzyılda başladığını ve özellikle genç tunç çağı'nda kentin, bakırın işlendiği ve külçe bakırın ihraç edildiği önemli bir ticaret merkezi olduğunu göstermiştir. mısır kralı’nın alasia adlı bir ülkenin kralına yazdığı mektuplar bu döneme aittir. dönemin uluslararası haberleşme aracı olan akad dilinde çivi yazısıyla yazılmış pişmiş toprak tabletler halindeki bu mektuplar, firavun akhenaten'in yukarı mısır'da tell el amarna'da bulunan sarayının kalıntıları arasında bulunmuş ve i.ö. 14. yüzyılın ikinci çeyreğine ait oldukları saptanmıştır. bu mektupların bazılarında alasia kralının firavuna gümüş ve birtakım lüks eşyalar karşı l ığında bakır yol layacağına söz verdiği  yazılmaktadır. alasia adlı ülke i.ö. 18. ve 12. yüzyıllar arasına ait olup mısır, suriye ve anadolu'da ele geçen başka tabletlerde de sık  sık adı   geçmektedir.  bu  kaynaklardaki  bilgiler  bir  araya</Page><Page Number="83">77  getirildiğinde alasia'nın donanması olan bir ada olduğu, suriye ve anadolu'ya bakır yolladığı, i.ö. 14. yüzyılda mısır'ın dostu, hititler’in düşmanı olduğu, i.ö. 1200 yıllarında yunanistan, ege adaları, anadolu ve suriye'deki uygarlıklar ve kentlerle birlikte “deniz kavimleri” tarafından haritadan silindiği ortaya çıkmaktadır. çivi yazısı tabletlerden elde edilen bilgiler arasında çok önemli çelişkiler olmasına karşın birtakım uzmanlar alasia'nın kıbrıs'ın bütünü ya da sadece enkomi kenti olması gerektiğini düşünmektedirler. enkomi'deki kazılar, kentin bazı bölgelerinde çok geniş çaplı bir madencilik faaliyetinin var olduğunu göstermiştir. bu bölgelerde, bitmiş, satışa hazır tunç araç gerecin yanı sıra öküz derisi şeklinde olan işlenmemiş bakır külçelere, eski dönemlerde işlenmemiş bakır bu şekilde taşındığı için döküm işlerinden sonra geriye kalan cürufa, yeniden kullanılmak için bir yana ayrılmış hurda tunca, hatalı üretilen eşyalara ve demirci aletlerine rastlanmıştır. mezarlarda bulunan ölü armağanlarından i.ö. 13. yüzyılda kıbrıs'a gelen aka göçmenlerinin enkomi'ye de yerleştikleri ve kentin gelişmesine hız kazandırdıkları anlaşılmaktadır. günümüzde görülen kalıntıların çoğu i.ö. 1200 yıkımından sonra yeniden inşa edilen enkomi kentine aittir. yolların birbirini dik olarak kestiği ve aralarında kalan dörtgenlere önemli yapıların oturtulduğu göze çarpmaktadır. bu yapıların alt kısımları yontulmuş iri taş bloklardan yapılmış olup üst kısımları kerpiçti. kent güçlü bir surla sarılmıştı. ortasında da tabanı taş levhalarla kaplı bir meydan vardı. deniz kavimleri'nin yıkımından sonra ege ve akdeniz dünyasından yeni göçenlerin gelmesine karşın enkomi'nin eski görkemine kavuşamadığı görülmektedir. kentin pedios ırmağı’ndaki (kanlıdere) limanı da yavaş yavaş gemilerin giremeyeceği kadar dolmuştur. i.ö. 1075 yılındaki bir depremden sonra burada yaşayanların yavaş yavaş deniz kıyısına göçerek salamis'i kurdukları anlaşılmaktadır.</Page><Page Number="84">78  lala mustafapaşa camii (st . nicholas katedrali) lüzinyanlar döneminde, 1298-1312 yılları arasında yapılmış olan yapı, tüm akdeniz dünyasının en güzel gotik yapılarındandır. lüzinyan kralları, önce lefkoşa'da st. sophia katedrali’nde kıbrıs kralı, sonra da gazimağusa'da st. nicholas katedrali’nde kudüs kralı olarak taç giyerlerdi. 1571 yılında cami haline getirilene dek, bu törenler yapıla gelmiştir. katedralin batı cephesi mimarisi fransa'daki reims katedrali’nden etkilenmiştir. gotik tarzda işlemeli eşsiz bir penceresi bulunmaktadır. 16. yy. venedik galerisi avluda yer almakta ve günümüzde şadırvan olarak kullanılmaktadır. girişteki yuvarlak pencerelerin üzerinde bir venedik arması görülmektedir. bazı hayvan figürleriyle süslü kabartmanın salamis'teki bir tapınaktan geldiği sanılmaktadır. katedralin apsiti, çoğu kıbrıs kiliselerinde olduğu gibi, doğu üslubunda, üç bölmelidir. yukarıdaki pencereler iyi korunmuş olup, batı cephesinde ve yanda iki şapel bulunmaktadır. yapının önünde bulunan tarihi cümbez ağacı adanın kuzeyinde çok az bulunmakta olan tropik bir incir türüdür.</Page><Page Number="85">79 akkule mescidi gazimağusa'da kemerli orjinal kara kapısı (ravelin akkule) geçidinin şehre bakan tarafında, eski ve yeni sur kapıları arasında bulunan kesme taştan yapılmış bir yapıdır. eldeki k e s i n b i l g i l e r e g ö r e geçmişte mescit’in kuzey-doğu duvarının önünde kesme taştan yapılmış bir osmanlı çeşmesi vardır. klasik bir osmanlı yapısı olan mescit, güneydoğu ile güneybatı yönlerindeki venedik devri tahkimat duvarlarından yararlanılarak 1618 ya da 1619 yılında yapılmıştır. yapım sırasında venedik tahkimat duvarlarından yararlanıldığından yamuk ve çarpık planlı bir mekan elde edilmiştir. mescit’in kuzeydoğu ile kuzeybatı dış duvarlarının alt ve üst kısımlarında alçı şebekeli pencereler vardır. alttaki pencereler dikdörtgen biçimli olup sivri kemerli taş alınlıklar vardır. daha küçük boyuttaki üst pencereler ise sivri kemerlidir. alçı şebekeli pencerelerin iç bölümlerinde kabartma baklava motifleri ile bezenmiş çift kanatlı ahşap pencereler vardır. dış duvarın üst bölümünde tavandaki suyu boşaltma görevi gören orijinal taş su olukları bulunmaktadır. mescit’in kuzeybatı duvarında basık kemerli ve çift kanatlı bir giriş kapısı vardır. ahşap olan kapı kanatlar, içteki pencere kanatları gibi kabartma baklava motifleri ile bezenmiştir. kapının üst başındaki 1618/19 tarihli mermer levha üzerinde kuran'dan bir ayet vardır. mescit’in düz çatısını taşıyan ve doğu batı yönünde uzanan bir kemeri vardır. mescit’in güneydoğu duvarında stalaktit nişli bir mihrap ve bunun da üzerinde bir yazıt vardır. yapılan onarımlar sırasında mescidin orijinal döşemesi karo mozaik olarak değiştirilmiştir.</Page><Page Number="86">80 othello kalesi othello kulesi olarak anılan bu kale ilk olarak 12. yüzyılda lüzinyanlar tarafından, limanı savunmak amacıyla inşa edi lmişt i . et raf ı der in bi r hendekle çevriliydi. koruduğu deniz kapısı, kara kapısı ile birlikte, surlarla çevrili kentin iki ana girişinden biriydi. 1492 yılında venedikliler’in girne'de yaptıkları gibi bu ortaçağ kalesini de bir topçu tabyasına dönüştürdükleri görülmektedir. kalenin girişinin üzerinde asılı venedik'in amblemi olan saint mark'ın kanatlı aslan kabartmasının altında kaleyi bu hale getiren kaptan nicolo foscarini'nin adı yazılıdır. leonardo da vinci'nin de 1481 yılında kıbrıs'ta iken venedikliler’e kentin savunma sistemi hakkında tavsiyelerde bulunduğu söylenmiştir. kale, kulelerden ve topçu bataryalarıyla biten koridorlardan oluşmuştur. geniş avlusunun bir yanında inşa edilmiş olan yemekhane ve üstündeki yatakhane lüzinyanlar’dan kalmadır. kalenin avlusunda duran topların bir kısmı osmanlı, bir kısmı ispanyol yapımıdır. demir gülleler toplara, taş gülleler de mağcılıklara aittir. kale'nin bugünkü adı, ada bir ingiliz sömürgesi iken kullanılmaya başlanmıştır. sheakespeare'in ünlü tragedyasının bir bölümü kıbrıs'ta bir liman kentinde geçer ve tragedyanın kahramanı othello bir "moor" (faslı) olarak tanıtılır. yazarın adanın venedikli valisi olan ve sadece soyadının anlamı "moor" olan christophoro moronun adını duyduğu ve yanılarak onun bir faslı olduğunu düşündüğü sanılmaktadır. kara kapısı bir ravelin'le (yarım ay şeklindeki tabya) korunmuştu. burada geçitler ve top yuvalarına ek olarak bir şapel ve zindan olarak kullanılan yeraltı odaları bulunmaktadır. deniz tarafındaki venedik dönemine ait arsenal (canbulat) burcu olarak bilinmektedir. söylentiye göre canbulat bey osmanlı kuşatması sırasında döner çarka atıyla birlikte saldırarak onu işlemez hale getirmiş ancak kendisi de şehit düşmüştür.</Page><Page Number="87">gazimağusa surları 81 surlar yaklaşık 3 km olup 12'nci yüzyılda lüzinyanlar döneminde yapımına başlanmıştır. önceleri surların genişliği ince olup şimdikinden çok dayanıksızdı. surlar venedikliler zamanında genişletilip sağlamlaştırılmıştır. burası ilk zamanlar bir ada kalesi idi ve etrafındaki hendekte su bulunmaktaydı. bu kale ilk liman yanında kurulmuştur. “gazimağusa surları” etrafındaki hendekte hiçbir zaman su bulunmamıştır. surlar, kıbrıs türklerinin varoluş mücadelesinde de önemli bir yer tutmuş, gazimağusa'da yaşayan kıbrıslı türkler bu kale içine sığınarak mücadelelerini sürdürmüşlerdir.</Page><Page Number="88">venedik sarayı 82 venedikliler’in krallık sarayı olan bu yapının, aynı yerde 13. yüzyılda yapılmış olan lüzinyanlar’ın sarayı üzerine kurulduğu söylenmektedir. günümüze kadar ayakta kalan cephesi 16. yüzyılda inşa edilmiş olup burada kullanılan dört granit sütun salamis yıkıntılarından getirilmiştir. ortadaki kemerin üstünde yer alan arma, 1522 yılındaki venedikli (yüzbaşı) giovanni renier'e aittir. bu kapıdan girildikten sonra hemen solda, ünlü türk şairi namık kemal'in 1873 yılında adaya sürgün edildikten sonra üç buçuk yıl kadar kaldığı iki katlı ufak yapıyla karşılaşılır.</Page><Page Number="89">sinan paşa camii (buğday camii) 83 duvarındaki bir panele göre bu kilise 1360 yılında suriyeli bir tüccar olan simone nostrano tarafından ve tek bir ticari girişiminde kazandığı servetle yaptırılmıştır. ancak bu bilginin yanlış olduğu ve kilisenin simon adlı bir nestoryen hristiyan tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. kaba ve sağlam mimarisi kiliseyi 1571 bombardımanı sırasında korumuş ve bu nedenle günümüze iyi bir durumda gelmiştir. kilisenin en güzel kısmı kuzeyde bulunan ana girişidir. eşsiz bir taş işçiliği olan bu girişin başka bir yapıdan getirilmiş olduğu sanılmaktadır. binanın içi oldukça sadedir. çapraz tonozlu tavanı düz başlıklı yuvarlak sütunlara oturmuştur. osmanlılar adayı ele geçirdikten sonra camiye çevrilmiştir.</Page><Page Number="90">gazimağusa medrese binası 84 medrese binası, namık kemal meydanı’nın doğusunda, kesme taştan yapılmış, küçük bir yapıdır. burası medrese olarak yapılmış olup, son yıllara kadar kütüphane olarak kullanılmıştır. yapı, kare planlı, üstü kubbeli bir mekan ile bu mekanın batı ve güneyini “l” şeklinde kuşatan haç tonozlu iki galeriden oluşmaktadır. batı galerisinin dış cephesinde, yapıyı desteklemek amacı ile belirli aralıklarla yapılmış, dört payanda duvarı görülmektedir. iki köşe payandası arasında venedikliler’in 1489 yılında diktikleri iki sütun bulunmaktadır. ortadaki iki payanda arasında ise batı galerisine üç basamakla açılan kemerli bir açıklık vardır. bu galeriye ayrıca kuzeydeki statik süslü bir kapıdan da girilmektedir. üstü kubbe ile örtülü kare planlı ana mekana, batı ile güney galerilerine açılan basık kemerli iki kapıdan girilmektedir. binanın esas giriş kapısı ise güneyde bulunandır. bu mekan basık kemerli dikdörtgen pencereleri ile aydınlanmaktadır. mekanın kubbesi, sıva üzerine boya ile yapılan geometrik süsler ile bezenmiştir. güneydeki galerinin lala mustafa paşa camisi avlusuna bakan dış duvarlarında, tepe pencereleri ile belirli aralıklarda yapılmış payanda duvarları vardır. bu yapının inşa edildiği tarih kesin olarak bilinmiyor ise de gerek su olukları gerek yapı tarzı ve gerekse mimari elemanları itibarı ile tipik bir osmanlı yapısı olduğu söylenebilir. binanın sadece sıva üzerine boya ile yapılmış, geometrik süsleri zaman aşımında, rutubet ve sıvaların düşmesi yüzünden epeyi harap olmuştur.</Page><Page Number="91">lüzinyan kalesi (pile) 85 pile kral mezarları milattan önce ıv. yüzyıla ait tarihin derinliklerinden gelen kral mezarları pile'nin güneydoğu istikametinde yaklaşık 1 kilometre kadar dışarısında bulunarak gün ışığına çıkarılmıştır.</Page><Page Number="92">86 incirli mağara (çınarlı) çınarlı köyü’nde bulunan incirli mağara eski eser nitelikli bir mağara değildir. ancak jeolojik formasyonu itibariyle doğal olarak oluşmuş bir mağaradır. insanların burada yaşadıklarını gösteren bir ize henüz rastlanmamıştır.</Page><Page Number="93">geçitkale havaalanı tüm teçhizatı ile her an kullanıma hazır olarak ercan havaalanı'nı yedeklemektedir. ercan havaalanı'ndan geçitkale havaalanı'na nakil süresi 8 saattir. düzenli olarak ercan havaalanı ile birlikte bakımı yapılmaktadır. 2002 yılında şu anda kullanımda olan geçitkale havaalanı’nın terminal binası tadil edilmiştir. 87   sınır kapıları ve limanlar</Page><Page Number="94">88 gazimağusa limanı 20’nci yy. başlarında polonyalılar ve italyanlar tarafından yapımına başlanmıştır. limanın girişini othello kalesi tamamlamakta idi. ilk zamanlardaki limanın denizden girişinde ada ile kale arasında bir zincirli emniyet halatı bulunurdu. bu zincirin, bir kısmı hala daha eski eserler ve müzeler dairesi tarafından korunmakta ve muhafaza edilmektedir. gazimağusa limanı günümüzde kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti ile türkiye ve bazı dış ülkelerle deniz ticaretinin yapıldığı, bünyesinde serbest limanı bulunduran önemli bir konumdadır.</Page><Page Number="95">89 akyar hudut kapısı kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti bakanlar kurulu kararı ile 23 nisan 2003 tarihinde, akyar 2.5 mil sınır kapısı karşılıklı geçişlere açılmıştır. barış gücü’nden bir personel gözlemci olarak 24 saat esasına göre köydeki karakolda misafir statüsüyle irtibat personeli olarak görev yapmaktadır. akyar köyü kktc egemenl ik alanı içer isinde bulunmaktadır. tamamen türk toprağıdır. ingiliz üsleri ile kktc arasında ara bölge bulunmamaktadır. akyar köyünde hududu belirleyen hudut taşları dışında fiziki bir engel mevcut değildir.</Page><Page Number="96">90 pile sınır kapısı kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti ile kıbrıs rum kesimi arasındaki gidiş-gelişler 23 nisan 2003'e kadar sadece beyarmudu-pile sınır kapısı'ndan yapılmaktaydı. iki taraf arasında geçişlerin serbest bırakılmasıyla işlevi daha da artmıştır.</Page><Page Number="97">bölgenin önemli ekonomik değerleri  91 doğu akdeniz üniversitesi doğu akdeniz üniversitesi, 1979 yılında yüksek teknoloji enstitüsü olarak 105 öğrenciyle eğitim-öğretim faaliyetlerine başlamıştır. kuzey kıbrıs'ın o dönemde ihtiyaç duyduğu teknisyen ve ara elemanları yetiştirmek amacı ile kurulan üniversite üç yıllık bir eğitim sonucunda teknisyenlik diploması vermekteydi.  1982-83 öğretim yılında inşaat, elektrik ve makine mühendisliği bölümlerinde ilk kez dört yıllık programların açılmasıyla gelişmesini sürdüren daü, 1986 yılında kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti meclisi'nin kabul ettiği yasa ile bir devlet üniversitesine dönüştürülmüştür. aynı yıl mühendislik ve fen-edebiyat fakültelerine ek olarak açılan işletme ve ekonomi fakültesi de eğitim vermeye başlamıştır.</Page><Page Number="98">92  yök tarafından tanınan, yasa ile kurulmuş bir üniversiteye dönüştürülmesinin ardından doğu akdeniz üniversitesi gelişmesini hızlandırarak, 1997-1998 akademik yılında iletişim ve tıp fakültelerinin, 1999-2000 akademik yılında da eğitim fakültesi'nin açılmasıyla fakülte sayısı 8'e yükselmiştir. daü'de ayrıca turizm otelcilik yüksekokulu, yabancı diller okulu ile bilgisayar ve teknoloji yüksekokulu olmak üzere üç de yüksek okul bulunmaktadır.</Page><Page Number="99">93 oteller otel adı  adresi tel palm beach hotel  deve limanı, gazimağusa 366 20 00 salamis bay conti resort  karpaz yolu, gazimağusa 378 82 00 mimoza hotel  salamis yolu, gazimağusa 378 82 19 park hotel  salamis yanı, gazimağusa 378 82 13 portofino hotel  fevzi çakmak bulvarı, gazimağusa 366 43 92 the dee european hotel mustafa kemal bulvarı, gazimağusa 366 12 22 altun tabya hotel kızıl kule, gazimağusa 366 53 63 kocareis bungalov salamis yolu, gazimağusa 378 83 22 yeldener crystal rocks yeniboğaziçi 378 98 00 dağlı otel apt.  salamis yolu, gazimağusa 378 82 11</Page><Page Number="100">bölgenin coğrafi yapısı  94 gazimağusa, kıbrıs'ın doğusunda yer alır. kktc'nin ikinci büyük ilçesidir. doğusunda  akdeniz, batısında lefkoşa, kuzeyinde iskele, güneyinde temas hattı, güneybatısında ise ingiliz üsler bölgesi ile sınırlandırılmıştır. nüfusun büyük çoğunluğu ilçe merkezinde yaşamaktadır. 39 yerleşim bölgesinde toplam 52.806 kişi yaşamaktadır. kent nüfusunun büyük çoğunluğu kamu sektöründe çalışmakta, kırsal alandaki nüfus ise çiftçilikle uğraşmaktadır. köylerde yapılan hayvancılık ve bunun getirdiği yan ürünler, özellikle bölge ekonomisine katkıda bulunan iktisadi faaliyetlerin başında gelmektedir. şehir merkezindeki organize sanayi bölgesinde yer alan küçük ve orta ölçekli işletmeler; beton santralleri, blok parke üretim tesisleri, mobilya imalat atölyeleri, demircilik atölyeleri, otomotiv, karton üretim tesisi, boya üretim tesisi, hayvan ve süt ürünleri imalatı sektörlerde faaliyet göstermektedir. 1986 yılında faaliyete geçen doğu akdeniz üniversitesi, yaklaşık 15,000 civarındaki yüksek öğrenim gençliği de bölge ekonomisine önemli oranda katkıda bulunmaktadır. bölgede yer alan beyarmudu ve akyar sınır kapısı; turizm ağırlıklı faaliyet gösteren işletmelerin gelirlerine katkıda bulunan önemli merkezlerdendir.</Page><Page Number="101">95 önemli telefon numaraları  alo sivil savunma        101  svl.svn.gazimağusa blg. md.lüğü  3655140-42   kaymakamlık   3665344 polis müdürlüğü  3665310 itfaiye  3665389 gazimağusa devlet hastahanesi  3665328 3662876 - gazimağusa belediyesi 3665332 yeni boğaziçi belediyesi 3788145 geçitkale belediyesi  3733341 tatlısu belediyesi  3892026 serdarlı belediyesi  3766010 paşaköy belediyesi  2368019 akdoğan belediyesi  3777459 vadili belediyesi  3977311 inönü belediyesi  3777320 beyarmudu belediyesi  3799390 doğu akdeniz üniversitesi 6301111</Page><Page Number="102"></Page><Page Number="103">96   kktc sivil savunma teşkilat başkanlığı girne bölge müdürlüğü girne</Page><Page Number="104">97   girne şehrinin tarihçesi  girne şehrinin kuruluşu ile ilgili olarak kaynaklarda değişik bilgiler verilmektedir. bu nedenle şehrin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. bazı kaynaklarda çevreden elde edilen buluntulara dayanılarak şehrin kuruluşu m.ö. x. yüzyıla tarihlendirilirken, bazı kaynaklarda ise adayı mısırlılardan ele geçiren pers kralı kyrus tarafından m.ö. vı.y.y.'da kurulduğu ileri sürülmektedir. şehrin mevcut kalıntılarından bizans döneminde inşa edilen yapıların lüzinyan ve venedik dönemlerinde geliştirilerek kullanıldığı, bu dönemde birçok binanın da inşa edildiği anlaşılmaktadır. girne kalesi'nin günümüze kadar sağlam gelmesinin en önemli nedeni, venediklilerin deniz savunmasına ve denizciliğe önem vermiş olmalarıdır. bugün girne şehrinin çevresinde görülebilen tahkimat kalıntıları, girne halkını dıştan gelebilecek saldırılara karşı koruyabilmek amacı ile lüzinyan döneminde inşa edilmiştir. venedikliler döneminde barutun icat edilmesi ile tahkimat duvarlarının önemi kalmamış ve bunlar yıkılarak taşları binalarda inşaat malzemesi olarak kullanılmıştır. bu tahkimat günümüze; liman ortasındaki kule, liman kıvrımındaki kule, belediye pazarı karşısındaki kule ve eski gümrük binası olarak bilinen girne marina'nın karşısındaki kule (temel izleri) gelebilmiştir. yıkılmak suretiyle günümüze kadar gelemeyenlere örnek olarak arçangelos mişel (archangelos michael) kilisesi’nin etrafını çevreleyen dikdörtgen kule ve girne belediye binası önündeki alanda bulunan lüzinyan dönemi şehir giriş kapısı gösterilebilir. şehir 1570 yılında osmanlıların eline savaşsız geçmiştir. bu tarihten sonra aşağı girne ile yukarı girne'ye değişik yapılar inşa edilmiştir. 1881 yılında girne'de yaşayan türkler ve rumlar eşit nüfusa sahiptiler. kayıtlarda türklerin 566, rumların ise 556 olduğu belirtilmektedir. girne'de yaşayan türkler genelde toprak sahibi ve çiftçilikle uğraşırken rumlar denizcilik yapmaktaydılar.</Page><Page Number="105">98  girne limanı’ndaki teknelerin çoğu ise rumlara aitti. osmanlı idaresi döneminde izin alan girneli rumlar, şu anda ikon müzesi olarak kullanılan arçangelos mişel (archangelos michael) kilisesi’ni 1860 yılında inşa etmişlerdir. günümüz girne'sine baktığımız zaman girne şehri’nin kıbrıs türklüğü açısından önemi büyüktür. 1958-1963-1974 yılları arasında kıbrıslı türkler, rum ve yunan mezalimi ile insanlık dışı ambargolara, göçlere, hiçbir insanın kabullenemeyeceği vahşet dolu katliamlara ve soykırıma maruz kalmıştır. bunların sona ermesi ve kıbrıslı türklerin kurtuluşu 1974 mutlu barış harekâtı’nın başlangıç noktası olan girne şehrinden başlamıştır. bu nedenle, bu şehir, kurtuluşun, özgürlüğün simgesi ve anadolu'ya bağlanan köprü başı konumundadır. 20 temmuz 1974 cumartesi sabahı saat 08:30'da o zamanki ismi ile platini plajı'na çıkarma gemilerinin ilk kapak atmasıyla, özgürlüğe ilk adım atılmış oldu. bu adım ile  mehmetçiğin kahramanlıkları, alın teri ve kanıyla oluşan barış ve özgürlük anıtı, barış ve özgürlük müzesi ile karaoğlanoğlu şehitliği kıbrıs türkü'nün özgürlük simgeleridir. 1974 mutlu barış harekâtı sonrasında hızla gelişen girne, ada’nın en gözde turizm beldesi olmuştur. yat limanı, tarihi eserleri, turistik otelleri, bar ve restoranlarıyla halen mevcut ambargolara rağmen yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. dağ, şehir ve denizin iç içe olduğu şehrin olumsuz sayılacak tek şeyi, yazda iklimin aşırı nemli olmasıdır. bu nedenle eski kuşak kıbrıslı türk atalarımızdan günümüze kadar gelen bir halk tekerlemesi, iklimin nemli olmasından dolayı girne'de ikamet etme deyişini şöyle anlatmaktadır: girne, içine girme. girersen evlenme, evlenirsen çocuk etme. çocuk edersen, girneliye verme (evlendirme).</Page><Page Number="106">99   girne bölge müdürlüğü'nün kısa tarihçesi  sivil savunma girne bölge müdürlüğü 01 ağustos 1976 tarihinde alsancak'ta barbaros sokak’ta faaliyetlerine başlamış, takriben 3 yıl kadar burada etkinliklerini sürdüren bölge müdürlüğü 07 kasım 1979 yılında girne postahane binası alt katına taşınmış ve 04 ocak 1988 tarihine kadar burada faaliyetlerini sürdürmüştür. 04 ocak 1988 tarihinde şimdiki bölge müdürlüğü binası inşa edilence de, 2 şht. hüsnü mustafa sk. adresine taşınmış ve faaliyetlerine 04 ocak 1988 tarihinden beri burada devam etmektedir. 15 ocak 2007 tarihinde mevcut bina üzerinde büyük çaplı tadilat başlatılmış ve 22 mayıs 2007 tarihinde açılışı yapılmıştır. yeni inşaat ile tüm odalar yenilenmiş, 150 kişilik salon ve dershane ile ikinci kat, bölge müdürlüğü hizmetine sunulmuştur.</Page><Page Number="107">şehitlikler  100 karaoğlanoğlu şehitliği şehitlik, 1974 kıbrıs barış harekâtı’nda şehit düşen subay, astsubay, erbaş ve erler anısına inşa edilmiştir. şehitlik adını, harekâtta şehit düşen alay komutanı albay ibrahim karaoğlanoğlu'ndan almıştır. şehitliğin girişinde bulunan iki ana sütun anavatan’a açılan kapıyı temsil etmektedir. kıbrıs barış harekâtı’nda 504 kişi şehit düşmüştür; buna kocatepe gemisi’nde şehit düşenler de dahildir. şehitlikte 8 subay, 5 astsubay, 58 erbaş ve er (biri meçhul) olmak üzere toplam 71 kişi yatmaktadır.</Page><Page Number="108">101  barış harekâtı’nı temsil eden heykel grubu ve şht.alb.i.karaoğlanoğlu'na ait mezar şehitliğin sol tarafındaki heykel grubu kıbrıs'ı, sağ tarafındaki heykel gurubu türkiye'yi temsil etmektedir. bir tarafta yaralı acı çeken yardıma muhtaç mücahidi, diğer tarafta yardıma koşan mehmetçiği, iki heykel arasında oluşan boşluk ise anavatan’a açılan pencereyi temsil etmektedir. kıbrıs'tan türkiye'ye açılan pencere heykelinin 4 ayrı ayak üzerinde durması ise kıbrıs barış harekâtı’nın 4 sıcak gün sürdüğünü simgelemektedir. sol taraftaki gemi burnu deniz kuvvetleri’ni, sağ taraftaki kartal figürü hava kuvvetleri’ni, mehmetçiğin elinde bulunan silah ise kara kuvvetleri’ni temsil etmektedir. yani harekât’ın denizden, havadan ve karadan müşterek yapıldığını göstermektedir. mehmetçik ve arkasındaki türk bayrağı ise barış harekâtı’nın türkler tarafından yapıldığını göstermektedir. heykel üzerindeki diğer değişik motifler, harekât esnasında türk askeri’nin duygusallığını, yardımseverliğini, azmini ve kahramanlığını anlatmaktadır. projenin mükellefi prof. dr. muammer onat'tır. heykelin ham maddesi bronz olup ağırlığı 6 tondur.</Page><Page Number="109">102 boğaz şehitliği boğaz şehitliği ilk olarak temmuz 1974'te kurulmuştur. 20 temmuz – 16 ağustos 1974 tarihleri arasında gerçekleştirilen kıbrıs barış harekâtı'nda şehit olan subay, astsubay, erbaş ve erler ile mücahitlerin bir kısmı bu şehitlikte yatmaktadır. boğaz şehitliği'ne 1983 yılında yapılan yeni uygulamalar sonucu 18 subay, 14 astsubay, 268 erbaş ve er olmak üzere 300 türk silahlı kuvvetleri mensubu (üçü meçhul) ve 26 (biri meçhul) mücahit şehit defnedilmiştir.  güvenlik kuvvetleri komutanlığı'nca 22 ağustos 2001 tarihinde şehitliğin tamamının yeniden düzenlenmesine başlanmış, çalışmalar temmuz 2002'de tamamlanmıştır. yapılan düzenleme kapsamında çevre duvarı yapılmış, bütün mezarlar yeniden düzenlenerek mezar taşları yenilenmiştir. ziyaretçilerin dinlenebilmesi ve bilgi alabilmesi için bir bölüm ayrılmış ve park alanı yeniden düzenlenmiştir. heykeller ve rölyeflerle şehitliğe anlam zenginliği kazandırılarak 29 temmuz 2002 tarihinde ziyarete açılmıştır.</Page><Page Number="110">şehitliğin en üst noktasında 15 metre boyunda bir anıt yapılarak türkiye cumhuriyeti i le kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin birlik ve beraberliği simgelenmiştir. anıt bölgesinde ayrıca, şehit olmuş ama bayrağı elinden bırakmamış, şehit asker heykeli ile 2 aslan heykeli bulunmaktadır. 200 metrelik tören alanında ise 2 prizmatik kaide, 1 mücahit heykelinin bulunduğu kaide ve 2 aslan heykeli yerleştirilmiş olup, tören alanının yan tarafında da süs havuzu bulunmaktadır. 103</Page><Page Number="111">barış ve özgürlük anıtı 104 kıbrıslı rumlar ada’yı yunanistan'a ilhak etme yolunda engel gördükleri türkleri ortadan kaldırarak emellerine ulaşmak için, kıbrıslı türklere karşı insanlık dışı tutumlarını sürdür-mekteydiler. 15 temmuz 1974'te yunan cuntası makarios'a karşı bir darbe başlatmış, sonrasında ise türklere karşı katliamlara girişmiştir. rumlar bu vahşeti tüm dünya ülkelerinin gözü önünde çekinmeden  yapıyorlardı.  makarios'un  1964  ağustos ayında  anıtlar ve büstler</Page><Page Number="112">105 türkiye'yi tehdit edercesine söylediği “eğer türkiye kıbrıslı türkleri kurtarmak için ada’ya gelirse, kurtaracak türk bulamayacaktır” sözü rumların niyetini açıkça belirtmektedir.      türkiye, garanti antlaşması'nda kendine verilen hakkı kullanarak bu olaylara “dur” demek için 1974 mutlu barış harekâtı'nın yapılmasına karar vermiştir. korgeneral nurettin ersin komutasındaki bir kolordu çıkarma yerinin neresi olduğu belli olmasın diye truva yolcu gemisi ile 3 ticaret gemisi mağusa'ya yönlendirilmişti. rumlar çıkarmanın mağusa'dan yapılacağını zannederek gücün büyük bir bölümünü oraya yönlendirmiştir. plan işe yaramıştı. barış harekâtı, esas çıkarma gemileri ile girne'nin 5 mil batısında bulunan o zamanki adı ile platini plajı'na 20 temmuz 1974 cumartesi günü saat 06:05'te yoğun rum ateşi altında çakmak özel görev kuvvetleri’nden asker çıkarılması ile başlamıştı. eski adı platini olan plaja harekât’ta verilen ilk şehit olan tank.kd.ütğm. yavuz sokollu'nun ismi verilmiştir. barış ve özgürlük anıtı’nın bulunduğu yavuz çıkarma plajı, 20 temmuz 1974 sabahı çıkarmanın gerçekleştiği yerdir. plajın ortasındaki kaya, çıkarma anında çıkarma gemileri tarafından da siper olarak kullanılmıştır. anıt’taki resimler, kıbrıs türk halkı’nın 1963 - 1974 yılları arasında çektiği sıkıntıları, 1974'teki barış harekâtı’yla huzura kavuşmasını ve kıbrıs'ta harekât sayesinde ulaşılan barışı simgelemektedir. barış ve özgürlük anıtı'nın özellikleri: kuzey yönü esas alınarak yerleştirilen yüksek kitle, türk ordusu'nu ve onun gücünü, disiplinini ve dinamikliğini simgelemektedir. gittikçe yükselen ve yüksek elemanı kucaklayıp onun hareketine katılan kütle de kıbrıs türk toplumunu ve onun ezilmiş durumdan toparlanıp, güçlenerek mücadele edişi, anavatan'dan gelen güç ile birleşerek, özgürlüğe doğru yükselişi ifade edilmektedir. birbiri ile kucaklaşan iki kütle arasındaki boşluk, kıbrıs'tan anavatan'a açılan ümit kapısını simgelemektedir. ana gövde 11 adet sütunun birleştirilmesinden oluşturulmuştur ve bu 11 sütun kıbrıs türkü’nün 1963-1974 yılları arasında 11 yıl çektiği acıları simgelemektedir.</Page><Page Number="113">deniz şehitleri anıtı 106 1974 barış harekâtı sırasında şehit düşen denizci personelin anısına dikilmiştir. girne kalesi'nin doğusunda yer alan anıt’ın yapımına 16 ocak 1975 tarihinde başlanmış, 27 haziran 1975'de tamamlanarak halkın ziyaretine açılmıştır. anıt’ın ön kısmında “kıbrıs barış harekâtı deniz şehitleri hatırasına” diye bir yazı ve deniz kuvvetleri amblemi bulunmaktadır. anıt’ın arka yüzünde subaylar, astsubaylar, erler ve sivil işçiler olmak üzere, pirinç levhalar üzerinde 68 deniz şehidimizin isimleri yazılıdır.</Page><Page Number="114">boğaz şehitleri anıtı boğaz sancağı mücahitleri’nin alın teri ve maddi yardımlarıyla meydana getirilen şehitler anıtı 17 temmuz 1969 günü saat 16:30 da yapılan törenle açılmıştır. boğaz şehitleri anısına dikilen anıt dönemin cumhurbaşkanı yardımcısı ve geçici türk yönetimi yürütme kurulu başkanı dr. fazıl küçük tarafından açılmıştır. eserin tam olarak yapılabilmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamış, her türlü yokluğa rağmen anıt’ın yapımında çevre düzenlemesinde bölgenin özelliği dikkate alınarak çevredeki taşlardan faydalanılmış, anıt ise betonarme üzerine mermer olarak yapılmıştır. iki ayda tamamlanan anıt boğaz'da eski girne-lefkoşa yolu üzerindedir. 107</Page><Page Number="115">taşkent şehitler anıtı 108 14 ağustos 1974 tarihinde larnaka kazası’na bağlı taşkent, terazi ve mari'deki evlerinden zorla alınarak toplu halde hunharca öldürülen ve dozerle gömülen 89 şehidimizin anısına dikilmiştir. sağ kalanların göç ettiği şimdiki taşkent köyünde bulunan anıt’ın açılışı 14 ağustos 1978 tarihinde yapılmıştır. anıt, kıbrıs türkü’nün özgürlüğe kavuşabilmek için yıllarca verdiği çetin mücadelenin ve rum vahşetinin simgesidir.</Page><Page Number="116">limasol ve girne şehitler anıtı anıt, 01 ağustos 2005 tarihinde açılmıştır. anıt’ın ana girişi güneydedir. güneyden giriş yapacak olan ziyaretçiler yüzlerini kuzeye yani anavatan'a çevireceklerdir.  kulelerden birinde yer alan yerde yatan erkek ve başucunda onu kucaklamış olan kadın figürü, şehidi ve onun hayatında önemli olan kadını simgelemektedir. bu kadın şehidin annesi, eşi, kız kardeşi ya da sevgilisi olabilir. yüzünde “neden öldürdünüz?” ifadesi vardır. 109</Page><Page Number="117">110 ana platformdaki kadın ve erkeğin ellerinde zeytin dalı vardır. onlar da özgür türk toplumunun, atatürk'ün izinde “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesini simgelemektedir. anıt’ta yer alan üç grup heykelde de kadın ve erkek bulunmaktadır. bu, aileyi dolayısı ile toplumu simgelemektedir. diğer kulede yer alan erkek kadın çocuk figüründe erkek ile kadın sırt sırta vermişlerdir. bu tavırları dayanışmayı simgelemektedir. erkeğin kolları bir demiri kırmaktadır. erkek demi r ler i kı rarak özgürlüğüne yönelmektedir. çocuk iki yumruğunu da sıkmış vaziyettedir. bu da ileride iki toplum arasında yine bir sıkıntı yaşanırsa “ben büyüyorum ve arkadan geliyorum” anlamındadır.</Page><Page Number="118">barış ve özgürlük müzesi 111 kıbrıs türk mücadele tarihinde bir dönüm noktası olan 1974 kıbrıs barış harekâtı'nın başladığı 20 temmuz gününün gecesi, karargâh olarak kullanılan bu evin (makarios'un diş doktoru yorgacis'in evi) girişine, rum askerleri tarafından atılan roketatar mermisi isabet etmiş ve meydana gelen şiddetli patlamada, 50. piyade alay komutanı piyade kıdemli albay ibrahim karaoğlanoğlu, hava irtibat subayı, pilot binbaşı fehmi ercan ve iki er şehit olmuştur. bu nedenle tarihi belge özelliği kazanan ev, kıbrıs barış harekâtı'nı ölümsüzleştirmek amacıyla müze olarak düzenlenerek harekâtın ikinci yıldönümünde barış ve özgürlük müzesi olarak resmi bir törenle ziyarete açılmıştır. 1970'li yılların başında zengin bir rum evi olarak inşa edilen ve 1. barış harekâtı'nın başladığı yavuz çıkarma plâjı'nın hemen doğusunda yer alan müzede, aradan geçen 25 yıllık zaman sürecinde ortaya çıkan yapısal sorunlar, yıpranma ve iç sergilemede baş gösteren eskimeden dolayı, gerek bina, gerekse iç sergileme elden geçirilerek çağdaş müzecilik anlayışıyla yeniden düzenlenmiştir.  müzeler</Page><Page Number="119">112 sadece roketatar mermisinin isabet ettiği yere dokunulmamıştır (1. resimde görüldüğü gibi). müzenin şimdiki haliyle bakım, onarım, çevre düzenleme ve iç sergilemesi kıbrıs türk barış kuvvetleri komutanlığı, türk havacılık ve uzay sanayii, turizm ve çevre bakanlığı ile eski eserler ve müzeler dairesi'nin işbirliği ile gerçekleştirilmiştir. p .kd.alb.i.karaoğlanoğlu ve pilot bnb.fehmi ercan'ın biyografilerinin ve üniformalarının sergilendiği bölüm</Page><Page Number="120">113 taşkent şehitler müzesi larnaka kazasına bağlı olan taşkent (dohni) köyü 400 türk, 550 rum’un yaşadığı karma bir köydü. 14 ağustos 1974 tarihinde rumlar, civar rum köyleri olan yalancıköy, mroni ve kalavason'dan askeri destek alarak taşkent, terazi ve mari'de bulunan 89 türk’ü evlerinden zorla alarak taşkent rum ilkokulu’nda esir ettiler. 15 ağustos 1974 sabahı saat 10:30'da limasol esir kampına götürülecekleri yalanı ile 2 otobüse bindirilen türkler, limasol yakınlarında bulunan koloş kalesi yakınlarında bir yerde katledilerek dozerlerle açılan bir çukura gömüldüler. suat hüseyin bu katliamdan yaralı olarak kurtulmuştur. kendini öldü diye orada bırakıp dozer getirmeye giden rumların yokluğunu fırsat bilen suat hüseyin kaçarak kurtulmuş ve yetkililere olay hakkında bilgi vermiştir. bu katliamda şehit olanların resimleri ve özel eşyaları şimdiki taşkent köyünde bulunan müzede sergilenmektedir.</Page><Page Number="121">114 tank bu tank, türk'e has atılganlık ve cüretk rlığın anıtlaşmış bir örneği ve simgesidir. 02 ağutos 1974 günü yapılan lapta muhaberelerinde, düşmanı yan ve gerisinden vurmak için görevlendirilen özel görev kuvveti'ne mensup bu tank, st. hilarion bölgesinden, dar ve namüsait bir yolu kullanarak ve karanlığa sarkan bir zamanda (saat: 21:15 sıralarında) buraya kadar gelmiş ve düşmanın yol üzerine döşediği mayına basması sonucu tahrip olmuş, bilahare arkadaki bir tank tarafından da, yolun açılması maksadıyla buraya itilmiştir. yukarıdaki bilgiler, 02 temmuz 1974 tarihinde, söz konusu özel görev kuvveti'nde, piyade üsteğmen rütbesi ile takım komutanlığı yapan ve bölgedeki çatışmaya bizzat katılan, 2004-2006 yılları arasında, ktbk komutanı olarak görev yapan korgeneral sayın hasan memişoğlu tarafından verilmiştir. (07 ağutos 2006)  tank mürettebatı: (bu isimler 29 eylül 1979 tarihinde çatışma gününde tank komutanı olan tank üsteğmen mahmut şanlıtürk tarafından verilmiştir.) -tank ütğm. mahmut şanlıtürk -tank onb.gürler erdağ -tank er abdulkadir kurt -tank er recep doğanyiğit â</Page><Page Number="122">115 güzel sanatlar müzesi girne'nin batısındaki paşabahçe sokağı’nda yer almaktadır. bina 1938 yılında yapılmış ve 1975 yılında müzeye  dönüştürülerek ziyarete açılmıştır. müzede sergilenmekte olan eserler üç gruba ayrılmaktadır. birinci grupta, çeşitli tarzda orijinal ve kopya tablolar vardır. ikinci grupta, uzak doğuya ait eşyalar (lake üzerine sedef ve fildişi kakmalar, ipek kumaşlar üzerine renklendirilmiş ipek ipliklerle işlenmiş el işleri), kumaş ve kâğıt üzerine yapılmış resimler, üçüncü grupta ise avrupa işçiliğini yansıtan eşyalar bulunmaktadır.</Page><Page Number="123">116 batık gemi müzesi müze girne kalesi içerisindedir. 03 mart 1976 tarihinde kıbrıs türk federe devleti tarafından hizmete açılmıştır. müzede sergilenmekte olan gemi, 1968-1969 yılları arasında pensilvanya üniversitesi'nden michael katzev'in başkanlığında 150'den fazla balık adamın yaptığı çalışmalar sonucu etiketlenerek parça parça su yüzüne çıkartılmıştır. koruma ve tümleme çalışmaları 1970-1976 yılları arasında sürdürülmüştür. öngörülen son ödeneğin kıbrıs türk federe devleti tarafından karşılanması üzerine 1976 yılında düzenlenen resmi bir törenle ziyarete açılmıştır. elde edilen buluntulara dayanılarak geminin çok eski bir suriye ticaret gemisi olduğu ve tutulduğu fırtına sonucu m.ö. 300 yıllarında girne kalesi'nin 1 mil kadar uzağında battığı tahmin edilmiştir. müzede sergilenmekte olan eşyalar günümüzden 2300 yıl kadar önce geminin son seferinde taşıdığı yükler ve denizcilerin gemideki yaşantıları hakkında bilgiler vermektedir.</Page><Page Number="124">117  gemide rodos ile sısam tipi 413 adet amfora, amforalar içerisinde 9000 adet badem, istanköy kaynaklı 29 değirmen taşı, balık ağlarında kullanılan 300'den fazla kurşun ağırlık, bir adet toprak tencere ile bakır kazan, dörder adet tahta kaşık, yağ kabı, tuzluk ve içki kabı, makedonyalı yönetici demetrios poliorketes'e ait 2 adet madeni para ve daha birçok gemi donanımı bulunmuştur. müzede sergilenmekte olan 14.30x4.4 metre ebadındaki geminin 12.5 metrelik bir bölümü korunabilmiştir. geminin önemli bir bölümü halep çamından yapılmıştır. sürati 4-5 mil olarak tahmin edilmiştir. gemi ve bademler üzerinde yapılan karbon 14 analizleri sonucu, bademlerin m.ö. 288-62 yıllarına, gemide kaplama malzemesi olarak kullanılan ağaçların ise m.ö. 389-44 yıllarına ait olduğu ve geminin 80 yıl hizmet ettiği ortaya çıkmıştır.</Page><Page Number="125">118 mavi köşk makarios'un avukatı, ortadoğu'nun en büyük silah kaçakçısı italyan asıllı rum pavulides'in 1957'de yaptırdığı köşktür. köşk aşağıdan bakıldığı zaman görülmeyen ancak köşkten bakıldığı zaman tüm manzarayı görebilecek bir tepe üzerine yapılmıştır. müzik bölümü: girişin sol tarafında bulunmaktadır. burada anılarını yazdığı masa, 3 adet italyan venedik manzaralı tablo, radyo pick up, el işlemeli abajur ve ingiliz yapımı piyano bulunmaktadır. diğer eşyalar köşke sonradan getirilmiştir. müzik bölümünün hemen yanında süt havuzu bulunmaktadır. bayanların cildine iyi geldiği için bu havuzun süt ile doldurulup bayanların burada yıkandığı söylenmektedir. havuzun ortasında yunan aşk tanrıçası eros'a ait heykel bulunmaktadır. bekleme ve dinlenme salonu: burası, köşke misafir olarak gelen kişilerin dinlendikleri yerdir. çalışma ve kütüphane: çalışma ve kütüphane bölümünde makarios'un kendisine hediye ettiği koltuk ve masası bulunmaktadır. masanın üzeri ceylan derisi ile kaplanmıştır. koltuğun sırtlığı sert olup oturma yeri önceleri yumuşak fakat 2,5 saat sonra sertleşerek oturanı  rahatsız  ederek uyumasını</Page><Page Number="126">119 engelleyip daha fazla çalışmasını sağlayacak şekilde yapılmıştır. bu odada bulunan perde 3 kat elyaftan yapılmıştır. özelliği ise dışarıdan gelen ses, ışık ve ısıyı en aza indirgemesidir. kırmızı oda: pavulides'in toplantılarını yaptığı odadır. odada toplantı masası, çalışma masası yanında kendisine 1971 yılında bir fransız ressam tarafından hediye edilen meryem ana tablosu bulunmaktadır. tablonun iki özelliği vardır. birincisi meryem ana'nın tacı som altındandır. boynundaki gerdanlık ile elindeki tas altın suyuna batırılmış fırça ile yapılmıştır. ikinci özelliği ise 3 boyutlu olmasıdır. odanın neresinden bakılırsa bakılsın göz, el, diz ve ayak uçları sizi takip etmektedir. mavi oda: misafirlerin geceyi geçirdikleri odadır. kırmızı bölüm ise günah çıkarma yeridir. ortasındaki ayna 9 boyutlu olup kendisine uzakdoğu'dan getirilmiştir. burada günah çıkarırken odanın her yerini görebilmekte ve arkadan gelebilecek saldırılara karşı önlem almakta idi. odada tuvalet, lavabo ve küvet bulunmaktadır. kasa: dolap içerisine gizlenmiş bir kasadır. 1977'de bir heyet gözetiminde oksijenle açılmıştır. içinden 20 sterlin ve altın bir anahtar çıkmıştır. anahtar evdeki tüm kilitlerde denenmiş ancak hiç birine uymamıştır. yeşil oda: köşkün dinlenme odasıdır. kırmızı koltuk ince yaydan ve kuş tüyünden yapılmıştır. çok rahat olup stres koltuğu olarak kullanılmakta idi. pavulidis'in yatak odası: odanın özelliği, yattığı yerden güneşin doğuşunu, seyrini ve batışını görebileceği şekilde pencerelerin olmasıdır. yatağın arkasında bulunan alçak kapılar bir tehlike anında yer altından kaçmasını sağlayan tünel girişidir. 1974'de buradan kaçtığı tahmin edilmektedir. odada tuvalet, banyo ve lavabo ile bir de çalışma masası bulunmaktadır. masanın özelliği açıldığı zaman makyaj masası şekline dönüşmesidir. sarı oda: gelen misafirlerin çocuklarının kaldığı odadır. eşyalar çocuklara göre yapılmıştır. odada bulunan küvet, lavabo ve tuvalet çocuklara göre minyatür olarak yapılmıştır. odanın bir diğer özelliği, deprem odası olmasıdır. binadan ayrı olarak inşa</Page><Page Number="127">120 edilmiş ve temelle bir bağlantısı bulunmamaktadır. sarı oda çıkışında gül ağacından yapılma bir dolap ve ayna bulunmaktadır. dolap üzerinde bulunan bronz balerin heykeli deprem habercisidir. heykelin dolap üzerine düştüğü zaman çıkardığı sesten depremin başladığını anlayan ev halkının hemen sarı odaya koştukları söylenmektedir. teras yemek salonu: odada  gül ağacından yapılmış yemek masası ve sandalyeleri ile iran makine halısı yanında gül ağacı dolap, 3 adet tablo, amerikan sehpası ve bukalemun derisi ile döşenmiş dolap vardır. dolabın özelliği, ilacı sürüldüğü zaman mevsime göre renk değiştirmesidir. en son sonbaharda ilaç sürüldüğü için rengi sarı olarak kalmıştır. teras oturma salonu: odada çeşitli oturma grupları bulunmaktadır. odada ayrıca biri erkek biri de bayan olan iki biblo bulunmaktadır. bibloların özelliği içerilerine şarap konulmasıdır. erkeklerin bayan biblodan, bayanların ise erkek biblodan şarap içtikleri ifade edilmektedir. havuz bar bölümü: burada iki dolap, içki servisinin yapıldığı servant ve duvarlarda her burcu simgeleyen kabartma ve resimler vardır. rum taverna salonu: buradaki sandalye ve masalar her odanın rengine göredir. odalarda kalan misafirlerin, oda rengine göre olan masalara oturdukları anlatılmaktadır. odada piyano, fırın ve mangalların yanı sıra 6 adet şarap fıçısı bulunmaktadır. bahçe: bahçede aslanlı bir küp vardır. küp şarapla dolu olup bir devri daim motoru ile aslan başından devamlı şarap akmakta, misafirlerin şarap ihtiyaçlarını buradan karşıladıkları anlatılmaktadır. bahçenin kuzeyinde gözetleme ve mevzi amaçlı bir yapı, bu yapının güneyinde ise akustik bir konuşma alanı bulunmaktadır. bu alan takip edildiği zaman köşkün havuzuna varılır. havuz fıskiyeli olup pavulides'in balkondan havuzda yıkanmakta olan bayanlara elma attığı, elmayı alan bayanın geceyi pavulides ile geçirdiği söylenmektedir.</Page><Page Number="128">herbarium 121 herbarium, orman dairesi ile dr. deryeck e. viney'in işbirliği ile alevkaya orman istasyonu’nda hizmete açılan bir tesistir. değirmenlik-esentepe dağları arasında olan herbarium'a girne-gazimağusa dağ yolu veya değirmenlik üzerinden gidilir. herbarium, incelenmekte olan bir bitkinin hangi türden olduğunun teşhis edilmesi için referans kitaplar yanında, kurutularak preslenip isimlendirilen bitki örneklerinden oluşan koleksiyonların bulunduğu bir yerdir. herbarium'daki altı kabinde yerli ve kuzey kıbrıs'a adapte olan 1100 bitki örneği bulunmaktadır. kabinlerin bir tanesinde bitki meyveleri, diğer beş tanesinde de kurutulmuş bitki koleksiyonu bulunmaktadır. bitkilerin fotoğraf-çizgi resimlerinin yanı sıra, kıbrıs'a ait 40'tan fazla orkide, alkollü preparatlar içerisinde sergilenmektedir. buradaki kıbrıs ile ilgili botanik üzerine yayınlanmış kitaplar araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır. herbarium'da dosyalanmış olan örnekler, kabul edilen evrensel bitki familyalarına göre düzenlenmiştir. her familyadaki cinsler, her cinsteki türler, tek bir cins dosyasında veya geniş cinsler için birkaç dosyada gruplandırılmıştır. herbarium'da yapılacak inceleme, araştırma ve ziyaretlerde dosyalar raflardan alınırken, örneklerin katlanmamasına özen gösterilmelidir. herbarium, her gün ziyarete açık bulundurulmakta ve buradaki görevli orman dairesi personeli ziyaretçilere yardımcı olmaktadır. herbarium hakkında geniş bilgi pazartesi-cuma günleri 08:00-16:00 saatleri arasında alınabilmektedir.</Page><Page Number="129">122   tarihi eserler  girne kalesi dikdörtgen planlı olup denize hakim bir durumda inşa edilmiştir. kesin inşa tarihi günümüze kadar belirlenememiştir. kalıntılara dayanılarak kalenin m.s. vıı.y.y.'da kıbrıs'a başlayan arap akınlarına karşı kenti korumak amacıyla bizanslılar tarafından inşa edildiği tahmin edilmektedir. kaleye lüzinyan döneminde (m.s.1208-1211) ilaveler yapılmış, venedik döneminde (m.s.1489-1570) ise son şekli verilmiştir. kalenin büyük bir kısmı m.s.1208-1211 yılları arasında kral john dibelin tarafından yapılmıştır. kale, lüzinyan kralları’nın barış zamanlarında dinlenme, savaş zamanlarında ise sığınma yeri idi. kale m.s.1373 yılındaki ceneviz akınlarında büyük zarar görmüş; 1489 yılında venediklilerin eline geçince savunma planlarına uygun olarak önemli değişikliklere uğramıştır. 1570 yılında savaşmadan osmanlıların eline geçmiş ve yaklaşık üç asır boyunca osmanlıların elinde kalmıştır. ingiliz sömürge idaresi döneminde (1878-1960) polis okulu ve hapishane olarak kullanılmıştır.</Page><Page Number="130">123  st.hilarion kalesi kale bugünkü ismini, kudüs'ün araplar tarafından ele geçirilmesinden sonra kıbrıs'a göçmen olarak gelen ve ömrünün son yıllarını burada ibadetle geçiren bir azizden aldığı sanılmaktadır. deniz seviyesinden yaklaşık 2200 ayak (660 metre) yükseklikte bulunan bu kalenin kesin inşa tarihi bilinmemektedir. ancak m.s.vıı.yüzyılda kıbrıs'a gerçekleştirilen arap akınlarına karşı adayı savunup kontrol etmek amacıyla bizanslılar tarafından inşa edildiği tahmin edilmektedir. iki tepe üzerine inşa edildiğinden kaleye didymus ( the twins-diev damour-ikizler) adı verilmiştir. m.s. xııı.y.y. başlarında kıbrıs'a hakim olan lüzinyan  kralları kaleye ilaveler yapmak suretiyle burasını hem askeri amaçlarla hem de ikamet amacı ile kullanmışlardır. bu nedenle kale bizans dönemine ait olmakla birlikte çoğu kısımları lüzinyan dönemine aittir. m.s.1489 yılında kıbrıs'ı işgal eden venedikliler denizden uzak olan bu kaleyi savunma amaçlarıyla kullanmayı gerekli görmediklerinden yıkıp terk etmişlerdir. st. hilarion kalesi yapı itibarı ile aşağı kısım, orta kısım ve yukarı kısım olmak üzere üç kısımdan ibarettir.</Page><Page Number="131">124 lambusa antik şehri (antik lapithos şehri) bir krallığın merkezi olduğu sanılan lapithos ilk önce bugünkü lapta'nın bulunduğu yerde kurulmuştur. antik yazarlardan homeros kentin, m.ö. 1200 yıllarına doğru troya savaşından dönen akalar tarafından salamis ve baf kentleriyle birlikte kurulduğunu yazmaktadır. kapadokya doğumlu olan st raboni se, m.ö. 1200 yı l lar ına doğru pelopones yarımadası’ndaki lakonya kralı praxander önderliğinde kentin kurulduğunu yazmıştır. kentin kuruluşuna ilişkin bir diğer söylenti ise m.ö. vıı. yüzyılda tir (sur) kralı belus tarafından bir finike kolonisi olarak kurulduğu doğrultusundadır. lambusa kenti roma döneminin sonu, erken hıristiyanlık ve bizans dönemlerinde şimdiki deniz kıyısındaki yerine kaydırılarak zenginliğiyle ünlü bir merkez durumuna gelmiştir. kent ayrıca hristiyanlık döneminde 14 piskoposluktan birinin merkezi durumundaydı. bu devirde kente, eriştiği zenginlikten dolayı “parlak” anlamına gelen lambusa adı verilmiştir. bu kentin m.s. vıı.yüzyıldaki arap akınları veya yer sarsıntıları ile tahrip olduğuna inanılmaktadır. bir söylenceye göre, lambusa şehrinin zenginliğiyle ün salması üzerine araplar m.s. 654 yılında başlattıkları saldırılar sırasında lambusa'yı kuşatırlar; halkın tüm kıymetli eşyaları ve mücevherleri ile birlikte teslim olmalarını talep ederler. buna karşılık onlara şehri serbestçe terk etme veya kıbrıs'taki istedikleri bölgelere   yerleşme olanağı tanınır. ancak birçok lambusalı kıymetli</Page><Page Number="132">125 eşyaları evlerinin tabanına ve duvar içlerine saklamışlardır. lüzinyan ve venedik dönemleri boyunca kent varlığını soylu bir beyin mülkü olarak “la pison tımarlığı” adıyla sürdürmüştür. lambusalılar lüzinyan döneminde kenti terk ederek lapta'yı kurmaya başlamışlar ve bu süreç osmanlı döneminde de devam etmiştir. m.s. xvııı. yüzyılda lapta'da oturan lambusa kökenliler karava köyünü kurmuşlardır. lambusa harabeleri bu iki köyün kurulmasında taş ocağı görevi görmüş, böylelikle de bir yıkım sürecine girmiştir. 1902 yılında burada bulunan iki definenin büyük bir bölümü yurt dışına kaçırılarak new york metropolitan müzesi’ne satılmıştır. lambusa 1905 yılında eski eser alanı olarak ilan edilmiştir. 1913 yılında da kıbrıs müzesi adına john l. myres buradaki akropol tepesinde 40 ayak derinliğe kadar inerek bir çalışma gerçekleştirmiştir. bundan sonra 1991 yılına kadar lambusa'da herhangi bir çalışma yapılmamıştır. kentin doğusundaki mezarlık alanının bir açık hava müzesi olarak ziyarete açılabilmesi için buradaki bazı mezarlar 1991-1994 yılları arasında bir alman heyetinin işbirliğiyle eski eserler ve müzeler dairesi tarafından temizlenip açığa çıkarılmıştır. şu anda lambusa'da görülebilen yapılar arasında akhiropietos manastırı, (m.s. vı-xvı. y.y.) aziz evlalios kilisesi m.s. xvı. y.y.) kraliçe havuzu, şehir surları ve kayaya oyulmuş mezar odaları bulunmaktadır. ile mücevherlerini araplara teslim etmeyip bunları</Page><Page Number="133">hz. ömer türbesi 126  hz. ömer türbesi hakkında bilgiler söylentilere dayandırılmaktadır. bazı kaynaklarda burasının bir makam türbesi olduğu üzerinde durulurken, bazı kaynaklarda ise m.s. vıı. y.y'da başlayan arap akınları sırasında şehit olan muaviye ordusu komutanlarından ömer ile altı arkadaşının buradaki bir mağaraya gömüldükleri üzerinde durulmaktadır. osmanlı döneminde mağaradaki cesetler çıkartılarak şimdiki yerine gömülmüş ve daha sonra buraya türbe mescit ve yardımcı binalar inşa edilmiştir. türbe kıbrıslı türkler ve rumlar tarafından kutsal sayılmakta; adak amacıyla halen ziyaret edilmektedir. mescit’in giriş kapısının sağındaki kemerli ve kubbeli türbede yedi mezar bulunmaktadır. mescit'in kuzey duvarında basit bir mihrap vardır. üst katta bulunan iki ayrı oda imam, türbedar ve ziyaretçiler tarafından kullanılmaktadır.</Page><Page Number="134">127 ağa cafer paşa camii girne kordon boyu’nun hemen gerisindeki ağa cafer paşa sokağı'nda bulunan kesme taştan yapılmış bir yapıdır. “aşağı girne camisi”, “ağa ca f e r paşa cami s i ” ad l a r ı y l a bilinmektedir. 1879 yılında istanbul evkaf'ı tarafından hazırlanıp 1883 yılında captain m.b. seager tarafından yayımlanan kıbrıs'taki vakıf malları listesinde adı “girne kasabası’nda ca f e r paşa cami s i ” şek l i nde geçmektedir. kıbrıs muhassılı ağa cafer paşa tarafından 1589-1590 yılında yaptırılırken, yanına bir de sıbyan mualliminin ayni zamanda caminin imamı da olması halinde ona günde yedi akçe verilmesi veya caminin güzel sesli müezzini ayni zamanda sıbyan okulunun muallimi de olması halinde ona günde beş akçe verilmesi şartı öngörülmüştür. bu alandaki evler gibi arazinin eğimine uygun olarak inşa edilmiş ve caminin kuzey yönüne abdest alma yerleri yapılmıştır. minarenin taş levhalı ve yüksek olan şerefe korkulukları, şimdiki araplar camisi, kalavason camisi, iplikpazarı camisi ve galatya camisi şerefe korkuluklarının bir benzeridir. 1878'de caminin kubbeli olduğu ve şimdiki taş basamakların bulunmadığı, ancak damın şimdiki gibi düz olduğu john thomson'un bir fotoğrafında da görülmektedir. camii çift yöne eğimli bir arazinin yamacına yapılan yüksek temellerin üzerine inşa edilmiştir. ancak bir yamaca yapılmış olması nedeniyle ocak 1904 tarihinde kaydığından yıkılma tehlikesi geçirmiştir. 08 mart 1905 tarihinde ise caminin güney ile batı duvarlarında kayma ve çatlamalar tespit edilmiştir. bu kısma tanesi 5'ya mal olacak beş adet dirsek veya fil ayağı yapılması ve çatlakların aralarının alçıyla doldurulması düşünülmüştür. böylece girne kaza sorumlusu major tankerville chamberlayn'ın gayretleriyle merkezi cezaevinden getirilen usta mahkumlar, caminin çatlayan damını, yapışma özelliği olan karmi</Page><Page Number="135">128 toprağı ile tamir etmişlerdir. bu arada, caminin batısına sonradan açılması nedeniyle yapının gücünü azaltan kemerler alçı ve taşlarla kapatılmıştır. inşaatta gerekli olan taşların mahkumlar tarafından deniz kenarındaki taş ocaklarından kesildiği kaydedi lmektedi r. tüm işler  04.10.1905 tar ihinde tamamlanmıştır. sonuç olarak camii, girnelileri temsil eden idare meclisi üyesi mehmet sami efendi, caminin mütevellisi asaf bey, girne kaza sorumlusu major tankerville chamberlayne, kamu işleri dairesi mimarı nicolis ve girne evkaf temsilcisi halil sabri efendi'nin gayretleriyle 1904-1905 yılları arasında tamir edilmiştir. şimdiki caminin kuzeyindeki karşılıklı merdivenlerle iki sütün üzerine oturan üç kemerli son cemaat yerine ulaşılmaktadır. çift merkezli olan kemerler ahşap kafeslerle kapatılmış durumdadır. son cemaat yerine girecek olanların yağmura karşı korunmaları için kapının üst başına ahşap bir saçaklık yapılmıştır. son cemaat yerindeki basık kemerli kapıdan cami harimine girilmektedir. doğu-batı yönüne uzanan enine dikdörtgen planlıdır. harimin tavanı kuzey-güney yönüne uzanan üç kemerle taşınmaktadır. güney duvarında bir mihrap, hemen yanında ise bir minder bulunmaktadır. caminin doğusunda kadınlar mahfili olarak kullanılan ve kuzey-güney yönüne uzanan ayrı bir mekan bulunmaktadır. caminin bu bölümü, ibrahim çerkez'in 1974 yılında limasol'dan girne'ye gelirken beraberinde getirdiği piri ali dede türbesine ait sanduka, mezar toprağı, asa, iki yeşil bayrak ve çarşaf konmak suretiyle piri ali dede'nin makam türbesi haline getirilmiştir. kesme taştan yapılan minare caminin kuzeybatı köşesinde bitişik durumdadır. kare silindirik gövdeli ve tek şerefelidir. şerefe süslemelidir. girne kordon boyu'nun tarih çehresine büyük katkısı olduğundan 1974 yılı öncesiyle sonrasında camiyle birlikte restore edilmiştir. camiye ismini veren cafer paşa'nın özgeçmişine ait bilgiler caminin kuzeybatı duvarındaki musalla taşının üst başına monte edilen ve bir araştırma ürünü olduğuna inanılan mermer levha üzerine işlenmiştir.</Page><Page Number="136">yazıcızade camii 129 yukarı girne mahallesi’ndeki yazıcızade sokağı'nda bulunan düzgün kesme taştan yapılmış bir yapıdır. osmanlı döneminde buraya yazıcızade adlı biri tarafından yaptırılan küçük bir mescit vardı. 1895 yılına ait belgelerde adından “yazıcızade mesciti” olarak söz edilirken bir vakfının da bulunduğu kaydedilmektedir. vakıf mütevellisinin 1895 yılında ölümü üzerine 15 teşrin-i evvel 1898 tarihinde vakfın mütevelli görevini, diğer 38 vakıfla birlikte, küfizade asaf bey üstlenmiştir. xx. yüzyılın başlarında bu mescidin yerine kazafanalı fehim bey tarafından şimdiki mescidin yapıldığı öne sürülmektedir. kırma çatı, ahşap-kiremit örtülüdür. son cemaat yeri olmayan bu yapıya kuzeybatı yönündeki yazıcızade sokağı'na açılan sövesi kesme taş örülerek çerçevelenmiş bir kapıdan girilmektedir. alçıdan yapılmış silmeli bir mihrabı ve ahşaptan sade bir minberi vardır. cami harimi dört yandaki ikişerden sekiz pencere ile aydınlanmaktadır. kuzey duvarının üst başında ahşap kadınlar mahfili bulunmaktadır. camiye bakan cephesi ahşap kafes parmaklıklıdır. buraya, minarenin yanına yapılan demir basamaklarla çıkılmaktadır. minare 1980 yılında inşa edilmiştir. yakın geçmişimizde caminin yanında 1908 tarihli bir çeşme ile bir mezarın bulunduğu kaydedilmektedir.</Page><Page Number="137">buffavento kalesi 130 beşparmak sıradağları’nın 3131 ayak yüksekliğindeki bir tepe üzerine inşa edilmiştir. arslan kalesi, yüzbir evler ve lioutes adlarıyla da bilinmektedir. “lioutes” adı italyanlar tarafından verilmiş olup, “rüzgarlardan korkmayan” “rüzgarlara baş eğmeyen” anlamına gelmektedir. kale'nin 101 odası olduğuna ve  şu anda kayıp olan 101. odayı bulup kapısından içeri girenlerin cennet kapısından içeri girmiş gibi olacaklarına ve bir defineye sahip olacaklarına inanılmaktadır. kalenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. ancak önceleri bir işaret kulesi olarak bizanslılar tarafından yapıldığı ve lüzinyan döneminde son şeklini aldığı tahmin edilmektedir. 1191 yılında aslanyürekli richard adayı aldığında o döneme kadar kendini adanın kralı ilan eden ve 7 yıllık bir süre adanın kralı olarak bilinen isaac komnenus'un buffavento kalesine sığındığı söylenmektedir. söylentiye göre, adanın templar şövalyelerinin egemenliğinde olduğu dönemde (1191-1192) bu kaleye cüzzam hastalığına yakalanmış bir bizans prensesi sığınmış; prensesin bir de kendisi gibi cüzzamlı bir köpeği varmış. bu köpek her gün kaleden ayrılarak güneydeki tepelerin arkasında kaybolur ve belli bir süreden sonra tekrar kaleye dönermiş. prenses bir gün köpeğin hastalığının geçtiğini görmüş. ertesi gün köpeği takip ettirmiş ve onun bir su kaynağında yıkandığını görmüş. kendisi de su kaynağında yıkanınca sağlığına kavuşmuş. bunun üzerine prenses şifa bulduğu su kaynağının bulunduğu yere şimdiki st. john chrysostomos kilisesi’ni inşa ettirmiş.</Page><Page Number="138">beylerbeyi (bellapais) manastırı 131 bellapais manastırı, fransızca'da “barış manastırı” anlamına gelmektedir. manastır, aynı zamanda bu manastırda yaşayanların giydikleri beyaz giysilerden dolayı “abbey blanche” veya “white abbey” olarak da anılmaktadır. manastır beylerbeyi’nde bulunmaktadır. m.s. 1158-1205 tarihleri arasında inşa edilmiş ve daha sonra fransız kralı ııı. hugh döneminde (1267-1284) bugünkü şeklini almıştır. kıbrıs'taki lüzinyan dönemi gotik mimarinin en güzel örneklerindendir. manastırın gelişmesi 1373 yılına kadar devam etmiştir. manastır bu tarihte başlayan ceneviz akınları ile yağmalanarak tahrip edilmiştir. venedik idaresi sonlarına doğru manastırın idaresi bozulmuş, yasak olduğu halde papazların evlenmesi hatta birden fazla izdivaç yapmaları manastıra olan ilginin azalmasına neden olmuştur. ada’nın osmanlılar tarafından ele geçirildiği 1570 yılından sonra bu yolsuzluklara son vermek amacıyla manastır kapatılmıştır. bellapais manastırı 220x240 ayak ebadında bir alan üzerinde  yer almaktadır.  manastırın  kemerli  giriş  kapısının</Page><Page Number="139">132 korunması amacıyla buraya bir kule , mazgallar ve iner kalkar bir köprü inşa edilmiştir. giriş kapısından sonra ön avluya ulaşılmaktadır. avluda yer alan kilise manastırın en eski yapısıdır. ön avludan sonra etrafı 18 kemerle çevrili kare planlı avluya varılır. orta avlunun kemerli revağında lavabo görevi gören roma dönemine ait üst üste yerleştirilmiş iki lahit bulunmaktadır. lavabonun karşısında yemek salonuna girişi sağlayan ana giriş kapısı yer almaktadır. ana giriş kapısının mermer söğe taşı (lento) üzerine kazınarak yapılmış sırası ile kıbrıs, kudüs ve lüzinyan armaları bulunmaktadır. yemek salonu dikdörtgen planlı ve tonoz üst örülüdür. salon 100 metre yüksekliğinde sarp bir kaya üzerine inşa edilmiş olup toplam 6 pencere ile aydınlatılmaktadır. yemek odasının kuzey duvarında yemekte dua okunan vaiz mimberi (pulpit) bulunmakta olup, buraya duvarın içine yapılmış bir merdivenle çıkılmaktadır. salonun doğu duvarının üst başında salonu aydınlatmak amacı ile yapılmış gül şekilli bir pencere yer almaktadır. salonun batı duvarındaki kapıdan manastırın mutfak bölümüne girilmektedir. buradaki merdivenlerle yemek salonunun al tında ambar olarak kul lanı ldığına inanı lan bölüme ulaşılmaktadır. orta avlunun doğusunda meclis odası (chapter house) ve işyerleri (undercraft) bulunmaktadır. bunların üst kısmı şu anda tamamen yıkılmış olup yıkılan bölümün yatakhane olarak kullanıldığı bilinmektedir. manastırın üst katına kilisenin duvarında bulunan bir çift merdivenle çıkılmaktadır. üst katın kuzeybatı köşesinde bir hazine odası bulunmaktadır. buradaki duvarlara oyulmuş dikdörtgen şekilli dolaplar orijinalliğini halen korumaktadır. hazine dairesi’nin karşısındaki merdivenlerden aşağı kata inilmektedir.</Page><Page Number="140">baldöken mezarlığı 133 aşağı girne'de bulunan osmanlı dönemine ait bir mezar alanıdır. bu alanın roma ve bizans döneminde de kullanıldığı, mezarlığın doğusundaki alanın altında saptanan mozaik kalıntılarından anlaşılmıştır. mezarlıktan günümüze üç mezar, bir türbe ve iki çeşme kalmıştır. türbe kesme taştan yapılmış olup kare planlıdır. dört tarafı sivri kemerli ve üzeri kubbe ile örtülüdür. burası daha sonraları ölülerin yıkanmasında kullanılmıştır. mezarlığın kuzeyinde iki çeşme yapısı yer almaktadır. bu çeşmelerden birinin üzerindeki yazıtta kıbrıs muhassılı esseyit emin efendi tarafından yaptırıldığı kayıtlıdır.</Page><Page Number="141">girne turizm limanı 134 girne turizm limanı, 16 kasım 1987 tarihinde uluslararası gemi trafiğine açılmıştır. girne turizm limanı'nın, türkiye’nin güney sahillerine olan yakınlığı, ticari ve turistik trafik akışını artırmış, zaman ve maliyet olarak da avantajlı bir duruma getirip kktc turizminin canlanmasına çok büyük katkıda bulunmuştur. limanın zaman içerisinde yetersiz kalmasından dolayı 1997 yılında başlatılan ek rıhtım tevsi inşaatının temmuz 1999'da tamamlanması ile birlikte liman gemi kapasitesi artırılmıştır. 2006  yılında başlatılan ana bina yenileme inşaatı 2007 yılı sonunda  bitirilip hizmete girmiştir.  sınır kapılarımız ve limanlarımız</Page><Page Number="142">135 girne marina (yat limanı) girne marina, at nalı şeklindeki girintinin arkasında yer alan restorant ve barlardan oluşan bir görünüm sergilemektedir. girne marina girişinde (deniz yolu tarafından) yer alan lüzinyan devrine ait kalenin varlığı ise marina'nın zenginliğini o kadar daha artırmaktadır. şu anda restorant ve bar olarak işlev gören binalar, önceleri anadolu'ya ve avrupa'ya kıbrıs'tan ihraç edilen harnup (keçi boynuzu) ve tuz için ambar olarak kullanılıyordu. harnup ve tuzun ihraç edilmesinde önemli bir yer tutan limana ingiliz sömürge dönemi’nde (1880’den sonra) dalgakıran ve tek katlı gümrük binası inşa edilerek geliştirilmeye çalışıldı. 1941 yılında bu gümrük binasına (şu anda marina ofisi olarak kullanılan taştan yapılmış bina) ikinci bir kat daha ilave edilerek bu günkü son şekli verildi. önceleri yolcu amaçlarıyla kullanılan gümrük binası 1991 yılında kıbrıs türk turizm işletmeleri’ne devredildi ve alt yapısı yapılarak marina işletmesi olarak hizmete açıldı. bugün kktc'de tek olan marina birçok yabancı tekneye çeşitli hizmetler vermektedir.</Page><Page Number="143">136  ekonomik değerleri  girne amerikan üniversitesi uygarlıkların beşiği akdeniz yöresinin kültür mirası ile bütünleşen girne amerikan üniversitesi, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin ilk özel üniversitesi olup, 21. yüzyılda ihtiyaç duyulan kaliteli insan gücünü yetiştirmek amacı ile eğitim-öğretim faaliyetlerine 1985 yılında başlamıştır. uluslararası akreditasyonları ve üyelikleri ile sağladıkları eğitimin niteliğini sürekli artırmak amacını taşımaktadır. akreditasyon veren kurumlar, sağlanan eğitimin niteliğini denetleyip onaylamaktadır. girne amerikan üniversitesi ayrıca girne ilçesinin ekonomisine her yönden çok büyük katkılar sağlamaktadır.</Page><Page Number="144">137 girne marina (yat limanı) tesisin adı sınıfı adres tel.n0 chateau lambusa  *****  lapta  8218751  jasmin court  *****  girne  8151450  merit crystal cove  *****  alsancak  8212345  mercure hotel  *****  k/oğlu  6502500  malpas hotel  *****  çatalköy  8244757  ada hotel  ****  alsancak  8212268  celebrity hotel  ****  lapta  8218751  denizkızı royal  ****  alsancak  8212676  dome hotel  ****  girne  8152453  grand rock  **** girne  8152238  kyrenia oscar rst.  **** girne 8154801  l.a.holiday cen.  **** lapta 8218981  dedeman o.tree **** çatalköy  8244200  riverside hol.vil.  **** alsancak  8218906  acapulco hol.vil.  *** çatalköy  8244110  club lapethos  ***  lapta  8218961  club simena  ***  karşıyaka  8252476  hotel club z  ***  girne  8151549  liman hotel  ***  girne  8152001  hotel sempeti  ***  lapta  8212770  mountain view  ***  k/oğlu  8223453  onar holiday *** girne 8155850 pitoresk hol. *** girne 8158276</Page><Page Number="145">138                     top set hotel *** k/oğlu 8222204 altınkaya ** ozanköy 8155001 ambelia vil.  **  beylerbeyi  8153655 bellapais garden **  beylerbeyi  8156066 citrus tree garden  **  alsancak  8212872 club asena **  lapta  8218947 club güzelyalı  **  güzelyalı  8252017 colonnade club **  girne  8158980 dorona hotel  **  girne  8153521 golden bay hotel **  alsancak  8218540 green coast bun. **  alsancak  8211212 high life hol.  **  girne  8153383 hilarion vilage  **  karaman  8222562 king’s court  **  alsancak  8218499 manolya hotel  **  lapta  8218498 moon rose hol.  **  k/oğlu  8223570 pia bella hotel  **  girne  8155321 pine bay club  **  alsancak  8223035 primary hol.  **  alsancak  8218157 riviera beach bung.  **  k/oğlu  8222026 sammys hotel  **  girne  8156279 santoria village  **  alsancak  8223430 almond hol. ** alsancak 8212885 the hideaway club ** edremit 8222620 the ship inn hotel ** girne 8156701</Page><Page Number="146">139    the villa club ** yeşiltepe 8218400 atlantis hotel * girne 8152242 bristol hotel  *  girne  8156570 club alda  *  lapta  8218780 club hibiscus gar.  *  lapta  8218099 club tropicana  *  ozanköy  8155188 fian bungalows  *  k/oğlu  8222718 five fingers hol.  *  ozanköy  8154096 flipper’s hol.  *  lapta  8212731 harbour scene hol.  * girne 8156855 british hotel  * girne 8152240 the abbey ınn  * beylerbeyi  8159444 la siesta hol.  * lapta 8218999 life hotel  * girne 8156521 lighthouse hotel * girne 8159676 marmaris hotel  * lapta 8218575 savarona bung  * k/oğlu 8222215 monte perle hol.  * karşıyaka  8252365 nostalgia hotel  *  girne  8153079 paradissa court  *  k/oğlu  8222800 rose gardens hol.  *  lapta  8218927 sidelya hotel  *  girne  8153951 silver waves hot.  *  k/oğlu  8222418 sunny beach bung.  *  lapta  8218924 şendeniz hotel * k/oğlu 8222401</Page><Page Number="147">140 yeni anadol hotel  * girne  8152319 regency cyprus hot.  * lapta  8151903 bare hill hol.vill.  * alsancak  8212609 hacı ali hotel  * lapta  8212991 grand avrasya  * girne  8151172</Page><Page Number="148">141  bölgenin coğrafi yapısı  girne bölgesinde 2006 nüfus sayımına göre 58.438 kişilik nüfus 45 yerleşim yerinde ikamet etmektedir. girne ilçesi yerel yönetim olarak 6 belediyeden (girne, lapta, alsancak, çatalköy, esentepe ve dikmen) ve 55 muhtarlıktan oluşmaktadır. 80 km. kara sınır uzunluğu, 90 km. deniz şeridi uzunluğu, batı tarafından 5 km., doğu tarafından ise 15 km. genişliğinde sınırlar içerisindedir. girne'nin güneyinde bulunan girne sıradağları batıda kayalar köyü yakınlarında kıyıdan başlayarak, doğuda tatlısu köyüne kadar uzanır. kayalar dağı, lapta dağı, beşparmak dağları ve kantara dağları'ndan oluşmaktadır. aynı zamanda batıdan doğuya sahil ile adanın iç taraflarını birbirine bağlayan üç önemli geçitten ikisi (geçitköy boğazı ve girne boğazı) girne ilçe sınırları içinde bulunmaktadır. en yüksek noktası 1023 m. ile selvili tepe'dir. bu dağların arasında yer yer oluşan düzlükler karpaz yarımadası'na kadar görülmektedir. girne sıradağları'nın kuzey etekleri halep çamlarıyla doludur ve bitki örtüsü genelde makidir. verimli bir toprak şeridi olan girne'de narenciye ağaçları, zeytin ve harup (keçi boynuzu) yetişir. köylerde kuru ziraat, hayvancılık, narenciye ile; girne, alsancak, lapta yerleşim yerlerinde ise ticaret, turizm ve balıkçılıkla uğraşılmaktadır. göletlerin devreye sokulduğu bölgelerde ise sulu ziraat gün geçtikçe artmaktadır. bu bölgedeki göletler: geçitköy, karşıyaka, zeytinlik, arapköy (dolunay göleti), esentepe (çiftlikdere göleti), göçeri (dağyolu göleti) ve şirinevler'de kurulan göletlerdir. girne bölgesi iklimi tipik akdeniz iklimidir. yazları uzun ve kurak, kışları ise kısa ve yağışlıdır. yağışlar genelde yağmur şeklinde olup, nadiren girne sıradağları’na kısa sürede eriyen kar düşmektedir. en soğuk ocak ayı ortalaması 9 derece, en sıcak temmuz ayı ortalaması 40 derecedir. kıyılar yazın serin olmakla birlikte, nemli olduğundan iç kesimlere göre daha bunaltıcıdır. deniz suyu sıcaklığı ortalama 21.5 derecedir. nem ortalaması ise %68.8'dir.</Page><Page Number="149">142  girne bölgesi önemli telefonları alo sivil savunma   101 svl.svn.girne blg.md.lüğü  8154985 - 8152575 girne polis müdürlüğü   8152125  girne akçiçek hastahanesi  8152266  itfaiye      8152111  kaymakamlık     8152117  girne belediyesi    8152118  lapta belediyesi    8218329  alsancak belediyesi    8211113  çatalköy belediyesi    8244068  esentepe belediyesi    8236344  dikmen belediyesi    2372863  girne amerikan üniversitesi  8223203</Page><Page Number="150"></Page><Page Number="151">kktc sivil savunma teşkilat başkanlığı güzelyurt bölge müdürlüğü güzelyurt 143</Page><Page Number="152"></Page><Page Number="153">144  güzelyurt şehrinin tarihçesi  güzelyurt halkı, 20 temmuz 1974 yılında gerçekleşen barış harekâtı’ndan sonra yapılan nüfus mübadelesi ile baf, poli, limasol, binatlı ve civar köylerden güzelyurt'a göç eden türkler ile eskiden beri güzelyurt'ta yaşayan yerli türk halkından oluşmaktadır. güzelyurt ilçesi’nin nüfusu 29 bin 481'dir. yüzölçümü ise 2 yaklaşık olarak 337 km 'dir. güzelyurt ilçesi, sosyal ve kültürel, tarihi ve turistik yerler ile anıtlar, açısından oldukça zengindir. lefke, gaziveren, yeşilırmak, bağlıköy, çamlıköy, doğancı, taşpınar ve yukarı cengizköy'de ise 1971'den beri türkler yaşamaktadır.</Page><Page Number="154">145  güzelyurt bölge müdürlüğü'nün tarihçesi  güzelyurt sivil savunma bölge müdürlüğü, temmuz 1976 ayından itibaren bayraktarlık emri ile lefke sancağı'ndan atanan personelle, sorumluluk sahalarındaki yerleşim merkezlerinde sivil savunma örgütlenmesini sağlamak, resmi ve özel daire ve müesseselerde sivil savunma yasası’na uygun olarak sivil savunma teşkillerini kurmalarına yardımcı olmak, olağanüstü bir durumda halkın can ve mal kaybını asgari hadde indirmek için; sivil savunma lefke bölge müdürlüğü adı altında kurulmuştur. şht. nejdet levent sokak’ta 1976 yılında kurulan sivil savunma lefke bölge müdürlüğü, 17 kasım 2005 tarihine kadar bu adreste faaliyetlerini sürdürmüştür. 19 kasım 2006 tarihinde ise güzelyurt bölge müdürlüğü adını alarak, güzelyurt lemar karşısındaki yeni binasına taşınmıştır.</Page><Page Number="155">146   şehitlikler  yeşilırmak şehitliği 20 temmuz 1974 mutlu barış harekâtı sırasında yeşi l ırmak kendisini savunmuş fakat türk ordusu yeşilırmak bölgesine kadar i l er l emed i ğ i i ç i n bö l ge rum kontrolündeki saha içinde kalmıştır. 05 eylül 1974 sabahı yeşilırmak'ta bulunan 50 kişilik bir mücahit birliği ile gemikonağı'nda bulunan türk s i l ah l ı ku v v e t l e r i a l a y ı ' n ı n gerçekleştirdiği ileri harekât ile mücahit-mehmetçik kucaklaşmış, yeşilırmak özgür bölgeye katılmıştır. şehitlik yeşilırmak köyünde köy mezarlığı yanında bulunup içerisinde 1964-1974 yılları arasında şehit olan 12 şehidin mezarı yer almaktadır.  rumların 1963 kanlı noel saldırılarından sonra lefke teknik okulu'na türkiye'den öğretmen olarak gelen kemal özalper, kendi yaptığı havan topunu denerken, havanın namlusunun parçalan-ması üzerine şehit olmuş, ismi ise şehitliğe verilmiştir. şehitlik 19 mart 1964'te açılmış ve bundan sonra gaziveren, lefke ve çevre köylerde şehit olanlar bu şehitliğe gömülmüşlerdir. şehitlik içerisinde 1964-1974 yılları arasında şehit olan 26 şehidin mezarı yer almaktadır. lefke şehit kemal özalper şehitliği</Page><Page Number="156">147  bağlıköy camii avlusu erenköy şehitliği 1964'ten 1967 yılında kadar çeşitli zamanlarda rum saldırılarına uğrayan bağlıköy, aylarca abluka altında kalmış, bir seferinde 6 gün 6 gece çarpışmış ve 4 yıl tehlike yaşadığı halde düşmana teslim olmamış köyler imizdendi r. şeh i t l i k bağ l ı k ö y cam i i avlusunda bulunup içerisinde 1966-1977 yılları arasında şehit olan 3 şehidimizin mezarı yer almaktadır. erenköy şehitliği her yıl 08 ağustos günü erenköy harekâtı'nın yıldönümü münasebetiyle devlet erk nı, mücahitler ve halkımız tarafından ziyaret edilmekte, tören yapılmaktadır. şehitlikte erenköy'de 1957-1974 yılları arasında şehit olan 13 şehidin mezarı yer almaktadır.  â</Page><Page Number="157">148 taşpınar şehitliği doğancı şehitliği 20 temmuz 1974 mutlu barış harekâtı’ndan sonra taşpınar köyü, rum i şga l i ne uğ r amı ş ve köyden ayrılamayan bazı s o y d a ş l a r ı m ı z ş e h i t edilmiştir. 23 temmuz'daki ateşkes anlaşmasından s o n r a , ö n c e d e n d o ğ a n c ı ' y a s ı ğ ı n a n taşpınarlılar köylerine geri dönmüştür. 16 ağustos'a kadar süren işgal türk barış kuvvetleri’nin lefke ve yöresini kurtarmak için doğuya taarruzu üzerine rumların köyü terk etmesiyle son bulmuştur. şehitlik, taşpınar köyünde köy mezarlığı içinde ayrı olarak bulunmakta, içerisinde 1974 yılında şehit olan 7 şehidimizin mezarı yer almaktadır. şehitlik doğancı köyünde köy mezarlığı içinde bulunmakta ve içerisinde 1974 yılında  şehit olan 3 şehidin mezarı yer almaktadır.</Page><Page Number="158">gaziveren şehitliği çamlıköy şehitliği 19 mart 1964 günü rumlar, gaziveren köyü’nü kuşatmış, birleşmiş millet-l e r i n a r aya g i rmes i y l e anlaşma yapılmıştır. 1 9 7 4 mu t l u ba r ı ş harekâtı'nın ikinci gününde de yeniden rum saldırısına uğrayan köy, güven içinde yaşamak onuruna ancak, mutlu barış harekâtı'nın ikinci aşamasında, 16 ağustos 1974 günü türk silahlı kuvvetleri'nin lefke ve çevresini kurtarması ile kavuşmuştur. şehitlik, gaziveren  köyünde köy mezarlığı içinde bulunmakta içerisinde 1974 yılında  şehit olan 5 şehidin mezarı yer almaktadır.  19 mart 1964 günü zırhlı araçlar ve ağır makineli tüfeklerle mücehhez 400 kadar rum gaziveren'e ve komşu çamlıköy'e karşı s a l d ı r ı y a g e ç t i . teodoro ' nun ev i ndek i mevziden atılmış rum k u r ş u n u b i r ö ğ r e n c i mücahidi olan emin izzet'i şehit edince mücahitler de saldırganlara ateşle karşılık vermiştir. köyün direnişi temmuz 1974'te sancak merkezi lefke'ye çağrılmalarına kadar sürmüştür.  149</Page><Page Number="159">atatürk anıtı (güzelyurt) 150  güzelyurt kaymakamlığı önünde yer alan atatürk anıtı, 1973 yılında öğretmen feriha coşkun'un büyük çabası ve girişimleri ile nazilli'de yapılmıştır. açılışın cumhuriyetin 50. yılı olan 29 ekim 1973 tarihinde yapılması hedeflenmiş iken anıtın yapımı ve kıbrıs'a getirilmesinde yaşanan gecikmelerden ötürü belirlenen tarihte yapılamamıştır.   1974 yılında adaya getirilen anıt, baf'ta hazırlanan kaidesi üzerine konmuştur. 30 ağustos 1974 tarihinde açılması planlanan anıtın açılışı 20 temmuz 1974'te gerçekleşen barış harekâtı nedeni ile gerçekleşememiştir. barış harekâtı’ndan sonra yapılan nüfus mübadelesi ile baf'ta yaşayan türkler güzelyurt'a yerleşmiştir. atatürk anıtı'nın türk tarafına getirilmesi için yapılan girişimler sonucunda güzelyurt'ta bulunan rumlara ait bir heykeli rum tarafına göndererek, bunun karşılığında baf'ta bulunan atatürk heykeli, lefkoşa türk bölgesine getirilmiştir. güzelyurt'taki bugünkü yerinde hazırlanan kaidesi üzerine konan atatürk heykeli günümüzde tören alanı olarak kullanılmaktadır.   anıtlar ve büstler</Page><Page Number="160">1991 yılında açılan anıt baf ve l imaso l şeh i t l e r i an ı s ı na dikilmiştir.  08 ağustos 1964'te şehit olan pilot yüzbaşı cengiz topel anısına yaptırılmıştır. 22 ağustos 1 9 9 0 t a r i h i n d e b i t i r i l i p gemikonağı kıyı şeridi üzerine dikilmiştir.  16 kasım 1989 tarihinde açılışı yapılan heykel, kuzey kıbrıs t ü r k c u m h u r i y e t i ' n d e k i heykellerin en büyüğüdür.  cengiz topel anıtı (lefke) atatürk anıtı (lefke) 151 şehitler anıtı (güzelyurt)</Page><Page Number="161">güzelyurt arkeoloji ve doğa müzesi 152   müzeler  kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nde açılan ilk arkeoloji müzesi güzelyurt arkeoloji ve doğa müzesi'dir. bu bina 1974 öncesi metropolitlik olarak kullanılmaktaydı. 1979 yılında müze olarak halkın ziyaretine açılmıştır. çift katlıdır, alt katta bulunan doğa bölümünde kıbrıs'ta görülen yerli ve göçmen kuş çeşitleri, böcekler, yılanlar, akdeniz'de yaşayan balık çeşitleri bulunmaktadır. üst katta bulunan arkeoloji bölümünde ise kıbrıs'ın çeşitli yerlerinde bulunmuş eski eserler kronolojik bir düzen içerisinde sergilenmektedir.</Page><Page Number="162">153  tarihi eserler  st. mamas kilisesi orijinal kilise bizans yapıtı olup, muhtelif devirlerde yenilenmiş ve orta çağ'da gotik stilde hatırı sayılır derecede eklentiler yapılmıştır. osmanlı döneminde 1725 tarihinde, tamamıyla yeniden yapılmış ve büyük merkezi kubbe bu devirde ilave edilmiştir. gotik binadan bir kısım mimari detay korunabilmiştir. bunlar: kuzey ve güney'deki giriş kısımları; sahın sütunları; batı penceresindeki iki mermer sütun ve azizin tahtiminin bulunduğu kemerli kısım. bütün bunlar 15.yüzyıldan olup flamboyant stilindedir.</Page><Page Number="163">tren istasyonu 154 kıbrıs'ta kullanılan ilk trenler güzelyurt'ta festival alanı'nda bulunmaktadır. bunlar kıbrıs'ın ilk trenleridir. lefkoşa-güzelyurt girişindeki anayolun her iki tarafında yer alan tren istasyonu binaları, ingiliz döneminde gazimağusa-lefkoşa-güzelyurt-lefke güzergahında çalışan tren hattının güzelyurt istasyon binaları olarak hizmet vermekteydi.</Page><Page Number="164">vuni sarayı 155 soli kenti’nin kontrolü için 5.yy'da yaptırılmıştır. m.ö. 449 yılında bölgedeki pers egemenliği yerini yunan egemenliğine bırakınca, saray işlevini yitirmiştir.</Page><Page Number="165">soli harabeleri  soli m.ö. kurulan 9 k ı b r ı s k r a l l ı ğ ı ’ n d a n birisidir. soli'nin tarihi m.ö. 700 y ı l l a r ı na a i t ve asurluların haraç aldıkları kentleri içeren bir listeye kadar izlenebilmiştir. bu listede kentin adı si-il-lu o l a r a k g e çme k t e d i r . soli'de günümüze kadar k a l a b i l e n e s e r l e r i n b a ş ı n d a b i r h a r a b e şekl inde bulunan sol i bazi l ikası ve sonrada restore edilmiş bulunan soli tiyatrosu'dur. soli bazilikası: yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır. kıbrıs'ta inşa edilen ilk kiliselerden olup kendine özgü yanları vardır. 200 metre uzunluğundaki bazilika üç kapılı bir giriş ve giriş mekanıyla başlıyordu. bunu dört tarafı sütunlarla çevrili ve çeşmesi olan bir avlu izliyordu. bundan sonra gelen gene üç kapılı bir giriş ve narteksten sonra asıl kiliseye giriliyordu. hıristiyanlık geleneğinde soli saint mark'ın saint auxibus tarafından vaftiz edildiği yer olarak kabul edilmiştir. soli tiyatrosu: soli tiyatrosu ise roma'lılar döneminde bir zamanlar aynı yerde bulunan yunan tiyatrosunun yerine yapılmıştır. m.s. 2. yüzyılın sonu ile 3. yüzyılın başından kalmadır. seyircilere ayrılan yarım daire şeklindeki oturma sıralarının olduğu bölüm kısmen tepenin kayasına oyulmuştur. burası ortadaki orkestra denilen kısımdan kireç taşı bloklardan yapılmış alçak bir duvarla ayrılıyordu. aslında kapasitesi 4000 olan oturma yerleri günümüzde yarı yüksekliğine kadar restore edilmiştir. sahne binası iki katlı olup mermerle kaplı ve heykellerle süslü idi. günümüzde görülebilen kısım sahne binasının üzerine inşa edildiği platformdu. tiyatronun batısındaki bir tepenin üzerinde isis ve afrodit'e adanmış bir tapınağın izlerine rastlanmıştır.  156</Page><Page Number="166">bostancı sınır kapısı 157 bostancı kara giriş kapısı, 01 eylül 2005 tarihinde açılmış olup, 05 eylül 2005 tarihinde geçişlere başlanmıştır. sınır kapısından günlük ortalama 400 civarında türk, 50 civarında rum, 60 civarında ise diğer milletlere mensup kiş geçmekte olup 180 civarında türk plakalı, 25 civarında rum plakalı ve 10 civarında ise sair plakalı araç geçmektedir. sınır kapıları ve limanlar</Page><Page Number="167">kıbrıs meyve sebze “cypfruvex” işletmecilik ltd. 158 bölgenin en önemli ekonomik tesisleri arasında yer almaktadır. bölgede yet işt iri len narenciye ürünlerinin işlenmesinde ve yurt dışına gönderilmesinde önemli rol oynamaktadır. 1974 yılında kurulan ve kâr amacı gütmeyen şirketin esas gayesi, ülkemizde üretilen narenciye ürünlerini değerlendirip üreticilerin iyi bir gelir elde etmelerini sağlamak ve istihdam yaratmaktır. kıbrıs meyve sebze “cypfruvex” ltd. yılda yaklaşık olarak 15-20 milyon dolar arasında ihracat yapmakta olup, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin en büyük ihracatçı firmalarından birisidir. şirket, faaliyetleri neticesinde ülke ekonomisine çok büyük katkı sağlamaktadır. ancak son yıllarda narenciye pazarında yaşanan sıkıntılar neticesinde tüccarların narenciye ürününü bahçelerden aracısız alması, şirketin yurdumuzda faaliyet gösteren narenciye üreticiler ve ihracatçılar birliklerinin talepleri üzerine özelleştirilmesi yoluna gidilmektedir. güzelyurt bölgesinin ekonomik değerleri</Page><Page Number="168">kumköy su tesisleri 159 yapımına 1955 yılında başlanmış ve 1960 yılında faaliyete geçirilmiş olan tesis, lefkoşa'ya içme suyu göndermek amacı ile inşa edilmiştir. halihazırda lefkoşa, gazimağusa ve güney kıbrıs'ta bulunan engomi(incirli)'ye su göndermektedir. tesis civar köylerde bulunan 21 adet kuyudan gelen su ile beslenmektedir. günlük 16 bin ton civarında su gönderme kapasitesine sahiptir. gerektiğinde kullanılmak üzere 2250 kwa'lık tam otomatik bir de jeneratöre sahip su tesisi, aynı zamanda 25 bin ton su depolama kapasitesine de sahiptir.</Page><Page Number="169">160 lefke avrupa üniversitesi lefke avrupa üniversitesi, 1989 yılında kurulan kıbrıs bilim vakfı tarafından 1990 yılında faaliyete geçirilen bir vakıf üniversitesidir. doğal ve tarihi güzellikleri ile ünlü lefke bölgesinde yer alan üniversite, kktc'nin batıdaki eğitim meşalesi olmaktadır. günümüz dünyasında bilginin evrensel olduğuna inanan lefke avrupa üniversitesi, yök tarafından tanınan programları ve diplomasıyla, yurt içi ve yurt dışı üniversitelerle işbirliği halinde öğrencilerine eğitim sunmaktadır. atatürk ilke ve inkılaplarına uygun evrensel niteliklerle donatılmış, kendine güvenen rekabetçi gençler yetiştirmeyi hedefleyen üniversitede 24 değişik ülkeden öğrencilere, her biri kendi alanlarında uzman dünyanın dört bir yanından gelen bilim adamlarıyla ingilizce eğitim verilmektedir.</Page><Page Number="170">orta doğu teknik üniversitesi (odtü) kuzey kıbrıs kampüsü 161 ortadoğu teknik üniversitesi (odtü) kuzey kıbrıs kampüsü, türkiye cumhuriyeti ve kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin, odtü'ye kıbrıs'ta bir kampüs kurması talepleriyle gündeme gelmiştir. bu amaca yönelik uluslararası sözleşme iki ülkenin meclisleri tarafından onaylanmış ve kktc cumhuriyet meclisi de 2003 yılında odtü kuzey kıbrıs kampüsü kuruluş yasası'nı çıkarmıştır. iki devletin desteğiyle kısa sürede hizmete giren odtü kuzey kıbrıs kampüsü, yüksek teknolojiyle donatılmış bir “e-üniversite’dir. odtü kıbrıs'ta, dört mühendislik (bilgisayar, elektrik-elektronik, inşaat, makine) ve dört idari bilimler (iktisat, işletme, işletme-uolp , siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler) olmak üzere sekiz bölüm bulunmaktadır. lisans programlarında doktoralarını dünyanın en seçkin üniversitelerinde yapmış akademisyenler tarafından ders verilmektedir. odtü kuzey kıbrıs kampusu, şimdiden bölgede ekonomik ve sosyal canlılık yaratmıştır.</Page><Page Number="171">162 maden yükleme iskelesi günümüzde faal olmayan maden yükleme iskelesi 1959 yılında yunan şirketi tarafından kurulmuştur. cromyo köyü’nden çıkar-t ı lan krom madeninin gemilere yüklenmesinde kullanılmıştır. 500 metre denizde 500 metre karada olmak üzere toplam 1 ki lometre uzunluğunda o l up , yük l eme gen i ş kayışlar üzerinden yapılmakta idi. şu an gemikonağı sahilinde bulunan iskele, 1975-1980 yılları arasında c.m.c (kıbrıs maden şirketi) tarafından çıkartılan madenin gemilere yüklenerek samsun'a taşınmasında kullanılmıştır. halen kktc maliye bakanlığı devlet emlak ve malzeme dairesi’nin sorumluluğu ve kontrolü altında bulunmaktadır. yedidalga'da yöre halkının balıkçılık yapabilmesi için bir adet balıkçı barınağı bulunmaktadır. yedidalga balıkçı barınağı</Page><Page Number="172">163 oteller lefke gardens otel    lefke  7288223/8 the west queen resort hotel  kalkanlı 7142927 güzelyurt otel    güzelyurt 7143413</Page><Page Number="173">164  bölgenin coğrafi yapısı  30 bin kişilik nüfusa sahip güzelyurt bölgesinde, 27 yerleşim birimi mevcuttur. deniz sahili 30 km ve güney sınırı da 2 50 km olmak üzere alanı toplam 337 km 'dir. gelir kaynaklarının başında narenciye gelmektedir. bunun yanında sebze ve meyve de yetiştirilmektedir. küçük ve büyükbaş hayvancılığın dışında yedidalga bölgesinde balıkçılık yapılmaktadır. yine 4 milyon metreküplük rezervle kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’nin en büyük göleti olan gemikonağı göleti, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti toprakları içerisinde en önemli tarımsal potansiyele sahip olan güzelyurt ovasındaki yerüstü ve yeraltı sularını takviye etmek amacı ile inşa edilmiştir. gölette depolanan su ile asgari şartlarda 6600 dekar tarım arazisine sulama suyu temin edilmekte, güzelyurt ovasındaki yer altı su kaynakları da beslenmektedir.</Page><Page Number="174">165  güzelyurt bölgesi önemli telefonları  alo sivil savunma    101 svl.svn.güzelyurt  blg.md.lüğü  7144142-7144145   güzelyurt polis müdürlüğü   7142140-141   lefke polis karakolu    7287423-424   güzelyurt  itfaiye     7142200   güzelyurt belediyesi    7142018   gemikonağı itfaiye    7277655   lefke sağlık merkezi    7287757   cengiz topel hastanesi    7277351   güzelyurt sağlık merkezi   7142125-7144601   odtü kktc kampusu    6612101   lefke avrupa üniversitesi (laü)   6602000</Page><Page Number="175"></Page><Page Number="176">166 kktc sivil savunma teşkilat başkanlığı iskele bölge müdürlüğü iskele</Page><Page Number="177">167  iskele ilçesinin tarihi  iskele ilçesi, batıda boğaziçi köyü’nden başlayarak doğuda dipkarpaz zafer burnu'na kadar uzanan sınırlarıyla yeşilin maviyle kucaklaştığı, ileriki yıllarda kktc turizminin  gözbebeği olacak bir ilçedir. iskele ilçesinin toplam yüzölçümü 698 km olup, kktc'nin % 20.8'ini oluşturmaktadır. doğu-batı istikametinde ilçenin uzunluğu 91 km'dir. iskele'nin 1974 öncesindeki ismi trikomo'dur. 1974 mutlu barış harekâtı ile birlikte güneyden, kuzeye toplu göçü başlatan larnaka türk halkı bu kıyı şeridindeki trikomo kentine yerleştirilmiş ve bu tarihten itibaren trikomo iskele ismini almıştır. 01 haziran 1998 tarihinde ilçe sayısı 3'den 5'e yükseltilince iskele de ilçe olarak ilan edilmiştir. ilçe nüfusu 2006 nüfus sayımlarına göre 23.406'dır. bölge halkı geçimini turizm, tarım, balıkçılık ve hayvancılık yaparak sağlamaktadır. 1958 yılında kıbrıs'ta kurulan 5 türk belediyesi’nden biri olan larnaka türk belediyesi, tüm faaliyetlerini iskele'de, iskele belediyesi olarak devam ettirmekte ve halkın refahı ve mutluluğu için uğraşmaktadır. 20 temmuz mutlu barış harekâtı öncesinde iskele ilçesindeki türkler, tamamen türklerden oluşan köyler ile rumlarla birlikte karma nüfustan oluşan köylerde yaşıyorlardı. milli mücadele yılları içerisinde rumlarla birlikte yaşanılan bazı köylerde türkler, rumların baskı, tehdit ve silahlı saldırılarından dolayı göç etmek zorunda kalmıştır. 1974 öncesi bölgemizde yaşayan türkler pek çok şehit vermesine rağmen köylerini savunmuşlar ve 14 ağustos 1974'te kahraman türk silahlı kuvvetleri ile kucaklaşarak özgürlüğe ilk adımlarını atmışlardır.</Page><Page Number="178">topçuköy şehitliği (topçuköy) 169   şehitlikler  yunan hükümetinin desteği ile yunanlı albay grivas ve bir kısım yunanlı subayın yönetiminde, fanatik rum gençlerinden oluşan ve 1955 yılında kurulan eoka terör örgütünün, enosis'i gerçekleştirmek amacı ile türk halkına karşı yürüttükleri saldırı ve şiddet eylemleri karşısında topçuköy halkı; kendilerini müdafaa etmek amacıyla silahlanmak zorunda kalmıştır. yüreği vatan sevgisi ile dolu olan orhan salih isimli genç, demir borudan bomba yapmak için harekete geçmiş, üçüncü bombayı yaparken bomba kucağında infilak edince 19 ağustos 1958 tarihinde şehit olmuştur. orhan salih, topçuköy'ün ilk şehididir. 1958'den 1963 tarihine kadar rumların baskıları daha da artmış, köyün etrafı rum köyleri ile çevrili olduğundan yiyecek</Page><Page Number="179">170  sıkıntısı yaşanmış, çocuklar ve yaşlılara ilaç bulunamadığından hastalıklar başgöstermiş köy halkı perişan olmuştur. bu durum karşısında her şeyi göze alarak iskele'den erzak ve ilaç temin etmek için yola çıkan 3 gönüllü yiğit genç, 12 ocak 1964 tarihinde haince pusuya düşürülerek yolda şehit edilmiştir. topçuköy halkı, her şeye rağmen 1964'den 20 temmuz 1974'e kadar rum'a geçit vermemiştir. bunu hazmedemeyen rumlar, 22 temmuz 1974 pazartesi saat 10.20'de köye bir tabur askerle saldırmış, köy halkı 3 koldan yapılan saldırıya karşı köylerini kahramanca savunmuş ve bu savunma 5 saat sürmüştür. ne yazık ki bugünkü şehitlik yanındaki mevzide çarpışan kamil uçanok, bekir bahalı, mehmet emin hüseyin, ahmet soykara ve metin balan rumlar tarafından esir alınmış ve kurşuna dizilmişlerdir. o panik anında kendini yere atan ahmet soykara ve metin balan yaralanmadan kurtulmuşlardır. aynı gün köy içerisine giren rum askerleri savunmasız buldukları hasan mustafa ve mahmut tilki'yi de şehit etmişlerdir. 1984 yılında başlanıp 1985 yılında bitirilen şehitlik, 2006 yılında tekrar restore edilerek bugünkü halini almıştır. 1995 yılında bakanlar kurulu kararı ile köydeki anma törenleri her yıl 22 temmuz'da devlet töreni ile yapılmaya başlanmıştır.</Page><Page Number="180">larnaka şehitler anıtı (iskele) yenierenköy şehitler anıtı (yenierenköy) 171  i s k e l e ' d e k i l a r n a k a şehitler anıtı, 1963-1976 y ı l l a r ı a r a s ı n d a bağımsızlık, özgürlük ve vatan uğruna şehit düşen 19 larnaka'lı için 27 nisan 1998 tarihinde iskele belediyesi taraf ından yaptırılmıştır. her yıl 23 aralık tarihinde devlet töreni yapı lmakta ve şehitlerimiz anılmaktadır. 1958-1964 yılları arasında rumlar erenköy bölgesinde p u s u y a d ü ş ü r d ü k l e r i savunmas ı z 10 tür kü acımasızca öldürdüler. 06 ağustos 1964 yılında ise  grivas yönetimindeki rum ordusu erenköy'e saldırır. bu saldırıya ellerindeki yetersiz silah ve mühimmata rağmen kahramanca karşı koyan mücah i t l e r imi z , direnişi 4 gün sürdürür. rum'un asker ve silah bakımından üstün olduğu, mücahitlerimizin ise her bakımdan yetersiz olduğu halde kahramanca yaptığı bu savaşa dillirga savaşları da denilmektedir. bu savaşta başta pilot yüzbaşı cengiz topel olmak üzere 13 kişi şehit olurken 4 kişi de kayıp olmuştur. her yıl bu şehitlerimiz için 8 ağustos tarihinde erenköy'de (kokkina) devlet töreni yapılmaktadır. yenierenköy'deki anıt'ta tören yapılmamaktadır.   anıtlar ve büstler</Page><Page Number="181">172 çayırova (lefkara) şehitler anıtı kaleburnu şehitler anıtı ve süleyman gül büstü ( kaleburnu) çayırova (lefkara) anıtı, 15 kasım 1967'de güney'de geçitkale (köfünye)- boğaziçi (aytottoro) köylerine rumlar tarafından yapılan saldırı sonrası geçi tkale (köfünye) köyünde şehit olan 7 lefkara'lı anısına yaptırılmıştır.  1963 olaylarının başlamasıyla köylerinden ayrılmak zorunda kalan lefkara türk halkı en güvenli yer olarak gördükleri geçitkale köyüne göç ettiler. 15 kasım 1967 tarihinde geçitkale'ye saldıran rumlar; 4 boğaziçi, 13 geçitkale ve 7 de lefkara köylüsü olmak üzere 24 kişiyi şehit etmişlerdir. şu an şehitlerimizin mezarları güneyde geçitkale (köfünye) köyü’ndeki şehitlikte bulunmaktadır. bu şehitler anıtı 1984 yılında devlet ve köylü işbirliği ile yapılmıştır. köylüler her yıl 15 kasım tarihinde sade bir tören yaparak şehitlerini anmaktadırlar. y ü z y ı l l a r d ı r t ü r k varlığını korumuş kaleburnu köyü, diğer türk köyleri gibi özgürlük ve bağımsızlık için hiç yılmadan mücadele etmiş, bu uğurda 3'ü 1963 yılında, 3'ü 20 temmuz 1974 mutlu barış harekâtı sırasında ve 1'i de 1974 sonrası vatani görevini yaparken olmak üzere toplam 7 şehit vermiştir. bu şehitler anısına köyde bulunan okul avlusuna bir şehitler anıtı dikilmiştir.</Page><Page Number="182">fikret yağcıoğlu büstü (ergazi)  hakim zeka bey büstü (balalan) 173 17 ocak 1934-23 aralık 1993 yılları arasında yaşamış fikret yağcıoğlu, ergazi güven spor kulübü kurucular ındandı r. köylüleri ölümüne müteakip köyüne yapt ığı hi zmet ler anısına spor kulübü önüne büstünü yaptırmıştır. hakim mehmet zeka bey kıbrıs türkü’nün bağrından çıkmış, 15 ocak 1903-28 mayıs 1984 yılları arasında yaşamıştır. hakim mehmet zeka bey, kıbrıs türkünü dış ülkelerde en iyi şekilde temsil eden bir hukuk adamıdır. av r upa i nsan hak l a r ı mahkemesi baş hakimliği’ne kadar yükselmiştir.</Page><Page Number="183">iskele ikon müzesi (iskele) 174   müzeler  bugün ikon müzesi olarak kullanılan kilise xıı. yüzyılda tek sahınlı ve kubbeli olarak inşa edilmiştir. yan duvarlarında kemerleri bulunuyordu. bu kilise tipi kıbrıs'ta xıı. yüzyıldan itibaren görülmektedir. bu orijinal yapıya xv. yüzyılda kuzeyden   tonozlu bir sahın ilave edilmiştir. batı kısmındaki ilavenin ise daha sonraki bir tarihte olduğu tahmin edilmektedir.  kilise, 1804 yılında ise tamamen elden geçirilip tamir edilmiştir. kuzeydoğu köşesindeki modern çan kulesinde görülen oymalı mermer levha muhtemelen orijinal ikonastasisten alınmış bir korkuluk parçasıdır. kilisede erken xıı. yüzyıldan kalma duvar resimlerinin çoğu bugün muhafaza edilmekte olup bu resimler 1966 yılında temizlenmiş, tonozlar üsten harçla kapanmış, güney duvarındaki girinti içerisinde görülen ve yine xıı. yüzyıla ait olan duvar resimleri ise 1967 kasımında açığa çıkarılmıştır. kilise, kktc eski eserler ve müzeler dairesi’nce dünya müzeler haftası’na düşen 23 mayıs 1991 tarihinde iskele ikon müzesi olarak hizmete açılmıştır.</Page><Page Number="184">apostolos andreas manastırı (zafer burnu) 175 st. andreas manastırı, “mucizeler  yaratan” , “rüzgarın hakimi” ve “yolcuların koruyucusu ” olan apostolos andreas'a  adanmıştır. bir balıkçı olan andreas, isa tarafından hristiyanlığı yaymak için papazlığa çağrılır. efsaneye göre, andreas kudüs'e bir yolculuk yapmaktadır, kaptanın gözü kördür ve yolculuk sırasında suları biter. andreas, kaptanın gözlerini tedavi eder ve bugünkü manastırın olduğu yerde su bulur. kaptan andreas’ı ödüllendirmek istese de o bunu kabul etmez. bundan etkilenen kaptan ve mürettebatı, hristiyanlığı benimser. bugün bu manastır, hem kıbrıslı türkler, hem de rumlar tarafından kutsal sayılıyor ve apostolos andreas özellikle göz hastalıklarını tedavi eden bir aziz olarak biliniyor. manastıra gelemeyenlerse adaklarını başka bir yol la gerçekleştiriyorlar. bir şişeye zeytinyağı koyup, en yakın yerden denize atıyorlar. inanışa göre, rüzgarlara hükmeden aziz, zeytinyağıyla dolu şişeleri er ya da geç manastırdaki rahiplere ulaştıracaktır. manastır avlusundaki büstte, bugünkü manastırın papa loannis oicoromus tarafından 19. y.y.da yaptırıldığı kayıtlıdır.</Page><Page Number="185">176   tarihi eserler  kantara kalesi (kantara) girne dağları üzerindeki üç kaleden en doğudaki, yaklaşık 700 met re yükseklikteki kantara kalesi, mesarya ovasını ve karpaz yarımadasına girişi kontrol edebilecek durumdadır. st. hilarion ve buffavento kaleleri gibi arap akınlarının sonrasında bizanslılar tarafından inşa edildiği tahmin edilse de, yazılı kaynaklarda ilk kez aslan yürekli richard'ın kıbrıs'ı ele geçirdiği 1191 yılında kaleden söz edilmektedir. sahtekârlıkla kendini kıbrıs kralı ilan eden ısaac comnenus, richard'ın emrine giren eski filistin kralı guy de lusignan'a yenilince bu kaleye sığınır. kaçmaya çalışırken yakalanıp, karpaz bölgesinde esir edilir. kalenin adı lüzinyan ve venedik devirlerinde duyulmaktadır. bu devirlerde bir çok savaşa sahne olmuştur. kale, cenevizlilerin 1373'te lefkoşa ve mağusa'yı işgal etmelerine rağmen, kral ı. peter taraftarlarının elinde kalmıştır. kıbrıs kralı ı. peter'in kardeşi prens john'un, cenevizlilerin elinde tutsak iken kaçarak kaleye sığındığı bilinir. kale, 1391 yılında kral james tarafından surlarla çevrilir . venediklilerin adayı ele geçirmesinden sonra, denizden uzak diğer kaleler gibi bu kale de askerden arındırılarak eski önemini yitirir. kalede; savunma yeri, asker odaları, su sarnıcı, tonozlu odalar, işaret kulesi gibi bölümler bulunur.</Page><Page Number="186">177 ay trias bazilikası (sipahi) ay philon kilisesi (dipkarpaz) karpaz bölgesinde sipahi köyü’nün yanı başında bulunan erken  hristiyanlık dönemi kalıntılarındandır.   a d a d a h r i s t i y a n l ı ğ ı n yayılmasıyla inşa edilen bazi l ika bugün oldukça harap durumdadır. bazilikanın mozaik ile kaplı olan döşemesi geometrik, yaprak ve haç motifleri ile bezenmiştir. bu mozaiklerin papazın yardımcılarından olan heracios tarafından yapıldığı mozaikler üzerindeki yazıtta kayıtlıdır. d i p k a r p a z kö y ü ’ n ü n kuzeyinde bulunan ayios philon kilisesi 10. y.y.dan beridir iyi korunmuştur. yanı başındaki kırmızı, beyaz ve gri mozaiklerden  oluşan kaldırım ve sütun kalıntıları 5. yüzyıldan bir bazilikaya aittir. bu, karpaz sakinlerini hristiyanlığa çeviren piskopos philon'un orijinal kilisesidir.</Page><Page Number="187">178 kastros afrodit tapınağı (zafer burnu) kanakaria (panaya) manastırı ve kilisesi ar aş t ı rma l a r, za f e r burnu’nun güneyindeki rüzgardan korunmuş minik koyda, neolitik dönemde ve i.ö. 6000 – 5 8 0 0 y ı l l a r ı n d a , insanların balıkçılıkla geçindikler i , kast ios olarak anılan, küçük bir yerleşme yerinin var olduğunu göstermiştir. obsidyen (volkanik bir t a ş ) b u l u n t u l a r arkeologların bu insanların anadolu'dan geldikleri veya anadolu ile ilişkilerinin olması gerektiğini düşünmelerine yol açmıştır. dünyadaki en eski afrodit tapınakları’ndan biride bu bölgede yer almaktadır. ancak 1974 öncesi tepeye nöbet kulübeleri inşa eden rumlar tarafından burası talan edilmiştir. buraya 2005 yılında özgürlüğün ve bağımsızlığın simgesi tc ve kktc bayrakları dikilmiştir. boltaşlı köyü’nün girişin-deki kilise bizans dönemi yapısının büyütülmesiyle oluşturulmuştur. kanakaria (panaya) manastırı ve kilisesi duvar mozaikleriyle ünlüdür. köy girişinde anayolun solundadır. eski eser nitelikli olup koruma altına alınmıştır.</Page><Page Number="188">179 mehmetçik (galatya) camisi (mehmetçik) bulusa manastırı (ağıllar) mehmetçik (galatya) camisi kesme taştan yapılmış kare planlı bir yapıdır. yapım tarihi 19. yüzyılın son çeyreğine denk gelmektedir. 1972 yılına kadar caminin batı girişinde 1860 veya 1862 tarihli eski türkçe bir yazının bulunduğu fakat camide yapılan tadilatlar e s n a s ı n d a b u y a z ı n ı n kaybolduğu kaydedilmektedir. evkaf arşiv belgelerinden alınan bilgilere göre caminin olduğu yerde bir kilisenin olduğu, 1860 – 1862 yıllarında bu kilisenin yıkılmasıyla buraya cami yapıldığı, caminin yapımına konya'dan gelip köye yerleşen köyün muhtarı ve köyün ileri gelen zenginlerinden raşit efendi'nin önayak olduğu belirtilmektedir. cami hareminin güney duvarında kenarları alçıdan yapılmış ve üçlü defne dalı motiflerine bezenmiş bir mihrap bulunmaktadır. caminin kuzeybatı köşesine bitişik olan tek şerefeli minare kesme taştan yapılmıştır. şerefenin taş korulukları kabartma olarak geometrik, çiçek, ay yıldız ve benzeri motiflerle bezenmiştir. kent ile taşra mimarisinde ender görülen güzel bir taş işçiğine sahip olması nedeniyle kıbrıs'taki osmanlı-türk mimarisinde ayrıcalıklı bir yeri de vardır.  ağ ı l l a r köyü ’ nün 3 km. doğusunda, yanında 500 yıllık korumaya alınmış bir selvi ağacı bulunmaktadır. yanı başında ise akan bir pınar vardır. yolu asfalt yapılmıştır. yerli ve yabancı birçok turist burayı ziyaret etmektedir.</Page><Page Number="189">180 bölgenin önemli ekonomik değerleri kıbrıs türk petrolleri petrol dolum tesisi (ktp) ile son yıllarda özel bir müteşebbis tarafından açılan ikinci bir dolum tesisi olan altınbaş petrol (alpet), iskele-boğaz'da faaliyetlerini sürdürmektedir. bunun yanı sıra aynı güzergah üzerinde faaliyet gösteren kktc için çok önemli bir tesis de boğaz endüstri ve madencilik ltd. (bem) çimento fabrikasıdır. buradan tüm kktc sathına çimento dağıtımı ve satışı yapılmaktadır. yine aynı bölgede bu tesislerin ve civar köylerin elektrik ihtiyacının karşılanması ve girne'deki teknecik elektrik santrali’nin rahatlaması amacıyla kurulan kalecik elektrik santrali ve elektrik trafo merkezi bulunmaktadır. iskele ve karpaz bölgesinde yetişen zeytinlerin değerlendirilip işlenmesi amacıyla mehmetçik'te mehmetçik yağ fabrikası, çayırova'da diner un ve yağ fabrikası yöreye büyük hizmetler vermektedir. bunun yanı sıra tüm adanın harnup alım ve işleme yeri de yine aynı güzergah üzerindeki harnup ürünleri işletmesidir. bölgenin geçim kaynaklarından birinin de hayvancılık olması nedeniyle hayvanlardan alınan sütlerin değerlendirildiği akgöl hellim fabrikası da yenierenköy'de faaliyetlerini sürdürmektedir. yine çayırova köyü’nde kıyıdan 2 km. açıkta kurulan çipura balık çiftliği ürettiği balıklarla iç pazarımızın büyük bir ihtiyacını karşılamaktadır.  kuzey kıbrıs'ta yapılan en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan anfora alışveriş merkezi iskele'nin hemen girişinde 13 bin metrekarelik bir alana kurulmuş olup, içerisinde 40 adet işyeriyle hem bölge halkına, hem de turistlere hizmet vermektedir.</Page><Page Number="190">181 bölge halkının ihtiyacını karşılayan ekmek fabrikaları da bulunmaktadır. bunların en büyüğü mehmetçik-pamuklu arasında bulunan karpaz bakery ekmek fabrikasıdır. bölge halkına iletişim konusunda (radyo-tv) hizmet veren brtk'nin kantara ve iskele'de tesisleri bulunmaktadır.  iskele'den dipkarpaz zafer burnuna kadar uzanan b ö l g e d e k i e n ö n em l i yatırımlar, turizm alanında, bafra turizm bölgesi'nde üç yıl önce inşaatına başlanan ve kısa süre içerisinde faaliyete geçen, 160 bin metrekare alana kurulmuş, 2.200 yatak kapasi tel i , yüzde yüz yerli sermayeli  kaya ar t emi s reso r t ; ü l k e m i z i n e n b ü y ü k tesislerinden birisidir. ayrıca bafra turizm bölgesinde deniz suyundan içme suyu elde etme tesisi, pis su arıtma tesisi, elektrik trafo merkezi, telefon santrali bulunmaktadır. bunun yanı sıra kumyalı'da inşaatı devam eden ve yakın bir gelecekte hizmete girmesi planlanan the nitovikla garden oteli, hem yerli hem yabancı turistlere, bölgenin bakir kumsallarını, eşsiz doğal güzelliklerini ve kendine has kül türünü keşfetmeleri için fırsat yaratacaktır. bölgede yürütülen bir diğer yatırımda yenierenköy'de yapılmakta olan yat limanı  (marina)  ile iki adet beş yıldızlı hotel projesidir.</Page><Page Number="191">182 ayrıca önümüzdeki yıllarda istanbul teknik üniversitesi  yenierenköy merkezli kampus oluşturup yüksek eğitim öğretim alanında ülkemizde hizmet vermeye başlayacaktır.  i ske l e bö l ges i nde ekonomik katkısı yüksek olan balıkçı barınakları da b u l u n m a k t a d ı r . b u b a r ı n a k l a r g e n e l d e yörenin insanlarının geçim kaynak l a r ı ndan o l an balıkçıların, teknelerini b ü y ü k d a l g a l a r d a n korumak için sığındıkları koylardır. bölgemizde, k u m y a l ı , b a l a l a n , yenierenköy, dipkarpaz, bafra, kaplıca ve iskele boğaz'da balıkçı barınakları bulunmaktadır. en büyüğü iskele-boğaz, en eskisi ise balalan balıkçı barınağıdır. burasının yıllar önce türkiye'den gelen gemilere balalan ve çevre köylerden kesilen ağaçların yüklendiği  liman niteliğinde kullanıldığı, balalan köyü yaşlılarınca dile getirilmektedir.</Page><Page Number="192">183  bölgenin coğrafi yapısı  iskele ilçesi mülki yönetim yapılanması uyarınca, iskele'de ilçe kaymakamlığı ve iskele bucak kaymakamlığı, mehmetçik bucak kaymakamlığı ve yenierenköy bucak kaymakamlığı (faal değil) ile 43 yerleşim merkezinde 48  muhtarlık bulunmaktadır. iskele, mehmetçik, büyükkonuk, yenierenköy ve dipkarpaz yerleşim yerlerinde belediye başkanlıkları bulunmaktadır. bu belediyeler kendi yerleşim yerinin civarındaki bazı köylere de hizmet vermektedir. ayrıca bölgemizde 30 haziran–10 temmuz tarihleri arasında iskele festivali, 01-10 ağustos tarihleri arasında mehmetçik festivali, aralık ayının ilk haftasında şht. menteş zorba'yı anma koşusu, mart ayı içerisinde avtepe'de medoş lalesi festivali yapılmaktadır. bölgemizde 2 anaokulu, 13 ilkokul, 4 ortaokul ve 4 lise bulunmaktadır. yenierenköy'de bulunan hayati güven kapalı spor salonu ve iskele'deki iskele kapalı spor salonu yöredeki etkinliklerde büyük önem arz etmektedir. bölgemiz kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin doğusunda, iskele'den zafer burnu’na kadar uzanan, uzun bir deniz kıyısına sahiptir. tarihi eserleri yönünden oldukça zengin olan bölge özellikle  apostolos  andreas  manastırı  ve  altın  kumsalı ile</Page><Page Number="193">184  tanınmaktadır. altın kumsal dipkarpaz yarımadasında tertemiz, el değmemiş doğa harikası masmavi denizi ile bölgeye turist çekmeye devam etmekte ve deniz kaplumbağalarına ev sahipliği yapmaktadır. ayrıca dipkarpaz'ın kuzey bölgesinde, kıbrıs'ın kendine özgü yabani eşeklerinin bulunduğu bölge koruma alanı ve milli park olarak ilan edilmiştir. doğanın bakir kalması ve var olanı korumak için devlet ile bölge halkı el ele çalışmalar başlatmıştır. bunun en güzel örneği pilot bölge olarak seçilen iskele ve büyükkonuk yerleşim merkezleridir. büyükkonuk'ta agro, eko turizm ve organik tarım (ilaçsız ve gübresiz doğal ortamda sebze ve meyve yetiştiriciliği) çalışmalarına başlanmıştır. pansiyon turizmini geliştirmek için tarihi değeri olan eski evlerin bakım ve restoresi yapılarak, ülke turizmine ve ekonomisine katkı konmaya çalışılmaktadır. bu amaç için büyükkonuk yerleşim merkezinde karpaz turizm danışmanlığı oluşturulmuştur. iskele'de ise doğal hayat bilgi merkezi kurulmuş ve iskele'nin güney doğusundaki kayalık alanda nesli tükenmek üzere olan bitkiler koruma altına alınmıştır. sergi odasında ise kktc ve gkry'ni kapsayacak şekilde endemik bitki ve hayvanların resim ve tanıtım kitapçıkları bulunmaktadır. merkezdeki görevliler ziyaretçilere bilgi vermektedir. kışın ve ilkbaharda yerli ve yabancı pek çok bilim adamı doğal hayat bilgi merkezine gelerek çevredeki endemik bitkiler üzerinde çalışma yapmaktadır. bölge halkı genelde hayvancılık ve tarımla uğraşmaktadır. ürün olarak bölgede arpa, buğday, zeytin, harup, vigo ve nohut üretimi ilk sırayı almaktadır. bunun yanı sıra üzüm, patates, karpuz, incir ve kavun da yetiştirilmektedir.</Page><Page Number="194">185  önemli telefonlar  alo sivil savunma    101  svl.svn.iskele blg.md.lüğü   3712747-48-49   iskele ilçe kaymakamlığı   3712313-2039   mehmetçik bucak kaymakamlığı  3755074   iskele belediye başkanlığı   3712642-2521   büyükkonuk bld. başkanlığı   3832091   mehmetçik bld. başkanlığı   3755090/91   yenierenköy bld.başkanlığı   3744399   dipkarpaz bld. başkanlığı   3722234-91   iskele polis müdürlüğü    3713741/44 3713749/50 iskele merkez polis karakolu    3713741/44 3713749/50 dipkarpaz polis karakolu   3722344-46   ziyamet polis karakolu   3812325-26   yeşilköy itfaiyesi    3744321   iskele sağlık merkezi    3712319   mehmetçik sağlık merkezi   3755076   yenierenköy sağlık merkezi   3744333   dipkarpaz sağlık merkezi   3727184  svl.svn.iskele blg.md.lüğü  3712747-48-49   iskele ilçe kaymakamlığı   3712313-2039   mehmetçik bucak kaymakamlığı 3755074</Page><Page Number="195"></Page><Page Number="196"></Page></Pages></Search>